KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1936 E., 2025/7296 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1893 Esas, 2024/2121 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
1.002 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirket tarafından 2019/... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabul edilerek bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara karşı hem müvekkilinin hem de davalı Şirketin itirazda bulunduğunu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, müvekkilinin açık hava reklamcılığı faaliyeti gösterdiğini, 1999 yılında faaliyetlerine başladığını, "...
GROUP" markasını yoğun olarak kullandığını, çok sayıda "..." ibareli tescilli markasının bulunduğunu, kullanım ispatının davalı Kurum tarafından dikkate alınmadığını, müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasından yararlanma amaçlı ve kötüniyetli olduğunu, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğunu, dava konusu başvurunun asıl unsurunun "..." ibaresi olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tüm dünyada son derece tanınan ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının sahibi olduğunu, çok sayıda tescilli markası bulunduğunu, "..." ibaresinin kare ve meydan anlamlarına geldiğini, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvurudaki baskın unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, kullanım ispatı için sunulan delillerin yeterli olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu ve taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kullanmama def'ilerinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli marka başvurusu ile kullanım ispatına konu olmayan davacının "... " ibareli 2014/... sayılı tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşsa da taraf markalarında davalının başvuru markasının kapsamında bırakılan hizmetler yönünden mal/hizmet benzerliğinin oluşmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki koşulların somut olayda bulunmadığı,
davacının 2014/... sayılı markası dışında gerek Kurum nezdinde ileri sürdüğü gerekse de dava dilekçesinde belirtilen diğer markaları açısından ise davalı tarafca kullanmama defi ileri sürüldüğü, itiraz ve dava gerekçesi yapılan bu markaların, davalı başvurusunun kapsamında kalan hizmetlerde, Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığına ya da kullanmamaya dair haklı sebeplerin olduğuna dair dosyaya yeterli kanıt ve delil sunulmadığı, bu nedenle SMK'nın 19/2 maddesi kapsamında davacı markalarının kullanımı ispat edilemediğinden, markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı,
davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, davacı tarafın SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir hakkının bulunduğunu kanıtlayamadığı, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının veya haksız rekabete yol açtığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2014/... sayılı marka dışında davacının itirazına mesnet olan ve kullanım ispatı savunmasına tabi bulunan davacı markalarının, başvuru kapsamında kalan 35. ve 41. sınıf hizmetler yönünden kullanıldığının ispat edilemediği, bu yönden İlk Derece Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddeleri kapsamında da bir tescil engelinin olmadığı, yine tanınmışlığa ilişkin koşulların da gerçekleşmediği, dolayısıyla bu yönden de bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği,
davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesince dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet olan ve kullanım ispatına tabi bulunmayan 2014/... sayılı marka arasında işaret benzerliği oluşmasına rağmen emtia benzerliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi,
okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri." ile davacının 2014/... sayılı markasının kapsamında yer alan 38. sınıftaki " Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haber ajansı hizmetleri.
Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)." arasında benzerlik olduğu, davacının itirazına mesnet 2014/... sayılı marka ile dava konusu başvuru arasında, anılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gözetilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu hizmetler yönünden de emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.
Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri." yönünden kısmen iptaline, dava konusu 2019/34212 sayılı markanın aynı hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1936, K. 2025/7296, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama