KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2509 E., 2025/5305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1087 Esas, 2024/1565 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/123 E., 2017/671 K.
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı, Yargıtayca duruşma istemi olmaksızın davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalılar şirket ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı tarafa para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve 44.787,23 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2020 tarih ve 2020/511 E., 2020/1381 K. sayılı kararıyla, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesi kapsamında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 15.11.20 21... /2558 E. ve 2021/6164 K. sayılı kararı ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
3.Anayasa Mahkemesinin 03.04.20 24... /17182 başvuru sayılı kararı ile yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... hakkında verilen kararın davalı ... vasisi ... temyiz kanun yoluna başvurmadığından kesinleşmiş olduğu gözetilerek bu davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olunmadığının tespitine, 24.758,72 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (11.04.20 19... /158 E., 2019/501 K. sayılı kararda ... hakkında hükmedilen tutar ile tahsilde tekerrür olmamak üzere) alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı ... ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
Dairemizce incelenen emsal dosyalarda (Dairemizin 01.07.2024 tarihli, 2024/3278 E., 2024/5341 K. sayılı, 13.05.2024 tarihli, 2024/1235 E., 2024/3801 K. sayılı ilamları) ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra davalı tarafın, davacıda söz konusu parayı ödeyeceği yönünden beklenti yaratacak tutumu olmadığından zamanaşımı defini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşmeyeceği, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmadığı,
cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddesi hükümleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davacının 1998 yılında davalı tarafa para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2017 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı şirket ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2509, K. 2025/5305, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama