KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1497 E., 2025/5499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/106 Esas, 2024/870 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
921 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...
Petrol Yatırımları A.Ş.'de %99,98 hissesi olduğunu, bu şirket lehine intifa tesisinin ardından taraflar arasında 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, Rekabet Kurumu düzenlemeleri nedeniyle müvekkilinin de dahil olduğu bir protokol düzenlendiğini, ardından davacı ve davalı arasında otogaz bayilik sözleşmesi imzalandığını, buna dayanılarak davalının taraflar arasındaki sözleşme gereğinin yerine getirmesinin defaetle istendiğini, davalıya LPG bayi olarak faaliyete geçmesini ve ürün alımına başlaması için ihtarda bulunduğunu, davalının ihtarı dikkate almadığını, üzerine düşen edimini yerine getirmediğini,
son durumda ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiğini, fesih ihtarnamesinin davalıya tebliğ edildiğini, 150.000,00 USD tutarındaki cezai şartın ve hesaplanacak kâr mahrumiyet bedelinin ödenmesi ihtarının bildirildiğini, ihtara rağmen davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek şimdilik 150.000,00 USD cezai şart ve 60.000,00 TL kâr mahrumiyetinin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vekiledeninin davacı yanın iddialarını dayandırdığı 18.09.2010 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinden öncesine dayanan bayilik sözleşmesi ile dava dışı ...
LPG Dağıtım A.Ş.'nin oto-gaz bayiliğini yaptığını, davacının, müvekkilinin başka bir şirketin oto-gaz bayiliğini yaptığını başından beri bildiğini, bu ticari ilişkiye vakıf basiretli bir tacir olarak müvekkili ile 2004 yılından bu yana en son 01.01.2011 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi çerçevesinde ticari ilişkisini aralıksız olarak bugüne kadar devam ettirdiğini, otogaz bayilik ilişkisinin fiilen hayata geçmediği,
davacı yanın otogaz satışı için ne teknik ne hukuki ne de ticari olarak hiçbir girişim veya talebi olmadığını, davacının 11.11.2013 tarihli ihtarnamesine kadar geçen 3 yıl 3 aylık sürede taraflar arasında otogaz bayilik ilişkisinin fiilen başlamamış olmasına rağmen ne sözleşmeyi fesih ettiğini, ne de uyarı çektiğini, sözleşmeyi fesih etmesinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, esasen vekiledeninin davacının taraflar arasında düzenlendiğini iddia ettiği 18.09.2010 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinden çok daha önce ...
LPG Dağ. Tic. ve San. A.Ş. ile otogaz bayilik sözleşmesi bağıtlandığını, davacının iddia ettiği 18.09.2010 tarihli otogaz bayilik sözleşmesinin hiçbir şekilde fiilen yürürlüğe girmediğini, cezai şart talep edilmesinin hakkın açıkça kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, kâr mahrumiyeti de istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin kabul edildiği, protokol ve sözleşme hükümleri uyarınca davacının cezai şart ve kâr mahrumiyeti taleplerinin yerinde olduğu, davacı yanın 150.000,00 USD cezai şart ve 60.000,00 TL kâr mahrumiyeti talebinin bulunduğu, 150.000,00 USD cezai şarta ilişkin talebin yerinde olduğu, ancak bilirkişi heyetinin 30.10.2024 tarihli raporuna göre;
davacının 17.11.2014-18.09.2015 tarihleri arasında 50.945,00 TL kâr mahrumiyeti isteyebileceği talep edilen 150.000,00 USD cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına neden olacağının tespit edildiği gerekçesiyle talep edilen cezai şartın takdiren %50 oranında tenkis edilmesi sonucunda cezai şarta ilişkin talebin kabulüne, 150.000,00 USD'nin %50 tenkisi sonucu 75.000,00 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
kâr mahrumiyetine ilişkin talebin kısmen kabulüne, 50.945,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmelerinden kaynaklanan cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağı talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı 150.000,00 USD tutarında cezai şart tazminatı ile 60.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağını talep etmiş olup, İlk Derece Mahkemesince 150.000,00 USD cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına neden olacağı, talep edilen cezai şartın takdiren %50 oranında tenkis edilmesi gerektiği belirtilerek 75.000,00 USD cezai şart alacağının ve 50.945,00 TL kâr mahrumiyeti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak Mahkemece, cezai şart miktarı bakımından kısmen kabul kararı verilmesine rağmen 150.000,00 USD cezai şart üzerinden vekâlet ücretinin hesaplanması ve yabancı paranın dava tarihindeki efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücreti hesaplanması gerektiği halde yabancı paranın karar tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/ 2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1497, K. 2025/5499, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama