KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4349 E., 2026/1028 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2026
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/975 Esas, 2025/1066 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2023/233 E., 2025/134 K.
Karar Metni
804 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20 yılı aşkın zamandır ...'de ürünlerini müşterileri ile buluşturduğunu, enfes tantuni ve künefe tatlarıyla kendinden söz edilen başarılı restoranlar arasında olduğunu, müvekkilinin işbu davada hükümsüzlüğü istenen 2022/164203 başvuru numaralı markanın sahibi olan ...'ın kardeşi olduğunu, davalının öncesinde ... numaralı başvuru ile “...
Tantuni ve Künefeyi Biz Yaparız” ibareli markayı kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, bu tescile karşı müvekkili tarafından ikame edilen dava neticesinde ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/3 76... /151 Karar sayılı ilamı ile; “davanın kabulü ile davalı adına 2020/80640 sayı ile tescilli “...
Tantuni ve Künefeyi Biz Yaparız” markasının “sınıf kodu 43:yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini, işbu dava konusu markanın da davalı adına bahsi geçen davanın açıldığı 19.10.2022 tarihinden kısa süre sonra 01.11.2022 tarihinde kötüniyetli ve süreci uzatmak maksadıyla tescil edildiğini, markadan haberdar olma veya bilebilecek durumda olmanın önemli bir kötüniyet göstergesi olduğunu, işbu dava konusu marka açısından müvekkilinin eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün hak ve gerçek hak sahibi olması,
davalı tarafa ait kötüniyetli tescilin müvekkiline ait markayla birebir aynı olması, müvekkili ile davalı tarafın kardeş olması, müvekkilinin markasından davalının haberdar olması, davalı tarafın eşinin müvekkiline ait restoranda çalışmış olması ve müvekkiline ait markanın bölgesel olarak bilinirliği düşünüldüğünde davalı tarafın dava konusu markayı hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak kötüniyetli tescil ettirdiğini ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı adına kayıtlı ... numaralı “... tantuni&künefeyi biz yaparız” ibareli marka tescilinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işlettiği işyerinin, öncesinde müvekkili tarafından ...isimli kişiden 2016 yılında henüz tescil edilmemiş bile olsa ... marka ismiyle birlikte devralındığını, eskiye dayalı kullanıma dair davacı tarafın sunduğu evraklar incelendiğinde en eski evrakın 2018 yılına ait olduğunu, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü gibi uzun yıllar süren eski kullanımından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin bu işyerini 2016 yılında devraldıktan sonra ağabeyi olan davacının yurt dışından dönmesi ve memlekette yapacak işinin bulunmaması nedeniyle sözlü bir anlaşma ile kendi işletmesine ortak ettiğini,
bir süre birlikte işlettikleri bu yerini daha sonra ağabeyi davacıya devrettiğini, ancak ortaklıkta marka devrine dair herhangi bir anlaşmaları bulunmadığını, zira müvekkili işletmeyi devralırken marka hakkının açıkça vurgulandığını ve bu marka ile birden fazla şube açılmasına dair de bir takım maddeler üzerinde anlaşıldığını, müvekkilinin ağabeyi davacı ile ortaklığını sonlandırırken de marka hakkını devretmediğini, zira müvekkilinin önceki sahibinden devraldığı ... markası ile yeni bir şube açma düşüncesi ile mevcut şubeyi ağabeyi davacıya bıraktığını,
ilk davada davacının bu işyerini 20 yıldır kullanıp kullanmadığının araştırılmadığını ve gelen resmi belgelerin tarihinin 2018 yılı olduğunun gözden kaçırıldığını, ... markasının bilinir hale gelmesinin davacının faaliyetleri sonucu olmadığını, bu markanın müvekkilinin işletmeyi devraldığı ...tarafından bilinir hale getirilip markalaştırıldığını, dolayısıyla davacının bu markanın oluşumu ve tanınırlığı aşamalarında da bir katkısı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın önceki tarihli kesintisiz kullanımının ispatlandığı, tarafların kardeş oldukları ve mahkemenin 2022/376 E. sayılı dosyasında davalı adına 2020/80640 sayı ile tescilli "...
Tantuni ve Künefeyi Biz Yaparız" markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek, hükmün 06.11.2024 tarihinde kesinleştiği, davalının ilk dava açıldıktan sonra bu davaya konu markanın tescil başvurusunu yaptığı anlaşıldığından kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına 2022/164203 sayı ile tescilli "...
Tantuni ve Künefeyi Biz Yaparız" markasının tüm mal ve hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4349, K. 2026/1028, 23 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama