KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/356 E., 2025/5276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1566 Esas, 2024/1740 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/348 E., 2022/197 K.
Karar Metni
1.052 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/46755 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2011/33662, 2005/29089, 2000/01192, 2011/59425, 2016/60583 sayılı "...", "...", "....com", "....com ...", "... cloud şekil" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı(MDB) kararı ile reddedildiğini, bu ret kararına karşı davalının yeniden inceleme taleplerinin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu(YİDK) kararı ile nihai olarak kısmen kabulüne karar verilerek 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara,
deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri" yönünden başvurunun reddedildiğini, oysa davacının kurulduğu 1987 yılından itibaren kara, deniz ve hava taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, uyuşmazlık konusu olan “...” markasını ilk defa kendi adına 39.sınıfa giren hizmetlerde kullanmak üzere 2002/12637 sayı ile tescil ettirdiğini, bu markanın yenileme talebinin, davalı ... tarafından, yasal süresi içerisinde yapılmadığı ve davalı firma adına 2011/33662 sayılı markanın mevcudiyeti gerekçeleriyle reddedildiğini,
bu karar aleyhine ikame edilen davanın kabulü ile davalının 2011/33662 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, dava konusu edilen ibare üzerinde 39. sınıfa giren hizmetler açısından davacının gerçek hak sahibi olduğunu, 2011/33662 sayılı markanın hükümsüzlüğüne dair açılan dava devam ederken davalının huzurdaki davaya konu YİDK kısmi red kararına mesnet alınan 2016/60583 sayılı markayı tescil ettirmesinin kötüniyetinin açık göstergesi olduğunu, bu yüzden davalının 2016/60583 sayılı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini,
dolayısıyla davalı firmanın 2016/60583 sayılı markasının kapsamına giren 41. sınıftaki; “eğlence bileti acentelik hizmetleri, kulüp dinlence, spor ve spor salonu tesisleri sağlama hizmetleri” yönünden karıştırılma ihtimaline binaen başvurularının TÜRKPATENT tarafından 39. sınıfa giren;
“kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” açısından kısmen reddedilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, davacının ticaret unvanının özünün de 1987 yılından bu yana “...” ibaresinden oluştuğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK'in 15.10.2020 tarih ve 2020-M-8449 sayılı kararının iptali ile 2019/46755 sayılı "..." ibareli markanın reddedilen 39. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden tesciline,
ayrıca davalı şirketin 2016/60583 sayılı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece hükümsüzlük davası işbu dosyadan tefrik edilmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının esas unsur olan “...” ibaresinin ortaklığı nedeniyle görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, karşılaştırılan markaların davalının markasının reddedildiği hizmetler özelinde benzer/türdeş hizmetlerde kullanılacağını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen YİDK kararının 24.12.2020 tarihli ve 2020-M-9769 sayılı YİDK kararı ile sonradan düzeltildiğini, davalının itirazlarına mesnet aldığı 2011/33662 sayılı markanın da kısmi red gerekçesi markalar arasına girdiğini, davacının geçersiz kılınan bir YİDK kararı aleyhine huzurdaki davayı açtığını, sonraki tarihte verilen YİDK kararının da huzurdaki davanın konusu olmaması nedeniyle bu karar hakkında huzurdaki davada bir hüküm kurulamayacağını, taraf markalarının birbirlerine benzediğini, kapsamlarına giren emtianın aynı sektöre ve faaliyet alanına ilişkin olduğunu,
bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun(SMK) 6. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası hükümleri gereğince de korunması gerektiğini, “...” ibaresinin davalı firmanın ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, SMK'nın 6. maddesinin altıncı fıkrası hükmünün de uygulanmasının gerektiğini, dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığını, davacının önceki bir marka tesciline dayalı hakkının söz konusu olmadığını, eskiye dayalı ciddi kullanımın tevsik edilemediğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu malların redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının, kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markanın asli unsurunu değiştirdiği, ayrıca “...” markasının sahipliği durumunun, taraflar arasında uzunca bir süredir ihtilaf konusu olduğu, bu nedenle müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2019/46755 sayılı "..." ibareli başvuru ile davalı şirketin itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında SMK'nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira karşılaştırılan markalar arasında asli unsur olan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan yüksek düzeyli benzerlik bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt edicilik kazandırılmadığı,
bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı şirketin 2016/60583 sayılı markasının kapsamına giren 41.sınıf “eğlence bileti acentelik hizmetleri, kulüp dinlence, spor ve spor salonu tesisleri sağlama hizmetleri” ile uyuşmazlık konusu 39.sınıf “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, anılan hizmetlerin benzer/türdeş/ilintili hizmetler olduğu, gerçek hak sahipliği iddiasının marka tescil başvurusuna ve tescile itiraz hakkı verdiği,
başvurunun tesciline imkan sağlamadığı, davacı lehine müktesep hak koşullarının da oluşmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 2019/46755 sayılı ve "..." ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davalının ... ve ... asıl unsurlu markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın nihai olarak kısmen kabulüne dair TÜRKPATENT YİDK'nın 15.10.2020 tarih ve 2020-M-8449 sayılı kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/356, K. 2025/5276, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama