KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2257 E., 2025/7097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2288 Esas, 2024/1813 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1089 E., 2019/348 K.
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2011/... sayı ile 35... . sınıflarda yer alan hizmetlerde 30.12.2011 tarihinin itibaren tescilli olduğunu, müvekkili tarafından bu ibarenin meşhur ve maruf hale getirildiğini, davalının, müvekkilinin "..." ibaresine benzeyen aynı "..." isimini ürünlerin üzerinde, tabelalarında, reklamlarında, basılı evraklarında ve broşürlerinde kullandığının tespit edildiğini, bu kullanımlarının müvekkiline ait kullanım haklarının doğrudan ihlal ettiğini,
davalı taraf ile müvekkilinin markalarının aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeni ile iltibasını kuvvetleneceğini, davalının tüketicinin beklediği kaliteyi ve lezzeti bu üründen sağlayamaması halinde tüketicinin müvekkili şirkete olan güvenini ve şirketin itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek davalı tarafından kullanılan '...' isimli markanın müvekkilinin markasına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına, davalının ticaret unvanından '...' ibaresinin çıkarılmasına,
davalının haksız tecavüzden elde ettiği gelir ile ilgili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL tazminat, marka itibarına zarar verildiği için 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı marka ve işaretlerin tescili amacıyla 2016/48501 başvuru numarası ile TÜRKPATENT'e 31.05.2016 tarihinde başvuru yaptığını, başvurusunun marka bülteninde yayınlanmasına karar verildiğini, davacı vekilinin müvekkili aleyhine şikayetçi olduğunu, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca re'sen alınan bilirkişi raporu ile markalar arasında benzerlik olmadığının tespiti ile müvekkili lehine takipsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin markasının '...' olduğunu ve bu ismin davalı ile oğlunun isimlerinin baş harflerinden ve soy isimlerinin baş harfinden oluştuğunu, aradan geçen uzun süreden sonra bu davanın kötüniyetli açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 2016/48501 sayı ile TÜRKPATENT'de işlemleri devam eden başvurusundaki ... ibaresinin fiili kullanımlarının talepte bulunan davacının markasına tecavüz oluşturacak nitelikte olmadığı, uyuşmazlıkta davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabul edilmesi değerlendirilmesinin yapılamayacağı, davacının davaya mesnet gösterdiği 2011/... sayılı markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı kabul edilerek davacının taleplerinin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu " ..." markasının 2011/... tescil numarası ile 35/43. sınıflarda 07.10.2013 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davacı tarafından tescilli "..." markasına, davalının 2016/48501 sayı ile TÜRKPATENT'te işlemleri devam eden başvurusundaki '...' ibaresinin fiili kullanımlarının tecavüz oluşturduğu ileri sürülmüş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3726 E., 2020/2044 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
markalar arası karşılaştırma yapılırken bütünsel inceleme yapılması gerektiği, marka içerisinde yer alan tanımlayıcı unsurların karşılaştırmada geri planda kalacağı, zira tanımlayıcı unsurların, markanın tali unsuru niteliğinde bulunduğu, somut olayda taraflara ait markalarda ortak olarak bulunan '...' kelimesinin sıfat olup '..' ibaresini nitelediği, bu ibare tanımlayıcı olduğundan karşılaştırmada geri planda kalması gerektiği, tanımlayıcı ibarelerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, buna göre taraflara ait markalar arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı,
davacının talebinde haklı olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2257, K. 2025/7097, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama