KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3070 E., 2025/7721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2444 Esas, 2024/1702 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
637 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ile davalının tek ortağı olduğu şirket adına kayıtlı bağımsız bölümün satışı hususunda anlaştığını, müvekkili aleyhine başlatılan takip dosyasına dayanak bononun bu satışın teminatı olarak davalıya verildiğini, 01.07.2018 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin demirbaşlar bölümünde, davalının, daireyi 500.000,00 TL'ye davacıya sattığını, bu bedel karşılığında senet aldığını beyan ettiğini, tarafların taşınmaz tapu devir işlemi bittikten sonra bononun davacıya teslim edileceği konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, anlaşma uyarınca davacının davalıya 70.000,00 TL kapora verdiğini,
davalının taşınmaz devir borcunu yerine getirmediğini, taşınmaz üzerinde bulunan ipoteği de kaldırmadığını, kötüniyetli olarak teminat olarak verilen bonoyu işleme koyduğunu, davacının, davalıya borcu bulunmadığını, aksine verilen kapora ve taşınmaza yapılan tamiratlar nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek davacının, davalıya bonodan kaynaklı borcunun bulunmadığının tespitine, dava konusu bononun iptaline, haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle davacı lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bahsettiği 01.07.2018 tarihli sözleşmenin taşınmaz alım sözleşmesi değil bir kira sözleşmesi niteliği taşıdığını, kira sözleşmenin birinci sayfasındaki demirbaşlar bölümünde sanki bir satış sözleşmesiymiş gibi ibareler olmasının hayatın olağan akışına, şekil şartına ve hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde yazılmasının elle yazılan bu kısımların sonradan doldurulmasından kaynaklandığını, esasen bu sözleşmenin hiçbir aşamasında müvekkilin bulunmadığını, kira sözleşmesi üzerindeki el yazıları ve imzaların müvekkiline ait olmadığını,
davacı tarafından sözleşmenin bir benzerinin dava dışı Kurum'a verildiğini, dava dosyasına sunulan diğer sözleşmede sonradan el yazısı ile doldurulan kısımların bu sözleşmede boş olduğunun görüldüğünü, kiralanan taşınmazın müvekkili adına değil hisselerinin sahibi olduğu şirket adına kayıtlı bulunduğunu, takibe konu bonoda ise alacaklının davalı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir taşınmaz satışı bulunmadığını, davacının müvekkilinden borç para aldığını, müvekkilinin şirketine ait daireye taşındığını, müvekkilinin, davacının villası olmasına,
villayı satarak borcunu ödeyeceğini söylemesine ve birden fazla maaş geliri olmasına güvenerek davacıya borç para verdiğini, müvekkilinin, davacı yana ait villanın davalık olduğunu öğrenince icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini ve % 20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının bonoda yer alan imzasını inkâr etmediği, davacı, düzenlenen senedin davalının tek ortağı olduğu şirkete ait ev alımına ilişkin olarak verildiğini iddia ettiğine göre bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, dosya kapsamına göre davacı tarafça taraflar arasında daire alım satımına ilişkin sözleşme bulunduğunun ispatı amacıyla sunulan kira sözleşmesi altındaki imzaların davalı eli ürünü olduğunun yapılan inceleme ile tespit edilemediği, davanın ispatlanamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın ve kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3070, K. 2025/7721, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama