KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2165 E., 2025/7115 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1199 Esas, 2024/1463 Karar
- Hüküm
- Davanın Kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/76 E., 2022/292 K.
Karar Metni
1.251 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.11.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat.... ve davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili, müvekkili şirketin dava dışı müdürü, davalı ve davalının avukatı ile temsil edilen takip dayanağı olarak gösterilen sözleşmede adı geçen ... Tarım A.Ş.'den kesinleşmiş icra takipleri ile alacaklı olduklarını, müvekkilinin ve şirket müdürünün davalıdan ve diğer alacaklılardan önce takip başlattığını, borçlu ... Tarım A.Ş.'nin borçlusu üçüncü kişiye tebligat yaptırdığını, haciz tatbik edildiğini, ...
Tarım A.Ş.'nin üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını haczettirdiğini, müvekkilinin tahsil edilmiş 1.562.062,00 TL alacağının mesnetsiz sıra cetveline itiraz davaları sonuçlanır sonuçlanmaz icra dosyasına aktarılmak üzere olduğunu, davalının ve aynı vekille temsil edilen diğer alacaklıların bu paranın müvekkiline değil kendilerine ödenmesi temelli kâr taleplerinin mahkemelerce reddedildiğini,
bu tutarı alabilmenin tek yolu olan müvekkiline icra takibi başlatıp her nasılsa kesinleştirdikten sonra alacak haczi uygulamak olduğu şeklindeki haksız icra takibi yaparak kesinleştirmek yöntemi olduğunu gören davalının müvekkili ve müvekkili şirket müdürü aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, şirket müdürünün Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) vatandaş portalını kullandığı için ilk takipten haberdar olarak hem müvekkili hem kendi adına takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının bu kez aynı belgeye, aynı gerekçeye dayanan mükerrer bir takip ile yeni bir icra takibi başlattığını,
bu kez gerçek kişi olan şirket müdürünün UYAP vatandaş portalı yolu ile takipten haberdar olmaması için müdürü takipte taraf göstermediğini, sadece müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, 7201 sayılı Tebligat Kanununa aykırı olarak şirketin kayıtlı bulunduğu mahalle muhtarına ödeme emrinin tebliğe gönderildiğini, müvekkilinin takipten haberdar olmadığını, takip kesinleştiğinden müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasındaki alacağına haciz müzekkeresi gönderildiğini, davalının başlattığı takibin mükerrer olduğunu, takip konusu alacağın bulunmadığını, müvekkilinin takip dayanağı sözleşmenin tarafı olmadığını,
müvekkilinin kefil sıfatı kabul edilse bile kefaletin 31.06.2020 tarihine kadar geçerli olduğunu, dava konusu takibin ise bu tarihten sonra başlatıldığını, kefaletin limitli olduğunu, sözleşmenin kadük kaldığını, birçok hükmünün yerine getirilmediğini, sözleşme kurulurken öngörülemeyen kanuni imkansızlık doğduğunu, karşılıklı edimlerin ifasının imkansız hale geldiğini, devir alınan bir hisse bulunmadığını, ...
Tarım A.Ş.'nin sözleşmeye konu hisselerinin hiçbir zaman müvekkiline devredilmediğini ileri sürerek takip konusu borcun mevcut bulunmadığının tespitine, takibin iptaline, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket yetkilisinin ... Tarım A.Ş.'de %50'şer ortak olduklarını, müvekkilinin haberi olmaksızın ... Tarım A.Ş.'nin yetkili temsilcisi olan diğer ortağın davacıya hiçbir hukuki sebep olmaksızın 6.000.000,00 TL'nin üzerinde para havalesi gerçekleştirdiğini, bu durumu fark eden müvekkilinin ... Tarım A.Ş.'deki ortaklıktan ayrılmayı ve kendisinden habersiz gönderilen paraların ...
Tarım A.Ş.'ye ödenmesini istediğini, bu amaçla taraflar arasında alacak ve borç ilişkisini düzenlemek üzere sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmede yer yer asıl borçlu, yer yer de kefil olarak farklı maddelerde farklı borçlardan sorumluluğunun düzenlendiğini, temelinde hisse devir sözleşmesi olan bu sözleşmede devir bedelinin ödenmesi sonrasında hisse senetlerinin cirolanmasının söz konusu olduğunu, davacının bu borcun ifasını taahhüt ettiğini, davacı ve davacı şirket müdürünün sözleşme uyarınca taahhüt ettikleri edimleri yerine getirmediğini, müvekkilinin bu nedenle hisse devir işlemlerine başlayamadığını,
işlemlerin davacı tarafından taahhüt ettiği şekilde gerçekleştirilmemesi sebebiyle davaya konu icra takibinin başlatıldığını, mükerrer takip bulunmadığını, sözleşmede ...'in hem kendi adına hem de yetkilisi olduğu davacı adına imzasının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı olarak gösterilen 31.10.2018 tarihli Durum Tespiti, Hisse Devir ve Uzlaşma Sözleşmesinde davacı şirket adına atılmış imza bulunmadığından sözleşme hükümlerinden dolayı davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı, aynı sözleşmeye dayalı olarak aynı miktarda alacakla ilgili davacı aleyhine davalının mükerrer takip yaptığı, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2020/10464 sayılı takip dosyasında yürütülen takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, icra takip tutarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 226.200,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu icra takibine dayanak 31.10.2018 tarihli durum tespiti, hisse devir ve uzlaşma sözleşmesinin içeriğinde ve başlangıç hükümlerinde davacı şirketin davalının, dava dışı ...'e devri kararlaştırılan ...
Tarım A.Ş.'deki 1000 adet hissesinin devir bedelinden sorumlu bulunduğu, davacı şirketin sözleşmenin tarafı olduğu yazılı ise de, sözleşmenin sonunda davacı şirketin herhangi bir sıfat ile kaşe ve imzası yer almadığı gibi, sözleşme tarihinde yetkili temsilcisi olduğu anlaşılan ve sözleşmede devralan sıfatıyla imzası bulunan ... ile müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan ... tarafından davacı ... temsilen bir imza da atılmadığı, nitekim sözleşmenin 5.3. maddesinde ...'in sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmesinden müteselsil sorumlu olduğunun açıkça yazıldığı,
sözleşme sonunda kefil sıfatıyla şahsen attığı imzanın şirketi değil, sadece kendisini bağlayacağı, davacının sözleşmede, anılan tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583 vd. maddelerindeki kefalet koşullarını taşıyan bir kefaletinin de bulunmadığı, Mahkemece davacının dava konusu icra takibine dayanak yapılan 31.10.2018 tarihli durum tespiti, hisse devir ve uzlaşma sözleşmesinin tarafı olmadığı, sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı, dava tarihi itibarıyla takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği,
sözleşmede davacının herhangi bir sıfat ile kaşe ve imzası bulunmamakta ise de, dava konusu icra takibine dayanak sözleşmenin ilk maddelerinde davacının sözleşme nedeniyle taahhüt altına girdiği, devamı maddelerinde hisse devir bakiyesinin kefalet yoluyla davacının sorumluluğu altında bulunduğu, davacının bakiye borcu kabul ettiğinin hükme bağlandığı,
ayrıca sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan ... ile hisseyi devralan sıfatıyla imzası bulunan ... sözleşme tarihinde davacı şirketin münferiden yetkili temsilcisi olup, davacının anılan imzaların davacıyı da bağladığı düşüncesi ile icra takibi başlatmasının kötüniyetli kabul edilemeyeceği, bu durumda mahkemece davalı tarafından davacı aleyhine imzası bulunmayan sözleşmeye dayanılarak dava konusu icra takibi başlatılması haksız ise de, sözleşme içeriğinde davacının hisse devir bedelinden sorumlu bulunduğuna ilişkin hükümlerin yer alması,
sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan ... ile hisseyi devralan sıfatıyla imzası bulunan ...'in sözleşme tarihinde davacı şirketin münferiden yetkili temsilcisi oldukları gözetildiğinde davacının anılan imzaların davacıyı da bağladığı düşüncesi ile icra takibi başlatmasında kötüniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
davanın kabulüne, davacının Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10464 sayılı icra takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar, verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, durum tespiti, hisse devir ve uzlaşma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2165, K. 2025/7115, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama