KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1673 E., 2025/6282 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1589 Esas, 2024/1830 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/9 E., 2022/215 K.
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli ve tanınmış birçok markanın sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer "..." ibaresini 2020/... sayı ile tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa davalı şirketin markasındaki görsel unsur artı şeklinde olup bu unsurun doğrudan "..." anlamına gelen müvekkil markasındaki "..." ibaresini çağrıştıracağını, kelime ve şekil unsuru içeren markalarda kelime unsurlarının her zaman ön planda olduğunu,
müvekkilinin markalarında yer alan diğer ibareler tali ve tanımlayıcı olduğundan karşılaştırmanın "..." ve "..." ibareleri arasında yapılması gerektiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, 5. sınıfta aynı ürünleri kapsadığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu, davalının başvurusunun, müvekkilinin markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın bilinirliğinden haksız yararlanmasına,
marka itibarına zarar vermesine neden olacağını ve müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ileri sürerek YİDK kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın kapsamında yer alan 5. sınıftaki malların tamamı ile davacının itiraza mesnet markalarının kapsamındaki malların aynı olduğu, dava konusu “...” ibaresi ve şeklin bir bütün olarak bıraktığı markasal izlenimin görsel, işitsel ve kavramsal açısıdan dava konusu marka kapsamındaki malların, insan sağlığı üzerinde doğrudan etkiye sahip olduğu da dikkate alındığında, hitap ettiği genel ve ortalama müşteri kitlesi açısından davacının “...” esas unsurlu markaları ile ilişkilendirilme ihtimali ve/veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
taraf markaları benzer olmadığından, davacının önceki kullanıma dayanmasının koşullarının somut olay açısından oluşmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü koşullarının da bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin somut veri sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, işaret benzerliği şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davacı tarafın tanınmışlık iddiası sonuca etkili bulunmadığı gibi açıklanan nedenle "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğinin de kanıtlanamadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair somut delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1673, K. 2025/6282, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama