KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2445 E., 2025/5480 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1295 Esas, 2024/1560 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2012/7 E., 2017/719 K.
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek alacak talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımından ve esastan reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF KARARLARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2020 tarihli, 2020/568 E., 2020/1456 K. sayılı ilamı ile 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesi kapsamında dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve Dairemizin 15.11.2021 tarihli, 2021/2570 E., 2021/6184 K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2022/4345 başvuru numaralı kararı ile hak ihlali kararı verilerek dosyanın yeniden yargılama yapılması için Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iradesinin fesada uğratıldığı, hukuki güvenlik ilkesi gereğince daha önce Yargıtay'ın bu yönde verdiği kararlar da dikkate alındığında zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu,
davacının ödediği parayı davalılardan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 32.073,84 TL'nin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Şirket vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
Dairemizin ...
Holding A.Ş. ve grup şirketleri ile ilgili verdiği emsal dosyalarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddesi hükümleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu,
davacının 1998 yılında davalı tarafa para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2012 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2445, K. 2025/5480, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama