KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1422 E., 2025/6226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2361 Esas, 2024/2046 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/912 E., 2021/518 K.
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %40 oranında ortak olduğunu, diğer ortakların müvekkiline karşı tavır takındıklarını ve davacıyı şirketten dışladıklarını, müvekkiline kâr zarar bilgisi verilmediğini, diğer iki ortağın hakedişlerini hemen almalarına rağmen müvekkiline uzun süreden beri hiç ödeme yapılmadığını, şirkette çalışan davacının eşinin ve davacının işyerindeki yardımcı personelinin, davacının görüşü alınmadan işten çıkarıldığını ve kendisine yeni bir yardımcı personel verilmediğini, müvekkilinin katılımı sağlanmadan yapılan 25.06.2018 tarihli genel kurulda müvekkilinin ihracına ilişkin karar aldıklarını,
müvekkilinin şirketten ayrılması için haklı nedenlerin oluştuğunu, ayrıca şirket kurulurken, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca ortaklardan herhangi biri ortaklıktan ayrılmak isterse 140.000,00 euro talep edebileceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek haklı nedene dayalı olarak müvekkilin ortağı bulunduğu davalı şirketlen ayrılmasına izin verilmesine, sözleşmedeki 140.000,00 euro ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 641. maddesi gereğince hesaplanacak ayrılma akçesinden hangisi yüksekse onun çıkma payı olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevabında; karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, şirketin genel kurullarının davacının katılımı ile yapıldığını ve usule uygun olduğunu, davacının ödemelerini almadığı iddisının doğru olmadığını, tüm ortakların Mart 2018 tarihine kadar tüm hakedişlerini aldığını, ancak davacının şirket kasasından şirket yetkililerine bilgi vermeden para alması nedeniyle 3 ortağa yapılacak ödemelerin bir süre durdurulduğunu, davacının ortaklık ilişkisine sığmayacak davranışlarda bulunduğunu, iddiaların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı dava dilekçesi ile,
davacı-karşı davalının şirket kasasından farklı zamanlarda birden fazla kez yetkililere haber vermeden para aldığını, şirket kayıtlarına girmeden hasta muayene edip elden tahsilatlar yaptığını, davacının ayda bir kez bir hafta yurt dışına gittiğini ve orada da diş hekimliği yaptığını, haksız rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirket hastalarının tedavileri bekletilerek mağdur edildiğini, bazı hastalara uygulanmayan tedavileri uygulanmış gibi gösterdiğini ve fazla işlem görmesi gereken tedaviler uyguladığını sisteme kaydederek şirket cirosundan fazla ödeme almak suretiyle şirketi zarara uğrattığını,
asılması yasaklanan sertifikaları duvarından indirmeyerek şirketin uyarılmasına neden olduğunu, davacının işleyişe engel olmak için toplantı yahut imza atması gereken tutanakları imzalamadığını, şirket personeline kötü davrandığını ileri sürerek karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (ATM) 2020/598 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, 10.02.2021 tarih ve 2020/598 E. 2021/129 K. sayılı karar ile, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmemesi nedeniyle 06.04.2021 tarihinde kesinleştiği, davacının, davalı şirket ortaklığından çıkma, davalı tarafın ise davacının şirket ortaklığından çıkarılma taleplerinin konusuz kaldığı,
bu talepler yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, dinlenen tanıkların beyanlarından taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, bunda her iki tarafın da eşit kusurlu olduğu anlaşıldığından tarafların eşit kusurlu kabul edildiği ve dolayısıyla çıkma ve çıkarılma koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından her iki tarafın bu konudaki talebinin rededildiği kabul edilerek bu taleple ilgili olarak her iki taraf lehine vekâlet ücretine hükmolunduğu,
davacı vekili müvekkilinin ayrılma akçesinin Ortaklık ve Hekim Sözleşmesi uyarınca 140.000,00 euro olduğuna hükmedilmesini istediğinden bu hususta inceleme yapıldığı sözleşmenin o tarihte hissedar olan ortaklar arasında imzalandığı, şirket adına imzanın bulunmadığı ve şirket ana sözleşmesine eklenmediği,
dolayısıyla bu sözleşmenin şirkete sonradan hissedar olan ortakları ve şirketi bağlamayacağı, bu nedenle davacı vekilinin müvekkilinin çıkma payının 140.000,00 euro olduğuna hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının ortaklıktan çıkma ve davalı-karşı davacının ortaklıktan çıkarılma davalarının konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl davacının çıkma payı 140.000,00 euronun tahsiline ilişkin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, haklı nedene dayalı olarak davacının ortağı bulunduğu davalı şirketten ayrılmasına izin verilmesi, sözleşmedeki 140.000,00 euro ile kanuna dayalı olarak hesaplanacak ayrılma akçesinden hangisi yüksekse onun çıkma payı olarak tahsiline karar verilmesi; karşı dava ise, haklı nedene dayalı olarak davacı-karşı davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1422, K. 2025/6226, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama