KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1937 E., 2025/6587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/875 Esas, 2025/115 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/28 E., 2022/303 K.
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1991 yılından beri yurt içi ve dünya çapında ve bilinen ... markası altında tekstil giyim ürünlerinin üretim, pazarlama ve satışı ile iştigal eden, sektörün lideri konumunda, sermayesi halka açık, hisseleri borsada işlem gören bir şirket olduğunu, dava konusu şekil markasının ilk defa 2007 yılında uluslararası üne sahip grafik tasarımcıları tarafından müvekkili şirket için oluşturulduğunu, müvekkili şirketçe dava konusu markanın 2010 yılından bugüne kadar kesintisiz ve nizasız şekilde,
müvekkilinin bizzat üretip ticaretini yaptığı giyim ürünleri üzerinde aktif markasal kullanım suretiyle tescilsiz marka olarak edinildiğini ileri sürerek davalının dava konusu 2016 63152 tescil numaralı markasının müvekkilinin tescilsiz kullandığı işareti üzerindeki öncelikli ve üstün hakları nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3, 6/9 ve 25. maddesi hükümleri uyarınca geriye dönük olarak hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait logoların, "..." markasının baş harflerini kapsayacak biçimde, davacının da dilekçesinde müvekkilin de logosunu gösterdiği, kendi ambleminden bağımsız ve münferit olan şekiller biçiminde oluşturulduğunu, ilgili logo, sembol ve biçimlerin birbirlerinden bağımsız olduğunu, bu bağımsızlığın çıplak gözle dahi ayırt edilebildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalıya ait markanın tescil tarihinden çok önce ilgili şekil markasını aktif ve ciddi kullanımına konu ettiği, SMK'nın 6/3 hükmü anlamında tescil öncesi hak sahibi olduğu, davalının ise söz konusu şekil markasına ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimali doğuracak derecede benzeyen işareti marka olarak tescil ettirdiği, bu itibarla hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, zira davaya konu işaretlerin grafik olarak değiştirilerek karakterize edilmiş yuvarlak şekil içerisine yerleştirilen iki harften oluştuğu, davacı markasının "M" ve "A" harflerinden;
davalı markasının ise "M" ve "J" harflerinden oluşturulduğunu, her iki logoda da harflerin köşelerine tırnaklar eklenerek ortak olan "M" harfi orta noktaya yerleştirildiği, taraf markalarının hitap ettikleri ortalama tüketicinin özel bir eğitim, bilgi ve dikkat seviyesine sahip olmadığı hususu nazara alındığında ise işaretler arası tespit olunan yüksek görsel benzerliğin karıştırma ve ilişki kurma ihtimali doğurduğu, davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile,
davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aralarında marka uzmanı ve grafik tasarımcının da bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve denetime uygun olan bilirkişi raporunda, davalının markasının davacının hak iddia ettiği şekil markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunun tespit edildiği, yine bilişim uzmanı bilirkişi tarafından da internet üzerinde yapılan incelemeler ile davacının tescilsiz olarak bu işareti 2010 yılından itibaren kullandığının anlaşıldığı,
davalının marka başvuru tarihinden önce davacı adına tescil edilen 2012 05598 tescil numaralı tişörtler için desen tasarımları incelendiğinde, aynı işaretin bu desenlerde yer aldığı, davacının bu işarete 2010 yılından bu yana 25. sınıf kapsamında kalan ürünler için tescilsiz olarak kullanmak suretiyle ayırt edicilik sağladığı, öncelik hakkının davacıda olduğu, SMK’nun 6. maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu,
davacı adına tescilli ".." markası tanınmış marka olarak tescilliyse de, davacının tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiğini iddia ettiği davaya konu şekil markasının tanınmış marka olduğuna dair dosyada yeterli delilin bulunmadığı, davalının markasını tescil ettirdikten sonra davacının markasını tescil ettirmek için yaptığı başvurulara itiraz etmesinin markasını kötüniyetli tescil ettirdiğini kanıtlamaya yeterli olmadığı,
zira kötüniyetin markanın tescil başvurusu sırasında mevcut olması gerektiği, kötüniyetli tescilin varlığını davacı tarafın ispatlaması gerektiği, sırf başkasının markasına benzer bir markayı tescil ettirmenin kötüniyeti ispatlamaya yeterli olmadığı, dosyaya sunulan delillerle davalının markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, SMK'nın 6/3 ve 6/9 hükümlerine dayalı açılan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1937, K. 2025/6587, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama