KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1408 E., 2025/6295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/37 Esas, 2025/59 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2022/176 E., 2024/168 K.
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin keşideci/borçlu, davalı ...'in ise alacaklı olduğu 21.06.2022 vadeli 250.000,00 bedelli bono, 25.06.2022 vadeli 250.000,00 TL bedelli bono ve 04.07.2022 vadeli 275.000,00 TL bedelli bonolardaki imzaların davacı şirket yetkilisi ... 'a ait olmadığını ileri sürerek şirketin borçsuzluğun tespitini talep etmiş, 21.06.2022 vadeli bononun ödenmesi nedeniyle 250.000,00 TL’nin ödeme tarihi olan 23.06.2022'den itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan istirdadını istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; bonoların düzenlendiği tarihte ... ve ...'ın şirketi temsile yetkili olduklarını, ...'in borç vermesiyle şirket yetkilisi ... tarafından bonoların imzalanıp verildiğini, borçtan davacı şirketin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senedi hükümden düşürecek muteber delil ve belge sunamadığı, senedin nakden tanzim edildiği, sebepten mücerret olduğu, senedin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının senetten doğan alacağın bulunmadığı anlamına gelmediği, davacının dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı anlaşıldığından davacı tarafından davalıya yemin teklif de edilmediği, ayrıca davacı vekilinin imzaya ilişkin itirazları yönünden yapılan incelemede; dava konusu senetler üzerinde davacı şirketin kaşesinin bulunduğu,
senetler üzerinde keşide tarihinde davacı şirket yetkilisi ... tarafından her ikisi de şirket kaşesi dışına atılmış olan iki ayrı imzanın mevcut olduğu, imzaların şirket yetkilisi ...'a ait olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda imzaların birinin şirket adına, diğerinin ... adına atıldığının kabulü gerektiği, davaya konu edilen bonolardan dolayı davacının da sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ortağı ...'ın bonoların düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili olduğu, yargılama sırasında tanık olarak bonolardaki imzaların kendisine ait olduğunu beyan ettiği, tarafların bu konuda bir itirazının da olmadığı, şirket yetkilisinin yetkili olduğu dönemde şirket adına onun kaşesini de basarak iki imza ile düzenlediği bonodan davacı şirketin sorumlu olduğu, temsile yetkili olan kişinin şirket adına gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin geçerli bulunduğu,
bunun aksini iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerektiği, buna ilişkin dava kapsamında bir ispat yapılamadığı, imzaların şirketi bağlaması için kaşe üzerine atılması zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1408, K. 2025/6295, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama