KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2088 E., 2025/7439 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2138 Esas, 2025/152 Karar
Karar Metni
884 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından ... numaralı başvuru ile "..." markasının 37. sınıfta tescili talebinde bulunulduğunu, müvekkilinin markanın yayınına yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedilmesi sonrasında itirazın yeniden incelenmesi talebinin de Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) nihai olarak reddedildiğini, tescil edilmek istenen "..." ibaresinin müvekkiline ait ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markalar ile aynı sınıfta yer aldığını, müvekkiline ait "macro" ve "..." ibareli diğer seri markaların bulunduğunu,
davalıya ait "..." markasının müvekkiline ait esas unsuru "macro" ve "..." ibarelerinden oluşan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzerlik içerdiğini, ortalama dikkat ve algılama düzeyine sahip tüketici zihninde müvekkiline ait seri markalardan biri olarak algılanacağını, davacının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’in 2021-M-8964 sayılı kararının iptaline ve 2020/28692 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "37.sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri" ile davacıya ait itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamında yer alan "İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri." ve ... sayılı marka kapsamında yer alan "İnşaat hizmetleri: her nevi konut, turistik tesisler, işyeri ve işhanları, hizmet binaları, sanayi tesisleri, fabrika binaları, hastaneler ile bunların alt yapı tesislerinin ve diğer inşa eserlerinin yapımı, proje etüt,
kontrol, danışmanlık ve değerlendirme hizmetlerinin yapılması.
Yapı, mimarlık, mühendislik alanında kullanılan malzeme, araç, gereç ile inşaatlarda kullanılan bilumum malzemeleri, yapı elemanları ve yapı bileşimleri, sıhhi tesisat malzemelerini inşaat makinelerini, ithal ve ihraç etmek, ticaretini yapmak." hizmetlerinin aynı, aynı tür veya benzer hizmetler olduğu, buna karşılık itiraza mesnet ... sayılı marka kapsamındaki emtialar ile dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetler arasında ise benzerlik ilişkisi kurulamadığı,
davacı markalarında yer alan "..." ibarelerinin tek başlarına ayırt edicilikleri düşük, zayıf ibareler oldukları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih, 2020/92 E., 2020/3984 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, dava konusu markanın "Şekil+makrofokus" şeklinde somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, "..." kelimesinin "İnşaat" anlamına geldiği, bu nedenle dava konusu hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
"Şekil+makrofokus" ibaresinin, davacıya ait markalardan iltibas tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, zira davaya konu hizmetlerin hitap ettiği nispeten dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin markaların ayırt edici unsurlarını bölüp, parçalamadan bir bütün halinde algılayacağı, "Şekil+makrofokus" kelimesinin, davacıya ait markalarla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ihtiva etmediği, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının alan adında esaslı ve ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğu,
davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı talebin yerinde görülmediği gerekçesiyle YİDK kararının iptali talebinin reddi ile dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına gelen bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, aksinin kabulü halinde,
tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunun doğacağı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvurunun "... ..." ibarelerinden oluştuğu, tertip tarzı bakımından davacının itiraza mesnet markalarından oldukça farklılaştığı, bunun yanında hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi başvuru kapsamında 37. sınıftaki inşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetlerinin bulunduğu,
bu emtiaların tüketicisinin bilgi seviyeleri ve marka farkındalıklarının yüksek olduğu, dikkat seviyesi yüksek tüketiciler farklı markalarla karşı karşıya olduklarının farkına varacaklarından tüketicilerin markaların ticari kaynağı konusunda bir yanılgı yaşamayacakları, markalar arasında
başvurunun davacının seri markaları arasında sızması tehlikesini doğuracak bir benzerliğin bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığı etkilemediği, kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2088, K. 2025/7439, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama