KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2495 E., 2025/7660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2114 Esas, 2025/288 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
1.108 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %15 payını ...
8. Noterliğinin 01.07.1998 tarihli hisse devir sözleşmesi ile aldığını, davalı şirketin 01.07.1998 tarihli ortaklar kurulu kararına göre müvekkilinin 3 pay karşılığı 75.000.000 TL, davalının ise 17 pay karşılığı 425.000.000 TL sermayeye sahip olduğunu, ancak davalı ortağın bu tarihten itibaren müvekkilinin şirkete girmesine izin vermediğini, sahte imzalı kararlarla müvekkilinin payının düşürüldüğünü, 03.09.1998 tarih ve 4 no.lu ortaklar kurulu kararına göre şirket sermayesinin her biri 25 milyon TL itibari değere sahip 20.000 paya bölündüğünü,
daha sonra alınan 28.12.2001 tarih ve 15 no.lu ortaklar kurulu kararı şirket sermayesinin 500 milyon TL'den 500 milyar TL'ye çıkarıldığını ve müvekkilinin payının %15'ten %5'e düşürüldüğünü, 17.07.2002 tarih ve 20 no.lu karar ile davalının münferiden beş yıl süre ile şirketi temsil için seçildiğini, 08.04.2003 tarih ve 22 no.lu ortaklar kurulu kararı ile ana sözleşme değişikliği yapılarak şirket taşınmazlarının ipotek verilmesi için yöneticiye yetki verildiğini, 20.11.2003 tarih ve 27 no.lu ortaklar kurulu kararı ile yeniden şirketin ana sözleşmesinin değiştirildiğini,
16.02.2007 tarih ve ... no.lu ortaklar kurulu kararı ile davalının on yıllığına şirket müdürü olarak seçildiğini, şirket sermayesinin 500.000,00 YTL'den 1.000.000,00 YTL'ye çıkarıldığını, tüm kararların oy birliği ile alınmasına rağmen müvekkilinin bu toplantılara katılmadığını ve imzasının sahte olarak atıldığını, müvekkilinin çağrılmadan yokluğunda imzası taklit edilerek alınan kararların yok hükmünde olduğunu, kararları yeni öğrendiğini ileri sürerek 03.09.1998 tarihli 4 no.lu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 no.lu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarih ve 20 no.lu ortaklar kurulu kararı,
08.04.2003 tarih ve 22 no.lu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarih ve 27 no.lu ortaklar kurulu kararı ile 16.02.2007 tarih ve ... no.lu ortaklar kurulu kararının yokluk nedeni ile hükümsüzlüğüne ve Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan tescilin yolsuz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 381. maddesine göre ortaklar kurulu kararlarına karşı dava açma süresinin karar tarihinden itibaren 3 ay olduğunu, sermaye artışlarına konu kararlara ilişkin davaların da TTK'nın 299/2. maddesi hükmü uyarınca 1 aylık sürede açılması gerektiğini, davaya konu kararların üzerinden ise 5 ila 14 yıl geçtiğini, imza itirazı yerinde olmamakla birlikte uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, alınan kararlardan en azından ihtarnamenin gönderildiği 23.07.2010 tarihinde haberdar olunduğunu, davacının 09.09.2010 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu,
bu tarihten de 14 ay sonra 09.09.2011 tarihinde dava açıldığını, ortaklar kurulu kararının iptali davasında husumetin ortak veya yöneticiye yöneltilemeyeceğini, 2007 yılında yapılan sermaye artışına konu sermaye bedelinin ödendiğini, anılan kararların şirketin yönetimine ve müdür seçimine ilişkin olması nedeniyle davacının haberdar olmadığının kabul edilemeyeceğini, artırılan sermayeyi ödeyen davacının bu tarihte ortaklık payının %5 olduğunu bildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, ceza dosyasında imzaların müvekkilince atılmadığının belirlendiğini, dinlenen tanıkların da kararların davacıya götürtülerek imzalatıldığını belirttiklerini,
tarafların kardeş olduklarını, diğer kardeşlerin ayrılmasından sonra davacının ortaklığa devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...
4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/75 E., 2014/350 K. sayılı dosyasında davalı ortak ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında sahteliği iddia edilen belge üzerindeki imzanın müşteki ...'e ait olmamakla birlikte sanık ...'e aidiyetinin de ispat olunamadığı anlaşıldığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verildiği ve kararın onandığı, davacının 24.06.1992 tarihli ve 08.08.1991 tarihli vekaletnameleri ile kardeşi olan davalıya kurulmuş ve kurulacak her türlü şirketler bakımından geniş yetkiler içeren vekaletname verdiği,
sermaye arttırımlarına ilişkin ortaklar kurulu kararları hususunda sermaye artışına konu ödemelerin de 21.03.2007 tarihli dekont örneğinde görüldüğü üzere davacı tarafça yerine getirildiği, ortaklar kurulu kararlarının tümünün Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, uzun yıllar boyunca sessiz kaldıktan sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görüldüğü, 1998 yılı ve sonraki yıllarda alınan ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlüğü iddiasıyla 2011 yılında dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2007 yılında aldığı sermaye artışı kararına uyarak gereklerini yerine getirmesi karşısında, alınan kararlardan davacının haberdar olduğu ve kararların davacı tarafından onaylandığı, yani kararlara imza atan kişinin yetkisiz temsilci olduğu benimsense bile davacının sonradan bu işlemlere onam verdiği, onaylanan kararlara karşı uzun süre sessiz kaldıktan sonra, şekil eksikliğinin ileri sürülerek kararların yokluğunun tespitinin istenilmesinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu,
İlk Derece Mahkemesinin hüküm ve gerekçesi yerinde görüldüğünden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddinin gerektiği, resen yapılan incelemede ise; şirket genel kurulu kararının iptali veya yokluğunun tespiti davasının sadece ortaklığa karşı yöneltilmesi gereken bir dava türü olduğu, şirket ortağına veya yöneticisine husumet yöneltilemeyeceği, davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılarak,
davanın her iki davalı yönünden esas bakımından reddine karar verilmesinin usule aykırı bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; davalı ... aleyhindeki davanın davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Ltd.
Şti. aleyhindeki davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 03.09.1998 tarihli 04 no.lu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 no.lu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarihli 20 no.lu ortaklar kurulu kararı, 08.04.2003 tarihli 22 no.lu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarihli 27 no.lu ortaklar kurulu kararı ve 16.02.2007 tarihli ... no.lu ortaklar kurulu kararının ve davacının katılmadığı diğer kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davacı tarafından imzası taklit edilerek ortaklar kurulu kararları alındığı ileri sürülse de,
16.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı gereğince sermaye taahhüdüne konu ödemenin yapılmasının dava konusu ortaklar kurulu kararlarına muvafakat edildiğinin kabulünü gerektirmesine göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2495, K. 2025/7660, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama