KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3899 E., 2026/773 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/398 Esas, 2025/529 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/928 E., 2025/110 K.
- Birleşen davalar
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/929 E., 2022/930 E., 2022/931 E., 2022/932 E. sayılı dosyaları
Karar Metni
633 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; İran merkezli müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında mal alım-satımının süreklilik arz ettiğini, müvekkilinin davalı yandan fatura alacaklarını tahsil etmek amacı ile... İcra Dairesinin 2021/506, 2021/507, 2021/508, 2021/509, 2021/510 E. sayılı dosyaları üzerinden takibe giriştiğini, davalının haksız yere takiplere itiraz ettiğini, davalının ticari defterleri incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını ileri sürerek asıl ve birleşen davalarda itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; takiplerin usul ve yasalara aykırı olduğunu, takip talebinde borcun sebebi olarak fatura gösterilmediğinden davanın faturaya dayalı açılamayacağını, takiplerde birden fazla alacaklı göründüğünü, davacının tek başına alacağın tamamı için dava açamayacağını, alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak asıl ve birleşen davaların usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davaların dayanağı takip dosyaları incelendiğinde takip talebi ve ödeme emrinde alacağın USD cinsinden gösterildiği, ancak alacak yabancı paraya dayanıyorsa Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulaması uyarınca.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 58/3 hükmüne göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunluluk arz ettiği, aynı zorunluluğun İİK’nın 60/1 hükmü gereğince ödeme emri için de geçerli olduğu, bu zorunluluğun yerine getirilmemesinin kamu düzenini ilgilendirdiği,
süresiz şikayet nedeni olduğu gibi, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulması gerektiği, takip talepnamesinde veya ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması halinde icra takibine yönelik itiraza müteakip açılacak itirazın iptali veya kaldırılması davasının yasaya uygun takip yapılmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, somut olayda itirazın iptali davası için özel dava şartı olan bu zorunluluğun yerine getirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiş, hüküm,
asıl davada ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı, usulüne uygun icra takibinin itirazın iptali davası için özel dava şartı olduğu, asıl ve birleşen davalara dayanak icra takiplerinin usulüne uygun olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi ile yetinilmesinin yerinde görüldüğü, dava şartından davanın reddi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3899, K. 2026/773, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama