KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1481 E., 2025/6629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2237 Esas, 2024/1970 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/176 Esas, 2021/271 Karar
Karar Metni
713 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Adana'da oldukça bilinen ve birçok şubesi bulunan, ürünleri ile ün salmış tanınan bir marka olduğunu, müvekkili şirketin kuruyemişçilik faaliyetleri kapsamında kendi tasarım ürünleri olan teşhir kovası ve teşhir standını kullandığını, söz konusu tasarımların 31.12.2012 tarihinde yapılan başvurular neticesinde tescil edildiğini,
davalı/karşı davacının da aynı stand ve kovaları kullanması üzerine müvekkili şirketin davalı/karşı davacıya tecavüzün sona erdirilmesi için ihtarname gönderdiğini ancak davalının tecavüz niteliğindeki eylemlere devam ettiğini ileri sürerek müvekkili şirket adına tescil edilen ürünlerle iltibas oluşturan ürünlerin tespiti ile bu ürünlerin piyasaya sunulması, satışının yapılması, kullanılması, teşhir edilmesi vb tecavüz niteliğindeki fiilerin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacı/karşı davalı tarafından açılan davanın hukuki dayanağının olmadığını, davaya konu tasarımların piyasada bilinen anonim ürünler olduğunu, bu ürünlerin külek (tahta kova) olduğunu, tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurları olan özgün bir tasarım niteliği taşımadığını savunarak asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ise davaya konu tasarım tescilinin incelenmeksizin tescil edildiğini, tescil edilen ürünlerin yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinin bulunmadığını, bahse konu ürünlerin külek diye tabir edilen tahta kovanın aynısı olduğunu, sadece ebat farklılığı bulunduğunu ileri sürerek dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından davalının işyeri olarak belirtilen adresinde yapılan incelemede bulunan ürünlerin geleneksel adıyla külek olarak bilinen teşhir kovalarıyla benzerlik taşıdığı, yine bu ürünlerin renk, şekil, desen, yapı malzeme ve işlemeler bakımından davacı-karşı davalı adına tescilli tasarımlarla iltibas meydana getirecek şekilde benzerlik içermediği, davacı-karşı davalı tarafından dosyaya sunulan fotoğrafların davalıya ait iş yerinde çekildiğinin sabit görülmediği,
davacı-karşı davalı adına tescil edilmiş tasarımların, davacı-karşı davalının izni ve yetkilendirmesi dışında ve/veya usulüne uygun bir sözleşme, lisans hakkı olmaksızın veya bu tasarımların taklit edildiği veya bilmesi gerektiği halde davalı-karşı davacı tarafından kasten satışa arz edildiğinin kesin ve şüpheden uzak bir şekilde tespit edilmesinin dosyadaki mevcut deliller ile mümkün olmadığı,
somut durumun mevcut haliyle tasarım hakkı sahibine doğan hakları vermek için yeterli kabul edilemeyeceği, karşı dava bakımından ise dava konusu "teşhir kovası" konulu tasarım renk, şekil, desen yapı malzeme ve özellikle kenarlarındaki bakır işlemeleri bakımından, külek adıyla bilenen tahta kovalardan ve standart türevlerinden farklılık arz ettiği, SMK'nın 56. maddesine belirtilen "yenilik ve ayırt edicilik" unsurunu taşıdığı,
sonuç olarak davalı adına tescilli tasarımların tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yer olmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalı kullanımlarının davacı adına tescilli tasarıma tecavüz ettiği iddiasına dayanan tecavüzün önlenmesi ve haksız rekabetin tespiti, karşı dava ise davacı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığı iddiasına dayanan tasarım hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1481, K. 2025/6629, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama