KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3531 E., 2026/776 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/827 Esas, 2025/904 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Uşak 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2022/485 E., 2024/587 K.
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 22.07.2020 tarihinde hazır beton alımına ilişkin satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin konusu başlıklı 2.2. maddesinde hazır beton birim fiyatlarının belirlendiğini, sözleşmenin 2.1 maddesi gereğince, birim fiyat belirlendiği için ürün satışlarında satıcı tarafından güncellenen rakamların dikkate alınmasının olanaklı olmadığını, yine sözleşmenin 2.2. maddesinde belirtildiği üzere 950.000 TL’lik çek tutarına kadar olan kısım bakımından tabloda belirtilen tutarların sabit rakam olarak uygulanacağının kararlaştırıldığını,
müvekkili şirketin sözleşmede öngörülen şekilde çek ile ödemelerini gerçekleştirdiğini, davalı şirket tarafından uzunca bir süre belirtilen tablodaki fiyatlara uygun beton teslimi yapıldığını, daha sonra sözleşmeye aykırı olarak davalının kararlaştırılan fiyattan beton teslimine yanaşmadığını, gönderilen ihtarnamelerin de sonuçsuz kaldığını, müvekkiline teslim edilmeyen hazır beton miktarının 3.138,5 m3 olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.824.650 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 3.276.503,08 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede yer alan imzanın müvekkili firma yetkilisine ait olmadığını, söz konusu geçersiz sözleşmeye dayanılarak vekil eden firmanın sözleşmeden sorumlu tutulmaya çalışılmasının son derece haksız olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, davacının iddialarını dayandırdığı sözleşmede yazılı belirtilen madde ile bağlı olmakla bu maddenin aksine davranması ya da haksız taleplerde bulunmasının mümkün olmadığını,
davacı tarafından dayanılan 22.07.2020 tarihli sözleşme tarihindeki ekonomik göstergelerin özellikle 2021 yılı sonundan itibaren önlenemez şekilde ve ciddi tahribatlar yapacak şekilde yükseldiğini, belirtilen yükseliş ve değişikliklerin ise basiretli bir tacir olan vekil eden firma tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı gibi bu süreci tahmin etmesinin de vekil eden firmadan beklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre sabit fiyat garantisinin bulunduğu, davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiği, davalının ise sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacının davalıdan talep edebileceği hazır betonun güncel bedelinin 3.276.503,08 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3531, K. 2026/776, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama