KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2574 E., 2025/7551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/22 Esas, 2025/309 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
1.060 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şahsın 41. sınıfta "Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaştırmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil) emtiasında 2020/... "..." ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmüne dayalı itirazının TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerledirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddinin hukuka aykırı olduğunu, ilgili maddeye göre markasal kullanımda “Türkiye’de yaygın ve yoğun bir kullanım” aranmadığını, işaretin piyasada markasal hüviyette fiili kullanımının,
markanın gerçek hak sahibine öncelikli hak sağlamada yeterli olduğunu, müvekkilinin “...” isimli barının 2016 yılından beri eğlence ve turizm sektörünün en önemli merkezlerinden ...’da faaliyet göstermesi nedeniyle, müvekkilinin markasal kullanımlarının yerelliği aştığını, SMK'nın 6/3 hükmünün uygulanabilmesi için markaların birebir aynı olması gerekmediğini ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’in ... sayılı kararının “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze,
konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil)” hizmetleri açısından iptaline ve 2020/... sayılı markanın aynı hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu markayı sergi alanında kullanmak üzere tescil ettirmek üzere başvurduğunu, davacının gerek huzurdaki dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler ile markasını ticari etki doğuracak biçimde kullanıldığını ispat edemediğini, davacının markasal kullanımlarının sadece ...’da yerel olarak gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işletme adı ve aynı zamanda markası olarak tanıtımını yaptığı, ilgili Belediye ve diğer resmî kurumlardan aldığı izin belgeleri kapsamında 2016 yılından beri sosyal medya ve internet ortamı dahil kullandığı tescilsiz “...” ibareli markasının, ... dışında veya başka yerlerde yaygın kullanmadığı gerekçesinin başvuru markası açısından önceye dayalı kullanımı ortadan kaldırmayacağı, davacının ... dışında başka bir yerde bu markasını işyeri veya tanıtım aracı şeklinde kullanması gerekliliği ve mecburiyetinin bulunmadığı,
tescilsiz markanın işyerinde yoğun, kesintisiz kullanıp kullanmadığı ve bu yerin (coğrafi bölge) gerek turizm gerekse insan popilasyonunun yoğun olduğu bölgelerden biri olup olmadığına bakılması gerektiği, dosyaya sunulu delillerden, ...’da konser veren ünlü sanatçıların konserlerine ait görseller, ...
Belediye Başkanlığı tarafından 12.07.2017 tarihinde verilmiş Canlı Müzik İzin Belgesi, 18.07.2016 tarihli İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı örnekleri, davacının “... ...” isimli ... ve ... hesapları, davacının işyerinde 2018-2020 yaz aylarında yapılan etkinlik ve konserlere ilişkin görseller, ..., ..., ... hesaplarının içeriği ve benzeri dökümanlardan davacının 2016 yılından beri bölgesel düzeyde etkisi yoğun şekilde işletmesinde “...” ibaresini "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri" açısından kullandığının ispatlandığı,
SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca tescilsiz kullanımın Türkiye'nin her tarafında olmasının aranmayacağı, Türkiye ve dünyanın turizm cenneti olarak sayılan ...'da, “...” ibaresinin "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri" açısından tescilsiz markasal kullanımının sabit olduğu, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne iştirak edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu "... " ve "... ..." ibareli "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri" için markasal kullanımları ile davalının başvuru konusu "...+şekil" ibareli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Spor, Kültür ve Eğlence Hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). hizmetleri" yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik oluştuğu,
zira her iki taraf markalarındaki esas unsurun "..." ibaresi olduğu, SMK’nın 6/3 hükmü ile marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla elde edilebileceği ve korunabileceğinin kabul edildiği, önceye dayalı gerçek hak sahipliğine dayanılabilmesi için, diğer marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması,
bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davacının “...” ibaresini ...'da bulunan barının ve sosyal medya hesaplarının adı olarak markasal hüviyette 2016 yılından itibaren kullandığı, ancak davacının gerçek hak sahipliğine gerekçe gösterdiği bu kullanımların, SMK'nın 6/3 hükmünde aranan ciddi ve yaygın bir kullanım olmadığı, zira, davacının sosyal medya hesaplarında takipçi sayısının 1000 kişinin altında kaldığı, yorumlarda bulunan ziyaretçi sayısının 200’ü geçmediği,
bu hesapların davacının ticari faaliyetlerinin yaygınlığını ve yoğunluğunu kanıtlamaktan uzak olduğu, davacının, bir işletme açması için asgari gereklilikler olan bir takım ruhsat ve izleri almış olmasının, sadece davacının işletmesinin 2016 yılında faaliyete başladığını gösterir nitelikte belge ve delil olup, bu belgelerin, davacının tescilsiz markasal kullanımlarının yoğunluğunu ve ciddiyetini ispatlayamayacağı, bunların sadece markanın mutad kullanımını gösterdiği,
davacının markasal kullanımlarının gerçekleştiği mekanın yerleşik olduğu ... ilçesinin, sosyal/kültürel/coğrafi özellikleri ile bir eğlence, kültür ve turizm merkezi olmasının bu duruma etki etmeyeceği, zira işletmenin bulunduğu yerin öneminin davacının markasal kullanımlarının, yerelden öte yoğun ve ciddi kullanım haline dönüşmesini sağlamayacağı, davacının SMK'nın 6/3 hükmüne dayalı iddialarının, davalı markasının dava konusu hizmetler açısından tesciline engel olamayacağı, SMK'nın 6/3 hükmü koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile kısmi hükümsüzlük talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesince, SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, işletmenin bulunduğu yerin öneminin, davacının markasal kullanımlarının, yerelden öte yoğun ve ciddi kullanım haline dönüşmesini sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının "... " ve "... ..." ibarelerini 41. sınıfta sayılan hizmet sektöründe Türkiye turizminde önemli bir yere sahip olan ...
İlçesi'nde markasal olarak kullandığı ve bu kullanımları ile sunmuş olduğu hizmete ayırt edicilik kazandırdığı dosya kapsamından anlaşıldığından, SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında davacının öncelik hakkının bulunduğunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davalı taraf istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken yazılı gerekçe ile yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2574, K. 2025/7551, 15 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama