KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2991 E., 2025/6247 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/561 Esas, 2025/204 Karar
- Hüküm
- Ret-kabul
- İlk derece mahkemesi
- Dinar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2021/200 E., 2023/512 K.
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı asıl davada davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... Bankası ... Şubesi'nin müşterisi olduğunu, ..... Bankası ...
Şubesi'nde çalışan iki personelin, bankanın müşterisi olan ve hesaplarını devamlı kontrol etmeyen müşterilerin hesaplarından, bilgisi dışında paraları zimmetlerine geçirdiklerini ikrar ettiklerini, ikrarın müfettişlerce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda doğrulandığını, haklarında Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/159 E. sayılı dosyasından yargılama yapıldığını, müvekkilinin talebi üzerine açılan 350.000,00 TL limitli kredinin 121.000,00 TL'lik kısmını bilgisi ve muvafakatiyle kalan 229.000,00 TL'lik kısmının ise müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dışında kredi hesabından çekilerek zimmet suçu işlendiğini,
bu miktara ilişkin fiş ve dekontlardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, olayların müfettiş incelemesi sonucunda banka tarafından kendilerine keşide edilen ihtarnameyle öğrendiklerini, gönderdikleri cevabi ihtarnamede miktara itiraz etmelerine rağmen davalı banka tarafından davacı müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek takibe konu edilen toplam 660.215.74 TL'lik borcun 121.000,00 TL dışındaki 539.215,00 TL'sinden ve bu zamana kadar ki ferilerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitiyle %40'dan aşağı olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, davalılar aleyhine genel haciz yoluyla icra takipleri başlatıldığını, davalıların tüm borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalıların itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili asıl davaya cevap dilekçesinde, davacı tarafın müvekkili bankada gerçekleşen zimmet olayının mağduru değil, bizzat zimmet eyleminden istifade eden bir kişi olduğunu, kendisiyle oğlunun ağır ceza mahkemesince mahkum edildiğini, davacıyla aktedilen genel kredi sözleşmesine istinaden 120.000,00 TL'nin bizzat davacı tarafından, 364.250,00 TL'nin ise davacının oğlu tarafından değişik tarihlerde çekildiğini, 252.976,48 TL'nin ise bankalarının eski çalışanları tarafından davacının bilgisi ve onayı dahilinde imza atılmadan çekilerek davacıya,
oğluna ve davacının çalışanına elden verildiğini veya davacının hesaplarına havale edildiğini, ceza dosyası üzerinden verilecek karar, işbu dosyadan verilecek kararı etkileyeceğinden ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı aleyhine yaptıkları takiplerde usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalılar davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile; Dinar İcra Dairesinin 2008/683 E. sayılı takibine konu alacak kalemlerinden olan; 96.156,71 TL asıl alacak, 9.832,55 TL işlemiş faiz, 491,61 TL BSMV olmak üzere toplam 106.480,87 TL tutar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile; davalılar ... ve ...'ün Dinar İcra Dairesinin 2008/684 E. sayılı dosyasındaki itirazlarının iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, koşulları oluşmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar asıl davada taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının asıl dosyada.
Dinar İcra Müdürlüğü'nün 2008/683 E. sayılı dosyasında yapılan takibin 539.215,00 TL'lik kısmından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bu dosyanın davacısı tarafından davalı Vakıflar Bankası T.A.O. aleyhine açılan Dinar İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2008/43 E. sayılı dosyasında açılan davada 473.923,29 TL yönünden takibin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu nedenle asıl dosyada 473.923,29 TL yönünden davanın konusunun kalmadığı, Dairenin daha önceki kaldırma kararından sonra alınan son bilirkişi raporunda davacının davalıya 106.480,87 TL borçlu olmadığının tespit edildiği,
davacı 106.480,87 TL kadar haklı olduğundan yargılama giderlerine buna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle tarafların asıl dosyaya yönelik istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dosya yönünden kaldırılmasına, asıl dosyada 473.923,29 TL yönünden davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, karar asıl davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi 16.04.2025 tarihli ek kararı ile dava değerinin 2025 yılı için belirlenen temyiz parasal sınırı altında kalması nedeniyle kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş, ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava; menfi tespit, birleşen dava ise itirazın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk derece mahkemesi kararının taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafların istinaf talebini kabul etmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak bir kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, kalan kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 16.04.2025 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş, ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince daha önce kaldırma kararı verildiği ve İlk Derece Mahkemesince yeniden inceleme yapıldığı ve temyize konu karar tarihi dikkate alındığında kararın kesin olmadığı anlaşıldığından ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
2.Asıl davada uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin davacı tarafından tamamının kullanılıp kullanılmadığı, söz konusu sözleşme kapsamında usulsüz kullandırılan kredilerden sorumlu olup olmadığı, ceza mahkemesince yapılan tespitlerin ve icra mahkemesince verilen takibin iptaline ilişkin kararın mahkemeyi bağlayıp bağlamayacağı hususlarına ilişkindir.
Dava, menfi tespit davası olup davacı, takibe konu edilen kredilerden sadece 121.000,00 TL miktarlı krediyi kullandığını, kalan kredilerden sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek takibe konulan toplam 660.215,74 TL'lik borcun 121.000,00 TL'sı dışındaki 539.215,00 TL asıl ve bu zamana kadarki ferilerinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen gerekçelerle, asıl dosyada 473.923,29 TL yönünden davanın konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere icra hukuk mahkemesince verilen ihalenin feshi ve istihkak kararları dışındaki kararlar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmamaktadır. İcra hukuk mahkemeleri dar yetkili olduğundan burada verilen kararlar, menfi tespite yönelik davada mahkemeyi bağlamamaktadır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince İcra Hukuk Mahkemesinin takibin iptaline ilişkin kararı dikkate alınarak verilen karar doğru olmamıştır.
Davacının da sanık olarak yer aldığı ceza yargılaması sonucunda, davacı sanığın diğer sanıkların zimmet suçuna yardım ederek katıldığı ve üzerine atılan basit zimmet suçuna yardım suçunu işlediği, bilirkişi raporuna göre 257.752,94 TL bankaya ödenmeyen tutarın uhdesinde kaldığı tespitiyle, neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 12.500,00 TL adli para cezasına çarptırılmasına karar verildiği ve kararın davacı yönünden bu şekilde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince tespit edilen olgular hukuk hakimini bağlayacıdır. Hal böyle olunca Mahkemece bu hususlar gözetilip usulsüz kullanılan kredilere davacının ne kadar iştirak ettiği, ne kadarını kullandığı belirlenip sorumlu olduğu tutar saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2991, K. 2025/6247, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama