KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2069 E., 2025/6910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1705 Esas, 2024/1930 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/120 E., 2022/52 K.
Karar Metni
604 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dünya çapında çaylarıyla meşhur, eski adı ... (...) olan ... adasında yerleşik bir firma olarak, bilhassa Türkiye’ye çok miktarda çay ihracatı gerçekleştirdiğini, “... ...” markasını ilk olarak 1997 yılında tescil ettirdiğini ve bu markaya yatırımlar yaparak markasının tanınmışlığını arttırdığını, Türkiye’de de “... ...” markasının müvekkili adına 191582, 2021 99... /31819 sayıları ile tescilli olduğunu, davalı firmaya ait 2019/100214 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun,
müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ibareli markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, dava konusu edilen markanın müvekkilinin söz konusu markaları ile aynı/benzer emtialar için tescil edilmek istendiğini, dava konusu markada geçen “...” ibaresinin, davalı firmanın çatı markası olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markada esas unsur olarak ele alınamayacağını, dava konusu başvuruda büyük puntolarla yazılmış olan “...” ibaresinin ilk anda göze çarptığını ve markanın esas unsuru olduğunu, davaya konu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının, emsal Kurum kararlarına da aykırı düştüğünü,
müvekkilinin “... ...” markalarının gerçek hak sahibi olduğunu ve bu markaları dünya çapında tanınmış marka haline getirdiğini, bu markaları Türkiye genelinde de etkin bir biçimde kullandığını, müvekkilinin “... ...” markalı ürünlerinin ambalaj şekillerinin de endüstriyel tasarım olarak korunduğunu, dava konusu edilen YİDK kararında belirtilenin aksine, “...” ibaresinin 30. sınıfa giren emtialar açısından ayırt edici niteliği düşük/zayıf bir ibare olmadığını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat/bilgi/özen seviyesinin düşüklüğünün dava konusu edilen YİDK kararında dikkate alınmadığını,
davacının tescilli/tanınmış markaları ile aynı esas unsuru ihtiva eden bir markanın tescili için başvuru yapılmasının davalı firmanın kötüniyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek YİDK’in 2021-M-1958 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları kapsamında yer alan bir kısım emtia benzer olsa da taraf marka işaretleri benzer olmadığından iltibasın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2069, K. 2025/6910, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama