KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3756 E., 2026/926 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/488 Esas- 2025/664Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/63 E., 2022/189 K.
Karar Metni
1.114 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Almanya'da yerleşik ve 1868 yılından beri faaliyette bulunan davacının otomotiv sektöründe kullanılan el aletlerinin üretim ve satışını yapmakta olduğunu, 20 04... yıllarında "..." ve "... ..." ibareli markalarını Almanya'da tescil ettirdiğini, her iki markanın da 10.09.2013 tarihinde 7, 9, 20. sınıflarda ...aracılığı ile Türkiye'de tescil edildiğini, markaların 6, 8 ve 12. sınıflardaki tescil isteğinin reddine yönelik açılan davaların Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ve Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin kararları ile kabul edildiğini,
bu kapsamda 6. sınıftaki mallar yönünden müvekkili lehine verilen kabul kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin onama kararı ile kesinleştiğini, hal böyle iken davalı ...'ın 2017/89342 sayılı "..." ibareli markanın 6, 7, 8, 9, 12... . sınıflarda tescili isteğine ilişkin müvekkilinin itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini,
başvuru markasının müvekkilinin tescilli markaları ile görsel olarak benzer ve dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinden yalnızca ilk harf itibariyle farklı olup kalan harflerin dizilimleri dahil aynı olduğunu, markaların telaffuzunun benzerliğinin karıştırılmalarını son derece olası kıldığını, müvekkilinin markasının otomotiv piyasasında son derece bilinen bir marka olup davalının bu tanınmışlıktan yararlanmak amacında olduğunu, davalının markasının tescilinin müvekkili aleyhine haksız rekabet yaratacağını,
başvuru markası kapsamında kalan 6. sınıftaki malların, müvekkilinin Türkiye'de, menşei ülkede ve birlik markası olarak WİPO'da tescilli bulunan markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerle aynı veya benzer olduğunu, müvekkilinin "..." markasına dayalı önceki hak sahipliği iddiası ile tanınmışlık itirazlarının davalı Kurum tarafından yeterli bir incelemeye tabi tutulmadığını ve davalının müvekkilinin alanında tanınmış markasına benzer bir başvuruda bulunmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018-M-10474 sayılı kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...” ve “... ...” ibareli markaların tescilli olduğu sınıflar ile “...” ibareli markanın tescil edilmek istendiği sınıflarda bulunan emtialar değerlendirildiğinde 35. sınıf emtiaları bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliğinin mevcut olduğu, bu emtiaların benzer tüketici kitlesine hitap eden, benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer dağıtım kanalları bulunan, birbirleri yerine ikame edilebilir, birbirlerini tamamlayıcı nitelikteki mal – malın satışına yönelik hizmet şeklinde bir ilişki içinde bulunduğu,
taraf markalarının başlangıç harfleri farklı olsa da ilk harfler hariç tüm harflerin ve baskın rengin aynı olduğu, bu bağlamda ilgili ortalama tüketici kitlesi bakımından her iki markanın görsel anlamda ilişkilendirilebilecek düzeyde benzeştiği, tüketicilerin günlük hayatta yaygın kullanımı bulunmayan bu ibareleri anlamsal olarak karşılaştırma eğilimi bulunmuyor ise de, bu anlamsal farklılığın tek başına taraf markalarının birbirlerinden uzaklaşmasını sağlamadığı, benzer bulunan 35. sınıf emtialar bakımından iltibasın mevcut olduğu,
Ankara 2. FSHHM’nin 2015/439 E.- 2016/302 K. ve Ankara 3. FSHHM’nin 2015/377 E.- 2016/349 K. sayılı kararlarında davacının “makine, cihaz ve taşıt onarımı ile ilgili elle çalışan motorsuz aletler” emtialarında önceye dayalı hak sahibi olduğu tespit edilmişse de, YİDK karar tarihi itibariyle bu kararlar henüz kesinleşmediğinden, YİDK kararının iptali yönünden dikkate alınamayacağı, davacının işlem dosyasına sunduğu uluslararası tescil belgelerinin markanın kullanımına dayalı üstün hak sahipliği bakımından yeterli delil niteliğinde olmadığı, şirket tarihçe bilgilerinin markanın kullanımı göstermeye elverişli bulunmadığı,
dosya kapsamına sunulan tamamı yabancı dildeki faturalarda "..." markasının açıkça yer almadığı, davacının itiraz dosyasına tanınmışılık ve kötü niyete ilişkin sunmuş olduğu delillerin, bu husustaki iddiaları ispatlar nitelikte bulunmadığı, hükümsüzlük yönünden; davacının “...” ve “... ...” ibareli markalarının ilgili sektörde tanınan bir marka olduğu, davacının markasının tanınmış olmasının somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalini artırıcı bir durum bulunduğu,
bu tanınmışlığın dava delikçesinde geçen mal ve hizmet sınıfları ile bağlı kalınarak hükümsüzlük talepleri yönünden 06. sınıfta yer alan emtilara da sirayet edeceği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı ... davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, "..." ibareli markan 02, 06, 19, 20, 35... . sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacı şirketin "..." ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'in 2018-M-10474 sayılı kararıyla reddedildiği,
davacı taraf, davalı şirketin marka başvurusuna 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun SMK'nın 6/3, 6/5 ve kötüniyet gerekçeleriyle itiraz ettiği, dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı şirketin itiraza mesnet ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ..." markalarının 6. sınıftaki emtialar yönünden tescil isteğinin reddi sonrasında davacı şirket tarafından açılan davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve Esas 2015/481- 2017/333 K. sayılı kararı ile 06. sınıf dahil daha önceden tescil isteği reddedilen sınıfların tescili önünde bir engel bulunmadığı gerekçesi ile YİDK kararlarının
iptaline karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 30.9.2019 tarihinde kesinleştiği, yine davacı şirket tarafından üçüncü kişilerin marka başvurusuna yönelik itirazın reddi sonrasında açılan iptal davalarında, davalı markalar kapsamında bulunan 6. sınıftaki malların markadan çıkarılmasına karar verildiği,
her ne kadar kural olarak YİDK kararının iptali istemi ile açılan davalarda, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2019 tarih, 2017/4221 E., 2019/1159 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere itiraz aşamasında taraflarca dayanılan bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kısa kararının sunulması halinde dahi bu durumun dikkate alınması ve sonucuna göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve davalı Kurum istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3756, K. 2026/926, 11 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama