KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2377 E., 2025/6874 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1530 Esas, 2025/488 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/166 E., 2020/37 K.
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda 31.05.1999 tarihinde tescilli ... no.lu ''..." markasının sahibi olduğunu, davalı şirketin aynı marka ile üretim yaptığını ve reklam faaliyetlerinde bulunduğunu, bu markayı 2017/54265 ''..." şeklinde tescil ettirdiğini, davalı şirkete 08.11.2019 tarihli ihtarname gönderdiklerini, müvekkili şirketin tescilinin daha önceye dayandığını ve sonraki tescilin hükümsüz olduğunu, müvekkili şirkete ait marka ile iltibas yarattığını, bu nedenle markanın kullanımına son verilmesini ihtar ettiklerini,
davalının 14.11.2019 tarihli cevabi ihtarnamesinde "..." ve "..." markalarının şirketleri adına tescilli olduğunu, “...” markasının jenerik haline geldiğini, başlı başına marka olarak kabul edilemeyeceğini beyan ettiklerini, ancak davalının ürünlerinde ayırt edici olan unsurun “...” ibaresi olduğunu, "..." markasının genel marka olduğunu, ürün bazında öne çıkan unsurun "..." markası olduğunu iddia ederek, davalı şirket adına tescilli 13.06.2017 tarihli 2017-54265 tescil numaralı "..." marka tescilinin hükümsüzlüğüne, davalı şirket tarafından "..." markasının her türlü kullanımının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekeçsinde, müvekkili adına usul ve yasaya uygun şekilde "..." ibareli markanın tescillendiğini; tanınmış "..." ibaresi esas unsuru ile birlikte ayırt ediciliği olmayan ve birçok markada yaygın olarak kullanılan "..." yan unsurundan oluştuğunu, müvekkilinin markada ayırt edici renk ve şekil unsurlarını kullanıldığını, markanın karıştırılma ihtimalinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''..." ibaresinin ortak kelime olduğu, iki markanın içerdiği tüm unsurlar bakımından değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafın "..." ibareli markasının "..." ibaresinin aynı zamanda tanınmış marka statüsünde korunması ve halk düzeyinde bilinirliğinin yüksek olması sebebiyle bileşke marka özelliği taşıyan ilgili markada markasının unsurlarından "..." ibaresinin tüketici zihninde akılda kalıcılığının daha yüksek olduğu, davacı tarafça "..." olarak tescilli olmasına rağmen farklı onlarca sahipte aynı emtialarda "..." ibaresi geçen tescilli markaların bulunduğu,
"..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek düzeyde olmadığı, markaların karıştırılma ihtimalinin zayıf olduğu; davalı markasının başında bulunan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, "..." ibaresinin birlikte kullanımının tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, davalının markasının sicilden terkini istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2377, K. 2025/6874, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama