KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/405 E., 2025/5581 K.·Birleşen Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/758 E. Sayılı Dosyasında
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/23 Esas, 2024/1640 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2022/965 E., 2023/732 K.
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; tarafların eski ortaklar olduğunu, müvekkili tarafından kullanılan ... ibaresinin müvekkilinden habersiz bir şekilde davalının başvurusu sonucu davalı adına tescil edildiğini, müvekkilinin davalıdan önce dava konusu ibareyi kullandığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/74102 "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının kendi buluşu olmadığı halde faydalı model başvurusu yaptığını, müvekkilinin davalı başvurusundan çok daha önce şeker üretim makinasını kullanıp piyasaya sürdüğünü, ürünün yenilik vasfının bulunmadığını, davalının dava konusu makine sebebi ile müvekkilinin iş yaptığı kişilere ihtarnameler gönderdiğini, davalının, faydalı model ve asıl davaya konu marka üzerindeki hak iddiası sebebi ile müvekkilinin uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek 100,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; tarafların müvekkilinin tasarımı olan Jöle Şekerleme Üretim Hattı'nı yapmak üzere anlaştıklarını, taraflar ortak olmakla birlikte gerek asıl davaya konu markanın gerekse birleşen davaya konu makinenin buluş hakkının müvekkiline ait olduğunu, davacının müvekkilinin marka başvurusundan bilgisinin olduğunu, marka tescil sürecinde de herhangi bir itirazın bulunmadığını, taraflar arasında şirketleşme gerçekleşseydi markanın müvekkilinde kalacağını ya da kurulacak şirkete sermaye olarak konulacak olduğunu, ancak gayri resmi ortaklıktan sonra davacının şirket kurmaya yanaşmadığını,
bunun üzerine çekilen ihtarlarla buluşun davacı tarafından kullanılmaması ve üretimde bulunmaması için uyarıda bulunulduğunu, davacının işe başlama tarihi olan 01.08.2014'ten önce müvekkilinin yazışmalarının olduğunu, marka başvurusunun 11.09.2014'te yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin dava konusu buluşu dokuz yıllık bir çalışma sonucu elde ettiğini ve ilk makineyi 2014 yılında ... Şekerleme isimli bir şirkete sattığını, gerek dava konusu buluşun gerekse markanın fikri ve sınai mülkiyet hakkının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin birlikte ortak olduğu ... ve davacının bilgisi dâhilinde müvekkilinin marka başvurusu yaptığını, patent başvurusuna konu buluş ile davacının alakasının bulunmadığını, müvekkilinin başvuru yaptıktan sonra davacıyı haksız kullanıma son verilmesi için ihtar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ortaklık ilişkisi ve buna bağlı bir güven ilişkisi mevcut iken davalının uyuşmazlık konusu markayı tek başına sahiplenme saiki ile hareket ederek birlikte kullanılan markaya dair tescil başvurusu yapmasının kötüniyetli olduğu, dava konusu şeker üretim makinesinin 2015/04106 sayılı patent koruma kapsamında olduğu, makinenin 2014 yılından önce yapılıp yapılmadığının tespitinin mümkün olmadığı, dava konusu 2015/04106 sayılı patente dair davacının hak sahipliği iddialarının ispatlanamadığı,
davalı tarafın ihtarnamelerinin hak sahibi olduğu faydalı modele/patente ilişkin olması hasebiyle bu ihtarnamelerin diğer uyuşmazlık konusu markasal hak ile ilişkili bulunmaması neticesinde faydalı modele/patente bağlı olarak ihtar çekilmesinin, mevcut deliller göz önüne alındığında davacı adına tazminat hakkı doğurmayacağı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''...'' markasının 11.09.2014 tarihinden geçerli olmak üzere 29.06.2015 tarihinde 07. sınıf mallar kapsamında davalı adına tescil edildiği, yine 2015/04106 sayılı ''Jöle Şekerleme Üretim Hattında Yenilik'' ibareli faydalı model başvurusunun davalı tarafından 03.04.2015 tarihinde yapıldığı, 25.05.2015 tarihinde faydalı modelin patente dönüşümünün talep edildiği, başvurunun 22.06.2015 tarihinde ilan edildiği, yargılama devam ederken 24.04.2018 tarihinde davalı adına patentin tescil edildiği,
davalı tarafından davacıya ve davacının iş yaptığı bir kısım şirketlere noter kanalıyla ihtarnameler gönderilerek ''Jöle Şekerleme Üretim Hattında Yenilik'' buluşu hakkında faydalı model konusu makinenin yapılmaması/yaptırılmaması, imalatına, satışına ve benzeri işlere son verilmesi, var ise sözleşmenin feshedilmesi, ürün ve benzerlerinin web sitelerinden kaldırılması gibi konuların muhataplarına ihtar edildiği, davacının bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla tazminat talebinde bulunulduğu, davacı, davalı ve dava dışı ... arasında bir adi ortaklık bulunduğu, marka üzerinde her bir ortağın hakkı olduğu,
davalının kendi adına yaptığı marka tescil başvurusu sonucu ''...'' markasının davalı adına tescil edildiği, söz konusu markaya ilişkin davalı marka başvurusunun kötüniyetli olması nedeniyle marka tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğinden asıl dava yönünden verilen hükümsüzlük kararının isabetli olduğu; birleşen davaya gelince, davalı tarafından çekilen ihtarnamelerin hak sahibi olduğu faydalı modele/patente ilişkin olduğu, asıl davaya konu marka ile ilgili olmadığı,
davalının faydalı modele/patente ilişkin ihtarının davacı lehine tazminat hakkı doğurmayacağı anlaşıldığından birleşen davada maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı, ancak, birleşen davada davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ile ilgili olarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinde yer alan düzenlemeler uyarınca davalı lehine maddi ve manevi tazminat talepleri açısından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde olmakla birlikte manevi tazminat talebi açısından davalı lehine hükmedilen 25.900,00 TL vekâlet ücretinin doğru olmadığı,
zira tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinde takip edilen davalar için maktu vekalet ücretinin 25.500,00 TL olduğu, yine tecavüzün tespiti talebi yönünden davalı lehine ayrıca 25.900,00 TL daha vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de birleşen davada davacının ayrı bir talep olarak tecavüzün tespiti talebinin bulunmadığı,
sadece maddi ve manevi tazminat talep ettiği, bu sebeple tecavüzün tespiti olarak davalı lehine vekâlet ücreti hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacının, birleşen davada vekâlet ücretleri yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2014/74102 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı vekili, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, marka hükümsüzlüğü; birleşen dava ise, faydalı model ve marka üzerinde hak iddia edilmesinden dolayı uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/405, K. 2025/5581, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama