KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3009 E., 2025/7586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/358 Esas, 2025/555 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” markalarının sahibi olduğunu, bu markayı uzun yıllardır kesintisiz kullandığını, anılan ibarenin 99/004268 sayısı ile tescilli olduğunu, davalının 2018/... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna ilişkin itirazlarının davalı Kurum tarafından nihai olarak 2020-M-1681 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) ile reddedildiğini, davalı başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-c ve 5/1-f hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, “...” ibaresinin yardımcı unsur olarak kullanıldığı varsayımında dahi başvurunun SMK'nın 5/1-f hükmü uyarınca reddinin gerektiğini,
“...” ibaresinin halk arasında iyi bir su olduğu yönünde algı oluşturduğunu, suyun ...
Dağı’ndan çıkan bir su olduğu intibaının yaratılmaya çalışıldığını, “...” ibaresinin kimsenin tekeline bırakılması mümkün değil ise de “...” etiketi ile piyasaya sürülen ürünlerin de tüketiciyi yanıltacağını, müvekkilinin daha önce de benzer başvurulara karşı hukuki süreçler yürüttüğünü, davalının amacının ... 'nın bilinirliğinden haksız olarak yararlanmaktan ibaret olduğunu, davalı başvurusunun SMK'nın 5/1-a, 5/1-b, 5/1-d maddeleri uyarınca da reddinin gerektiğini, yine davalının başvurunun kötüniyetli olduğunu, davalı markasının, müvekkili markaları ile benzerlik taşıdığını,
müvekkilinin markasının toplumda ciddi bir tanınmışlık düzeyine eriştiğini, dava konusu markadaki “... ...” ibaresinin taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını, “...” kelimesinin Farsça “su” anlamına geldiğini, markanın “... ... suyu” olarak algılanacağını, tescili talep edilen markanın müvekkilinin markası ile birebir aynı olduğunu, bu nedenlerle SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini,
davalı başvurusunun aynı zamanda SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini ve müvekkilinin “...” ibaresini uzun zamandan beri kullandığını ileri sürerek ... sayılı YİDK kararının iptali ile 2018/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; su ve su ürünleri sektöründe üretim ve dağıtım işleriyle iştigal eden ve yetkilileri aynı olan dava dışı ...ve Ticaret Ltd. Şti. , ...Tic. Ltd. Şti. gibi Ege Bölgesinde ciddi pazar payına sahip şirketlerin muhasebe ve sınai haklarına ilişkin konularda yetkilendirildiğini, müvekkilin hesabına hareket ettiği ...ve Ticaret Ltd. Şti.'nin tam da ... havzasında faaliyet gösterdiğini, davacının müvekkili markasının “... ... suyu” şeklinde algılanacağı yönündeki iddialarının zorlama olduğunu, davacı tarafın davalı ...ve Ticaret Ltd Şti aleyhine ikame ettiği ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/360 E. sayılı dosyasının derdest olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın koruma alanının gösterilebilir olduğu ve objektif olarak somut ve soyut ayırt edicilik sağlayacak nitelik taşıdığından SMK'nın 5/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, başvuru kapsamındaki mallar açısından, anılan ibarenin asgari düzeyde ayırt edici vasfı bulunan bir kelime grubu olduğu,
kaldı ki “AB” ibaresinin anlamının bilindiği varsayımında dahi, bu ibarenin kalan mallar açısından zaten doğrudan tanımlayıcı nitelikte olarak da değerlendirilmesinin isabetli olmayacağı, ancak dolaylı bir algı oluşturacağı, bu çerçevede anılan işaretin herhangi bir şekilde SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c hükümlerinde tanımlanan mutlak ret nedenleri çerçevesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu markayı oluşturan ibarelerin bir bütün olarak ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan ve bu bağlamda herkes tarafından kullanılabilir bir işaret olmadığı,
bu nedenle anılan ibarenin SMK'nın 5/1-d maddesi kapsamında değerlendirilmeye uygun bir sözcük olmadığı ancak SMK'nın 5/1-f maddesinde "Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak" markaların mutlak tescil engelleri arasında kabul edildiği, anılan madde uyarınca başvuru aşamasında dahi, ürünlerin coğrafi kaynağı, üretim yeri, niteliği ve kalitesi yönünden halkı yanıltabilecek nitelikte olan marka başvurularının reddinin gerektiği, ... suyunun, ...
İli ... İlçesi'nin sınırları içinde bulunan ... 'ndan çıkan memba suyunun adı olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.07.2019 tarih, 2018/2795 E., 2019/5044 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.
Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” mallarının da niteliği itibariyle içerisine su katılabilecek emtialardan oldukları, davalı gerçek kişinin daha önce ... bölgesi suyu ile anılan malların üretimi veya bu nitelikteki malların pazarlanması faaliyetiyle uğraştığı veya böyle bir faaliyet izninin bulunduğu konusunda bir iddia ve ispatının bulunmaması karşısında, sayılan mallar yönünden dava konusu "..." ibareli başvurunun, coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3009, K. 2025/7586, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama