KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3246 E., 2025/6683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/897 Esas, 2025/86 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
872 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’nin ... ve ...’nin müşterek çocuğu olduğunu, müvekkili ...’nin hamileliği sırasında, kadın doğum uzmanı Dr. ...tarafından takip edildiğini, davalı şirketin anılan doktorun tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim ederek teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlendiğini, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucunda down sendromunun hamilelikte teşhis edilmediğini,
müvekkili ...'nin down sendromlu olarak doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkili ... için 10.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili anne için 30.000,00 TL, baba için 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 28.05.2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle dava dilekçesindeki bakıcı ücreti dahil 10.000,00 TL’lik maddi tazminatın 5.000,00 TL'sini sakatlık (iş göremezlik) tazminatı, 5.000,00 TL'sini bakıcı gideri olarak talep ettiğini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gebelik takibinde sigortalı hekim tarafından takip edildiği döneme ilişkin tüm test ve tetkiklerin eksiksiz yaptırıldığını, mevcut tıbbi yöntemlerle down sendromu vb. anomalilerin %100 tespiti mümkün olmadığı gibi, eğer test ve tetkiklerde düşük risk çıktı ise bu durumda da hekime kusur atfedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak ...'nin gebelik takiplerinin ilgili hekim tarafından ne şekilde yapıldığı konusunda mevcut tıbbi belgelerden bilgi edinilemediği, 24.01.2011 tarihinde doğum yaptığı ve down sendromlu küçüğün dünyaya geldiği, davacı annenin down sendromu konusunda bilgilendirildiğine dair yazılı bir belge (aydınlatma formu) de düzenlenmediği, davacı ...'ın doğumu öncesi davacı anneye uygulanan tetkik ve tedavilerin neler olduğu hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı,
davacı anneye davacı ... yönünden tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hasta sağlığı üzerindeki muhtemel etkiler, komplikasyonlar ve reddetme durumda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskler konusunda bilgilendirmenin, davalının sigortalısı olan hekim tarafından davacı annenin sosyal ve kültürel düzeyine uygun olarak anlayabileceği şekilde yapıldığının, davacı anneye mevzuata ve usule uygun şekilde yerine getirdiğinin geçerli delillerle ispatlanamadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği,
davacının doğum nedeniyle tedavi gördüğü hastane müzekkere cevaplarında da işbu evrakların bulunmadığı, davalının sigortalısı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davalı ... şirketinden maddi tazminat istenebileceği, davacı ...'ın down sendromlu olarak dünyaya geldiği ve %90 malul olduğu, küçük ...'nin 14.12.2015 tarihinde vefat ettiği gerekçesiyle davacının davasının maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, 5.000,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatının ve 5.000,00 TL bakıcı gider tazminatının 14.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacı ... ... ve ... ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın 14.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin davacı ... ile ...'ye yönelik bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", ''Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı'' başlıklı 17. maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir.
Öte yandan 31.12.2008 tarihli 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesinin Giriş bölümünde (h) bendinde, İş bu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup ''Yaşama Hakkı'' başlıklı 10. maddesinde,
Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, ''Kişisel Bütünlüğün Korunması'' başlıklı 17. maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta, down sendromlu doğan davacı çocuk ... bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.
Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ...'nin de yararlanacağı şüphesizdir. Nitekim Dairemizin 23.11.2023 tarihli, 2022/4807 E., 2023/6782 K. sayılı kararı da bu doğrultuda olup açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk hakkında kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3246, K. 2025/6683, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama