KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1772 E., 2025/6852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1763 Esas, 2024/2080 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/314 E., 2022/24 K.
Karar Metni
1.116 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılında kurulmuş ABD menşeli bir şirket olduğunu, "...+..." markalı, dünyaca ünlü kadın sağlığına yönelik mobil uygulamanın gerçek hak sahibi ve yaratıcısı bulunduğunu, müvekkiline ait uygulamanın Türkçe dil desteği de sağladığını, bu sebeple Türk kullanıcılar tarafından da rahatlıkla kullanıldığını ve sıklıkla tercih edildiğini, müvekkilinin global olarak yoğun şekilde talep gören ve tanınan uygulamasına ilişkin haklarını korumak adına "...+...",
“... ” ve "..." markalarını birçok ulusal ve uluslararası marka tescil ofisi nezdinde aktif olarak kullandığı mal ve hizmetler için sınırlı olarak tescile konu ettiğini, bu kapsamda dava konusu 2019/44193 sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini ancak söz konusu kararın aksine müvekkiline ait başvuru ile davalıya ait markaların kapsadıkları mal ve hizmetler ile tüketicileri bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında iltibas yaratacak derecede benzerlik olmadığını, redde dayanak markaların 09, 16, 25, 35, 38... .sınıf mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğunu, müvekkiline ait markanın ise redde gerekçe gösterilen markalar kapsamındaki sınıflardan tamamen bağımsız 45.sınıftaki “İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri.
Sosyal ağ oluşturma hizmetleri” bakımından tescil edilmek istendiğini, müvekkili ile davalının tamamen farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini, yine davalı şirketin benzer görülen mal ve hizmetler bakımından herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını ve bu hususun kullanım ispatı talebinde de açıkça ortaya konulduğunu, davalının marka hakkını aşar şekilde mükerrer tescil başvuruları ile başka şirketlerin marka tescil başvurularını kötüniyetli olarak önlemeye çalıştığını ve marka hakkını kötüye kullandığını, müvekkiline ait markanın canlı pembe rengindeki “...” kelime unsurunun yanında aynı büyüklükte pembe ... unsurunu içerdiğini,
redde mesnet markada ise turuncu renkli “...” kelime unsurunun özel yazı karakteri ile yazılarak oluşturulduğunu, “...” unsurunun basit bir ... unsuru olmadığını, kaynak gösterme fonksiyonunu tam olarak yerine getirdiğini, müvekkiline ait markayı ve ... unsurunu gören bir tüketicinin bu markayı davalı şirket markalarıyla karıştırmayacağını, dava konusu markaların hiçbir anlamı olmadığını ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkili markasının hitap ettiği kitlenin kadın tüketici kitlesi olduğunu, davalı şirket markalarının kapsadığı malların ise ayakkabı ürünü temin etmek isteyen tüketici kitlesi bulunduğunu,
itiraz sahibi şirketin faaliyet alanı dışındaki kullanılmayan ve kullanım amacı olmadığı açık olan mallara ilişkin iltibas iddiasını öne sürmesinin hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiğini, müvekkili markasının 45.sınıfta tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2020-M-6732 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun 45. sınıftaki hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin marka başvurusu ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, başvuru kapsamındaki hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğunu, davacı şirketin tescil talebinin, müvekkili markalarının tanınmışlığından yararlanmak amaçlı ve kötüniyetli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu marka başvurusundan YİDK kararı ile çıkartılan ve eldeki davaya konu olan hizmetlerin "İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri.
Sosyal ağ oluşturma hizmetleri." olduğu, bu hizmetler ile redde mesnet 2019/180 45... /76390 sayılı markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı veya aynı tür olmadığı, davacı ... başvurusu kapsamında reddedilen “İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri.”ile redde mesnet alınan 2016/76390 sayılı “...” ibareli davalı markasının kapsadığı “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri” benzer ve ilişkili hizmetler olarak addedilmiş olsa da bu hizmetlerin farklı ihtiyaçları gideren, ikame veya tamamlayıcı niteliği bulunmayan,
çoğunlukla farklı ticari kaynaklardan gelen, ilişkisiz hizmetler olduğu, yine davaya konu olan "Sosyal ağ oluşturma hizmetleri." ile redde mesnet 2019/18045 sayılı marka kapsamında yer alan "Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil.)" benzer hizmetler olarak değerlendirilmediği, sonuç olarak dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler ile redde mesnet markalar kapsamlarında yer alan hizmetler arasında emtia benzerliği bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markaların esaslı unsurlarının müşterek olarak "..." ibaresi olduğu tespit edilmiş olsa bile,
dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan hizmetlerle redde mesnet markalar kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunmadığından karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olmadığı,
davalı Şirket vekili her ne kadar müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan hizmetlerin müvekkili markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerden farklı olması halinde dahi tanınmış marka korumasından müvekkilinin yararlandırılmasını gerektiğini savunmuş ise de davaya konu YİDK kararının salt SMK'nın 6/1 hükmü bağlamında yapılan değerlendirmeye ilişkin olduğundan, davalı Şirket vekilinin tanınmışlık iddiasına dayalı itirazlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-6732 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında işaret benzerliği mevcut ise de dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere emtia benzerliğine ilişkin koşulun somut olayda gerçekleşmediği, bu nedenle SMK'nın 6/1 hükmü koşullarının bulunmadığı,
her ne kadar davalı Şirket tarafından tanınmışlık vakıasına dayanılmış ise de eldeki davanın YİDK kararının iptaline ilişkin olduğu ve bu tür davalarda, YİDK kararında tartışılmayan hususların tartışma konusu yapılamayacağı, diğer bir deyişle marka başvurusunun SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptaline ilişkin işbu davada, tanınmışlık vakıasının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
bu itibarla İlk Derece Mahkemesince davalının tanınmışlığa ilişkin savunması üzerinde durulmamasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1772, K. 2025/6852, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama