KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1747 E., 2025/6437 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1107 Esas, 2025/122 Karar
- Hüküm
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/407 E., 2022/47 K.
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına "..." ibareli markaların tescilli olduğunu, markaların uzun yıllardır kullanılarak ayırt edicilik kazandırıldığını, müvekkilinin bu markalar bakımından öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı adına tescilli 2012/... sayılı "..." ibareli markanın kullanılmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek söz konusu markanın iptaline, markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep edilen 2012/... sayılı "..." ibaresinin, müvekkili şirket tarafından halen dahi kullanılmakta olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ortak olarak sağlık alanında hizmet verdiği ve birbirlerinin markalarından ve kullanımlarından haberdar olduğu, markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında yaklaşık 13 yıllık bir sürenin geçtiği, bu sebeple gerçek hak sahipliği ve benzerlik sebebiyle markanın hükümsüzlüğü talebinin 5 yıllık yasal süre aşıldığından ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin 2002 yılında tescil ettirdiği Medicenna ibaresinden türetmek şeklinde kullandığı ... ibaresi ve bu şekilde yaptırılan tesciller bakımından kötü niyetli hareket ettiğinin düşünülemeyeceği,
markanın davalının grup şirketlerinden olan dava dışı ... Hizmetleri A.Ş.'ye verilen 01.03.2012 tarihli lisans kapsamında kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2006 yılından itibaren “...” ibaresi üzerinde gerek tescil başvurularına itiraz gerek bu itirazlar hakkında iptal ve gerekse tescil olunan markalarla ilgili hükümsüzlük davalarına konu edilen uyuşmazlığın başladığı ve süre geldiği, ... ibaresi üzerinde taraflar arasında uzun süredir devam eden uyuşmazlığın varlığı karşısında, davacının marka tescillerine sessiz kalmadığı,
sessiz kalma nedeniyle hak kaybından ve davanın açılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği, davacının “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım nedeniyle 44. sınıftaki tıbbi hizmetler için öncelik hakkı sahibi olduğu, davalı beyanlarına göre dava konusu markanın hükümsüz kılınan "..." markasını korumak amacıyla tescil edildiği ve fiilen kullanılmadığı, yedekleme niteliğinde bir tescil olduğu, davalının dava konusu markayı tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2012/... sayılı "..." ibareli markanın, tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, marka iptali davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2012/... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğü ve iptali davasıdır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1747, K. 2025/6437, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama