KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1387 E., 2025/6294 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1471 Esas, 2025/75 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/689 E., 2024/314 K.
Karar Metni
902 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeleri davacı ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalının icra dosyasına itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davacı tarafın müvekkilinin hangi krediden sorumlu olduğunu ve sorumluluk miktarını ve kefalet tarihini belirtmediğini, dava konusu olayda geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını, davacı tarafın dava konusu alacak miktarının likit olmadığını savunarak davanın reddini, icra takibinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacı banka ile ...
Limited Şirketi arasında 21.02.2013 tarihinde ve 25.05.2013 tarihinde kredi genel sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşmelere davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığı, kefalet sözleşmelerinin yasada aranan şartları taşıması nedeniyle geçerli olduğu, bu nedenle davalı borçlunun sözleşmeden kaynaklı borçtan dolayı sorumlu olduğu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın 19.10.2017 tarihinde kat edilerek davalıya banka tarafından 20.10.2017 tarihinde ihtarname keşide edilip borcun 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin borçluya 23.10.2017 tarihinde tebliğ edildiği,
keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması nedeniyle davalının 02.11.2017 tarihinde temerrüde düştüğü ve davacı banka tarafından 09.01.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip tarihindeki alacak miktarının belirlenmesi için alacak yönünden hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar geçen süre için sözleşmede belirlenen akdi faiz uygulanıp temerrüt tarihinden takip tarihine kadar ise temerrüt faizinin uygulanması gerektiği,
taraflar arasında akdedilen sözleşmede borcun vadesinde ödenmemesi halinde bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında gecikme faizinin uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacı bankanın ihtar tarihi itibariyle uyguladığı faiz oranının %23 olduğu,
buna göre temerrüt faizinin %46 olarak dikkate alınması gerektiği, imzaya itiraz hakkını saklı tutarak borca itiraz eden davalının, yargılama sırasında genel kredi sözleşmelerinin celp edilmesinden sonra imzalar konusunda beyanda bulunmak üzere isticvabına, gelmediği takdirde imzanın kendisinden sadır olmuş sayılacağına yönelik ara karar kurulduğu ve bu hususta meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davalı duruşmaya katılmadığı gibi imzanın kendisine ait olmadığı yönünde de beyanda bulunmadığı, dolayısıyla imzaya açıkça bir itirazının bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin yasada aranan geçerlilik şartlarını taşıdığı,
davalının takibe itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının Erzurum 5. İcra Müdürlüğünün 2018/473 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin 1790 numaralı kredi yönünden 230.226,14 TL asıl alacak, 20.395,06 TL temerrüt faizi, 1.109,44 TL BSMV olmak üzere toplam 251.730,64 TL, 5613, 5331, 4873 numaralı krediler yönünden 246.576,73 TL asıl alacak, 22.181,83 TL temerrüt faizi, 1.076,62 TL BSMV, 5.082,50 TL masraf olmak üzere toplam 274.907,68 TL, teminat mektubu borcu yönünden 800.000,00 TL asıl alacak, 93.766,67 TL temerrüt faizi,
4.688,33 TL BSMV olmak üzere toplam 898.455,01 TL, BCH kredisi yönünden 94.662,78 TL asıl alacak, 9.164,64 TL temerrüt faizi, 458,33 TL BSMV olmak üzere 104.285,75 TL üzerinden devamına, fazlaya dair talebin reddine, takipte asıl alacak tutarlarına %46 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, asıl alacağın %20'sine tekabül eden 274.291,13 TL tutarında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup icra takibinde dayanılan sebebin değiştirilemeyeceği gibi icra takibine vaki itiraza ayrıca ve açıkça konu edilmeyen imza inkarı yönünden yargılama sürecinde de cevap dilekçesi ile imzayı inkâr etmeyen davalının, ıslah ile imzaya itirazını öne sürmesinin mümkün olmadığı,
kaldı ki mahkemece çıkartılan isticvap davetine davalı tarafından mazeretsiz iştirak edilmediği gibi İlk Derece Mahkemesince verilen 15.11.2019 tarihli gerekçeli karara yönelik istinaf başvurusunda bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmadığı, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olup hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazı iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1387, K. 2025/6294, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama