KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2068 E., 2025/6702 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/52 Esas, 2025/286 Karar
- Hüküm
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/160 E., 2022/389 K.
Karar Metni
1.573 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2004/39012, 2004/39025, 2008/71019, 2009/11309, 2018/86174, 189593 sayılı "yeni diş fırçası", "... çocuk şekil", "...", "... ...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/19389 sayılı "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini,
oysa müvekkilinin tescilli “...” markaları ile davalının başvuru konusu “... ...” ibareli markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, 1997 yılından bu yana tescilli “...” ibareli markalar üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, “...” ibaresinin, müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturduğunu, davalının başvuru konusu “... ...” markasının, müvekkili markasının asli unsuru “...” ibaresini aynı şekilde asli unsur olarak içermek suretiyle ayırt edilemeyecek derecede benzerlik oluşturduğunu, “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını,
doğrudan müvekkili markalarının esas unsuru “...” ibaresini vurgulayacak biçimde kullanılıp konumlandırıldığını, tüketicinin söz konusu markanın müvekkilinin seri markası olduğunu algılayacağını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'in 2022-M-2434 sayılı kararının 03. sınıfta yer alan “Diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” emtiaları ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görebilmesi ve satın alması için diş bakım ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri,
tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları mallarının bir araya getirilmesi mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden iptali ile dava konusu ... numaralı "... ..." ibareli markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğunun varsayıldığını, söz konusu uyuşmazlıkta tüketicilerin, markaların kaynaklarının farklı olduğunu anlayabileceğini ve birbirleriyle ilişkilendirmeyeceğini, bu nedenle markaların kapsadığı hizmetler açısından markaların benzer olarak algılanması ya da karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, davacı markalarında yer alan şekil unsurları,
farklı sözcük tamlamaları ve kullanılan renk tercihleri ile davalı markasında bulunmayan farklı bir bütünlük oluşturulduğunu, " ..." sözcüğünün “parlamak, ışık saçmak” anlamına geldiğini, ayırt ediciliği düşük, herkesçe bilinen anlama sahip sıradan bir sözcük olduğunu, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanacağını, bu açıdan markalar arasında halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere iltibas ihtimali doğuracak bir unsur olmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu,
davacı vekilinin YİDK nezdinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/9 hükmü bağlamında kötüniyete ilişkin iddialarını ileri sürmediğini, iyiniyetin esas olduğunu, aksini iddia eden davacının kötüniyete ilişkin iddialarını delillerle ispat edemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının adına tescilli 2008/71019, 2009/11309, 97/018816 sayılı markalarını Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanıldığını ispat edemediğini, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir bütün olarak karşılaştırıldığında, her iki marka arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceğini, davacı itirazına mesnet “...” ibaresinin dilimizde “parlamak” anlamına geldiğini, anlam itibariyle, temizlik, parlaklık duygusu oluşturduğundan, kişisel temizlik dahil,
tüm temizlik ve bakım ürünleri ve davacı markalarının tescil edildiği sınıflara konu mal ve hizmetler açısından parlaklık ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu, ayırt edici niteliği düşük markaların korumadan yararlanmasının da doğal olarak düşük olacağını, itiraza konu marka ile müvekkili markası arasında ortak unsur olan “...” ibaresinin tescil edilen sınıflar bakımından ayırt edicilik vasfı taşımadığını, itiraza mesnet markalar ile müvekkili markasının benzer ürünleri kapsadığı iddialarını kabul etmediklerini, davacının kötüniyet iddiasını somut bir şekilde gerekçelendirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının dava konusu markasının tescil ettirilmek istendiği mal/hizmetlerin davacının markaları kapsamında aynen bulunmadığı fakat söz konusu malların aynı raflarda satışa konu olduğu ve birbirini tamamladıkları, “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları…” ile davacının “Diş fırçası, Diş fırçası saklama kabı” malları arasında SMK'nın 6/1 hükmü uygulaması açısından mal ve hizmetlerin benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının 2004/39012, 2004/39025,
2018/86174 sayılı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davaya konu olan markada “...” ibaresinin önce yer aldığı ve vurgunun bu ibare üzerinden başladığı, taraf markalarının kompozisyonlarında "..." farklı şekilde olsa da markalarda yer alan “...” ibaresinin son kelime olarak konumlandırıldığı ve bu bağlamda taraf markaların göz ve hafızada bıraktığı etkinin bu kelime olacağı, bu nedenle taraf markalarının benzer olduğu,
aralarında bağlantı kurulması tehlikesinin doğacağı, SMK'nın 6/1 anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK’in 2022-M-2434 sayılı kararının taleple bağlı kalınarak 03. sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;
(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak iptaline, 2020/19389 sayılı markanın taleple bağlı kalınarak 03. sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;
(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin katılmadığı, her ne kadar davalı tarafça "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ileri sürülmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2023/4694 E., 2024/6810 K. ve 25.09.2024 tarihli, 2014/16930 E., 2015/1951 K. ve 16.02.2015 tarihli, 2016/6791 E., 2018/631 K. ve 24.01.2018 tarihli, 2018/4580 E., 2019/6266 K. ve 07.10.2019 tarihli, 2018/4557 E.,
2019/6118 K. ve 02.10.2019 tarihli kararlarında da kabul edildiği üzere "..." ibaresinin 3. sınıf mallar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu, ancak, davalı Şirket vekilince, müvekkilinin 2018/79825 sayılı "... ..." ibareli markasının sahibi olduğunu, bu nedenle müvekkilinin dava konusu başvuru markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediği,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması,
yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, bu bağlamda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılmadığı gözetildiğinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin müktesep hak müessesesine ilişkin belirlediği kriterler çerçevesinde, davacının müktesep hak müessesesinden faydalanamayacağı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin tüm, davalı Şirket vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine,
davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’in 2022-M-2434 sayılı kararının taleple bağlı kalınarak 03. sınıf “ Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;
(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak iptaline, 2020/19389 sayılı markanın taleple bağlı kalınarak 03. sınıf “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” ile 35. sınıf “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri;
(belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları ile sınırlı olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2068, K. 2025/6702, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama