KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2118 E., 2025/7006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1341 Esas, 2025/366 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/128 E., 2020/40 K.
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP
Asıl davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurum'un 550 adet balistik gözetleme camı ihalesi için açtığı ihaleye davacı ve davalı şirketin katıldığını, ihale sonucu işin davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin bu kapsamda davalıya sattığı keskin nişancı koruma camının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 141. maddesi gereğince davacıya ait faydalı model hakkının koruma kapsamında kaldığını, ihale kapsamında imzalanan sözleşmenin 22. maddesi gereğince 550 adet ürünün faydalı model bedelinin davacıya ödenmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davaya cevabında; karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
1.Asıl davalı-karşı davacı şirket vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde, 2013/08351 sayılı zırhlı siperlik takımına ait faydalı modeli tescilinin davalı adına olduğunu, davacının ise 2016/18249 sayılı sonraki tarihli '...' isimli faydalı modelin sahibi olduğunu, SMK'nın 155. maddesi gereğince davalının hakkının daha önceye dayandığını, bu nedenle davacının faydalı modeliyle bir ilgisinin bulunmadığını ve tecavüzün de gerçekleşmediğini, SMK'nın 153. maddesi gereğince davalı Kuruma dava açılamayacağını, tazminat şartlarının bulunmadığını,
davacıya ait faydalı modelin yenilik unsuru taşımadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı davasında ise, karşı tarafa ait ... numaralı faydalı modelin yeni ve sanayiye uygulanabilir olmadığını, kendisine ait faydalı model tescilinin daha önceye dayandığını ileri sürerek karşı tarafın faydalı modelinin hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yapılan açık ihale sonucunda dava konusu ürünlerin davalı şirketten satın alındığını, davalı şirket ile imzalanan sözleşmenin 22.7 hükmüne göre, fikri mülkiyet haklarının ihlali konusunda sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğunu, davalı Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı-karşı davacı şirket tarafından davalı İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne satılmış ürünlerin davacı-karşı davalı adına tescilli faydalı modelin koruma kapsamında olmadığı, hiçbir istemine tecavüz oluşturmadığı; karşı davada ise, davacı-karşı davalı adına tescilli 2016/18249 faydalı modelin davalı-karşı davacı adına tescilli ... numaralı faydalı model ve ürünleri karşısında yeni olduğu ve tescil edilebilirlik şartları taşıdığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, faydalı modele tecavüz nedeniyle maddi tazminat; karşı dava ise, asıl davacıya ait faydalı modelin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2118, K. 2025/7006, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama