KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1569 E., 2025/6299 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/850 Esas, 2025/126 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/103 E., 2023/66 K.
Karar Metni
682 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin toplum nezdinde "..." olarak bilinen muris ...in yasal mirasçıları olduklarını, davalılar adına kayıtlı 2020/... sayılı "... " ve 2020/... sayılı "..." ibareli markaların, davacı müvekkillerinin murisi ...'in toplum nezdinde bilinen, kitaplarında/eserlerinde yer alan ve yine muris hakkında yazılan makalelerde "..." ismi ile birebir aynı anlama gelen "..." ibaresini içerdiklerini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı 2020/... /... sayılı markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6 ve 6/9 hükümleri kapsamında hükümsüz kılınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; "..." lakaplı şahsın kanaat önderi olduğuna dair iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, internet arama motorlarına "..." isminin aratılması sonucunda şahsın kanaat önderi olduğuna dair hiçbir emarenin bulunmadığını, ... isimli şahsın 1998 yılında insanlara şifa dağıttığını söyleyerek bunun üzerine rant elde etmesi nedeniyle 1 yıl hapis cezası aldığını, davalı müvekkilinin markasının isminin annesinin adından geldiğini, müvekkilinin annesinin adının ... olduğunu, ancak toplumca kendisine "..." denildiğini, bu adın davacıların dilekçesinde belirttiği ... ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını,
.... ara motoruna "..." yazıldığında sadece müvekkiline ait web sayfalarının çıktığını, "..." yazılması halinde ise davacıların miras bırakanı ile ilgili haberler ve forum sayfalarının çıktığını, müvekkilinin markasının logosunun incelenmesi halinde etkin unsurun ... ibaresinden ziyade "..." ibaresinin olduğunu, müvekkillerinin logosundaki figürlerin farklılık içerdiğini, davalı müvekkillerinin başvurusunun kabul edildikten hemen sonra davacıların "..." ismi için başvuru yaptıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların tanınmışlık ve ün iddialarına dayanak olarak sunduğu bir takım vakıf faaliyetlerine ilişkin tutanak ve faturalar ile yazıldığı beyan olunan kitap ve albüm fotoğrafları, vefat sonrası sosyal medya hesabından yayınlanan teşekkür yazısı ile dar kapsamdaki haberlerin SMK 6/6 hükmü kapsamında davalının faydalanmayı umacağı toplumdaki geniş tanınmışlık ve ün olgularını doğrulamaya yeterli kabul edilemeyeceği, ayrıca davalı delillerine göre ise davacıların murisi hakkında çıkmış olan olumsuz haberlerin, davalının tescil amacının,
davacıların murisinin müstear adının tanınmışlığından yararlanmak olamayacağı iddiasını desteklediği, kaldı ki davacı yanın itiraz ve beyan dilekçelerinde örnek olarak sunduğu "..." "..." "...." "..." gibi müstear adların orijinal oldukları ve benzer yahut aynısının tescilinin tesadüf olarak algılanamayacağı, buna karşın davaya konu "..."/"..." isimlerinin Anadolu'da yaygın kullanıldığı, doğrudan tek bir kişiye çağrıştırmadığı,
örneğe konu müstear adlar gibi eşsiz ve orijinal kabul edilemeyeceği, davalıların Anadolu'da yaygın olarak kullanılan bir isim ve "ana" kelimesi ve şekil unsuru ile oluşturduğu markaların tescilinin kötüniyetli olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar, murisleri ...'in Alevi toplumunun kanaat önderi olduğunu ve toplum nezdinde "..." olarak bilindiğini, murisin mahlasının "... " olduğunu ileri sürmüş ise de, marka vekili bilirkişinin raporunda yer verildiği üzere davacı yanca ... ibaresinin yer aldığı deliller ve "... ." "ibareli kullanımlar incelendiğinde, bu ismin davacıların miras bırakanı ile ilişkilendirildiği sabit olmadığından SMK 6/6 hükmüne dayalı hükümsüzlük isteminin reddinin yerinde olduğu,
mevcut delil durumuna göre tescilde kötüniyetten de bahsedilemeyeceği, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1569, K. 2025/6299, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama