KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4073 E., 2026/1057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/108 Esas, 2025/262 Karar
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacı yanın ilk siparişi karşılığı malı satın aldığını ve Irak ülkesine ihraç ettiğini, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için siparişinin e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün mal siparişini onaylayan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konusu malı teslim almak için tırları davalının adresine yolladığını, ancak malın tıra yüklenilmediğini,
davalıya çekilen ihtarname üzerine davalının malı teslim ettiğini, 13.08.2014 tarihinde üçüncü parti malın e-mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak davalı ile irtibat kurulamadığını ve akabinde davalının mal vermeyeceğini davacıya bildirdiğini, bunun üzerine davacının, davalıya 25.08.2014 tarihinde ihtarname keşide ederek malın teslim edilmesini talep ettiğini, ancak davalının 01.09.2014 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, sözleşmenin süresinin üç yıl olduğunu,
bu sebeple davacının sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen 200.000,00 USD cezai şart bedelini davalıdan talep hakkı doğduğunu ileri sürerek 200.000,00 USD cezai şartın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davalı mallarını Irak'a satmak istediğini, bunun üzerine davacı tarafından hazırlanan sözleşmenin ön sayfasının paraf atılmak suretiyle ikinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle onaylandığını, ancak davacının işbu davada ön sayfa olarak paraf olmayan sayfayı koyduğunu, halbuki paraflı ön sayfada cezai şart bedelinin 20.000,00 USD olarak kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı,
deneme süresi içerisinde veya haklı nedenle fesih halinde cezai şart ödenmeyeceği, mücbir sebep bulunması halinde cezai şartın talep edilemeyeceği, üretici firmanın bilgisi dışında satış, reklam ve tanıtım çalışmaları nedeniyle haklı fesih olmayacağını, sözleşmenin deneme süresi içerisinde feshedildiğini ve cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin cezai şart hükmünün şartlarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki ilişkinin belli bir coğrafi yer ile sınırlı tek satıcılık sözleşmesi olmadığı, davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığı hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı, davalının sözleşmeyi feshinin haklı bir sebebe dayanmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5. maddesi gereğince davacının davalıdan 200.000,00 USD cezai şart alacağı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4073, K. 2026/1057, 24 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama