KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4235 E., 2026/1140 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2193 Esas, 2025/823 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- Mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/227 E., 2022/595 K.
Karar Metni
776 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile dava dışı asıl borçlular ...Enerji A.Ş. ve...Enerji A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri (GKS) kapsamında müşterek ve müteselsilen kefalet ile rehin sözleşmelerinin müvekkili tarafından kefil olarak imzalandığını, ancak müvekkiline hafif derece zeka geriliği olduğundan bahisle Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/586 E. sayılı dosyası ile 09.06.2010 tarihinde yasal danışman atandığını, bahsi geçen sözleşmelere yasal danışman onayının alınmadığını, bu nedenle kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, ayrıca kefalet için mahkemeden izin de alınmadığını,
bunun dışında müvekkilinin kefaletinin kaldırılması için davalı bankayı temsilen şube adına ... tarafından asıl borçlulara gönderilen 07.08.2012 tarihli e-posta ile müvekkili dışında yer alan kefillerden eş rızalarının verilmesi halinde müvekkilinin kefaletten doğan borcunun kaldırılacağının taahhüt edildiğini, müvekkili dışındaki kefillerin eş muvafakatlerinin alınmasına rağmen davalı bankanın taahhüdünü yerine getirmediğini, ayrıca kefaletlerde eş rızası şartının da gerçekleşmediğini, davalı banka tarafından İstanbul 8. İcra Dairesi'nin 2015/33507 E., 2015/34105 E.,
10. İcra Dairesinin 2019/5393 E. 2018/2263 E. sayılı takiplerinin başlatıldığını belirterek müvekkilinin bahsi geçen GKS'ler ve icra dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında kısıtlama kararı verilmediğini, fiil ehliyetinin sona ermediğini, davacıya mahkeme kararıyla yasal danışman atandığını, dava dışı şirketlere kullandırılan krediler nedeniyle davacının yasal danışmanı Av.... ...nin onayının alındığını, onayın e-posta ile bildirildiğini, davacının dilekçede ayrıntıları yazılı kredi sözleşmelerini kefil sıfatıyla imzaladığını, 29.09.2011 tarihli sözleşmelerin imzalandığı tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olduğundan eş rızası şartı aranmayacağını,
diğer sözleşmelerin imzalandığı tarihte ise davacının eşi ile 2005 yılında açılan boşanma davasının bulunduğunu, davacının boşanmasına ilişkin hükmün 15.10.2012 tarihinde kesinleştiğini, boşanma davasının açılması ile eşlerin ayrı yaşamaya hak kazanmaları nedeniyle evli kişilerin eş rızasına gerek bulunmadığını, müvekkili bankanın davacının kefillikten çıkarılmasına ilişkin bir taahhüdünün bulunmadığını, sözleşmelerden 10 yıl, takiplerden ise 6 yıl geçtiği halde kefaletin geçersizliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddine,
alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından ibraz edilen belgelere göre kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle davacının yasal danışmanı olan Av.... ... tarafından davacı kefaletine e-mail yoluyla olumlu yönde görüş bildirildiği, diğer yandan 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 584. maddesinin, bu tarihten önce yapılmış kefalet sözleşmelerinde uygulanma imkanının bulunmadığı,
kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılmış kefalet sözleşmeleri yönünden ise davacı ile eşi arasında İstanbul 2. Aile Mahkemesi'nin 2005/851 E. sayılı dosyasından açılan boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıkları ve bu nedenle kefalet sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı, davalı banka ile davacı taraf arasında yapılmış kefalet sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını taşığı, diğer yandan, davalı bankaya güven verip davalı bankanın asıl borçlulara kredi kullandırmasından sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesinin,
kredi ve kefalet sözleşmelerinin imzalandığı 20 11... yıllarından dava tarihi olan 2021 yılına kadar sessiz kalmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4235, K. 2026/1140, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama