KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3367 E., 2025/7017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/240 Esas, 2025/554 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/376 E., 2018/147 K.
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." ibareli 2003/33...., 2006/..., 2007/65....sayılı marka tescillerine sahip olduğunu, bununla birlikte, "..." markasının kullanımının tescillerden çok daha önceye dayandığını ve "..." markasının tüm Türkiye'de tanındığını, davacının iştiraki olan ... ve ...
A.Ş.'nin "..." ibaresini şirket unvanı olarak 1994'den beri kullandığını, işletme adının "..." olduğunun ana sözleşmesinde yer alarak tescil ve ilân edildiğini, "www.....com.tr" alan adının da 18.09.1998 tarihinden bu yana ... ve ... A.Ş. adına kayıtlı bulunduğunu "..." ibaresini içeren "www.....com" alan adının davalı tarafından kötüniyetle ve gerçek hak sahibinden çıkar sağlamak amacıyla tam da davacının iştiraki olan ... ve ...
A.Ş.'nin özelleştirilmesi döneminde 21.10.2001 tarihinde tescil edildiğini, davalının davacıya ait marka, ticaret unvanı ve işletme adını alan adı olarak tescil ettirmekle haksız rekabet yarattığını, ayrıca, davacının uzun yıllar boyunca büyük emek ve maliyetle oluşturduğu yüksek prestij, itibar ve güveni zedelediğini ileri sürerek davalının haksız rekabet ve marka, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı haklarına tecavüzünün tespiti ile men ve ref'ine, www.....com alan adı üzerindeki hakkın davalı tarafça davacıya devredilmesine,
davalının davacıya dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte 30.000,00 TL manevi ve 30.000,00 TL itibar tazminatı ödemesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; www.....com" alan adının "..." kuralı uyarınca ilk başvuru sahibi olarak 21.10.2001 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, uluslararası kurallara bağlı olan ".com" ile biten alan adlarının tescilinin herhangi bir belge gerekmediğini, "ilk gelen kayıt eder" prensibinin geçerli bulunduğunu, "www.....com" alan adının tescil edildiği 21.10.2001 tarihinde davacının "..." ibareli bir marka tescili bulunmadığını, davacının "www.....com" alan adının tescilinden önce "..." ibaresini "marka" olarak kullandığına dair delil sunulmadığını, davacının sunduğu belgeler,
gazete kupürleri ve gümrük kapı isminin "..." ibaresinin "marka" olarak kullanımını göstermediğini, "www.....com" alan adının tescil edildiği 21.10.2001 tarihinde adı geçen şirketin "..." değil "..." ibaresini kullandığı, "...Anadolu Lisesi", "...İlköğretim Okulu", "...Spor" gibi ... ve ...
A.Ş. projelerinin bu hususu kanıtladığını, "www.....com" alan adının kayıt edildiği tarihten bu yana 15 yıldır web sitesi hazırlanamadığından yayında olmadığını, bu sebeple, davacının haksız kazanç elde etme amacı ithamının geçerli bulunmadığını, davalının bu alan adından asla kazanç sağlamadığını, ... hakem heyetinin de www.....com alan adının kötüniyetle tescil ettirildiğine dair yeterli gerekçeye rastlamadığını ve davacının iddialarını reddettiğini, davacının "www.....com" alan adı tescil edildikten itibaren 15 yıl beklediğini,
alan adının çok uzun süre tescil ettiren tarafta kalması ve davacının uzun zaman sonra dava açması halinde ...'nun alan adı tescilini kötüniyetli addetmediğini, davacının manevi tazminat ve itibar tazminatı taleplerinin dayanaksız bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, www.....com alan adının 21.10.2001 tarihinde alındığının, www.....com.tr alan adının ise ... ve ...
A.Ş adına 18.09.1998 tarihinde alınarak tescil edildiğinin tespit edildiği, davacı adına 12.12.2003 başvuru tarihli "... + Şekil" markasının 2003/...başvuru numarası ile tescilli olduğu, davacı adına tescilli 25.07.2006 başvuru tarihli " ... + Şekil" markasının 2006/... sayı ile tescil edildiği, koruma süresinin 25.07.2016 tarihinde dolmasına rağmen yenilenmediği, davalının internet sitesi alan adının başvuru tarihinin davacı markalarının başvuru ve koruma tarihinden önce olduğu, dava dışı ... ve ...
A.Ş.'nin ... unvanını daha önce kullandığının ve www.....com.tr alan adının daha önce tescilli olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından bu kayıtlara dayanılmış ise de, önceye dayalı kullanım hakkının bizzat kullanan kişi ya da şirkete ait olacağı, davacı tarafından dava dışı farklı tüzel kişiliği bulunan şirketin kayıtlarına ve kullanımına dayalı olarak önceye dayalı hak iddiasında bulunamayacağı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalıya ait ''www.....com'' alan adının davacı adına tescilli "...+şekil" markasına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, marka hakkın tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 28.11.2024 tarih, 2024/3889 E., 2024/8434 K. sayılı kararında ''... Davalıya ait alan adının fiilen kullanılmak veya gerçek bir ihtiyacı karşılamak üzere değil bu alan adlarına sahip firmaların kendisine veya rakiplerine satmak niyetiyle kötü niyetli olarak tahsis ettiği kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı..'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde verilen 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/9 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, Yargıtay bozma kararına uyulmakla o kararda belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için de zorunluluk doğacağı,
usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan ve kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır, çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak doğmuştur.
Bununla birlikte bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.
Bir başka anlatımla kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı).
Bu durumda mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma kapsamı dışında kalan hususlar gerekçe gösterilerek ve davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden bozma kararı dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3367, K. 2025/7017, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama