KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4599 E., 2025/6224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1208 Esas, 2024/1883 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1007 E., 2024/269 K.
Karar Metni
963 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin kuyumculuk sektöründe kullanılan 3D Systems makinalarının Türkiye satış mümessilliğini yaptığını, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu davalı adına 04.02.2015 tarihli 419.999,00 USD bedelli fatura düzenlediğini, davalının ödeme yapmaması üzerine Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün 2017/1950 E. sayılı dosyasında takibe geçildiğini, davalının takibe herhangi bir borcunun olmadığından bahisle itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamı ile %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıdan 4 adet makina satın aldığını, ödemelerin senet karşılığı yapıldığını ve taraflar arasındaki borç ilişkisinin bittiğini, borç ilişkisi bittikten sonra davacı tarafın takibe konu faturayı icra takibine koyduğunu, ödemelerin 2014 yılının başlarında başladığını usul ve yasalara aykırı olarak düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edilmediğini, davalının faturadan icra takibi ile haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların kabulünde olduğu üzere, ticari satım sözleşmesi nedeniyle davalının davacıya 60 adet sıralı bono verdiği, davalının, bonoların bir kısmını banka havalesiyle ödediğini, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün 2016/17389 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen iki adet bononun çalışanları tarafından banka havalesiyle ödendiğini, kalan bonoların da elden ödenerek, bono asıllarının alındığını savunduğu, satım sözleşmesi ilişkisinde davalı tarafından borca karşılık bono verilmiş olması,
borcun yenilenmesi olmadığı gibi, salt bononun verilmesi ile satım bedelinin ödenmiş olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı taraf da satım sözleşmesi nedeniyle kıymetli evrak aldığında, bu kıymetli evrakları kambiyo senetlerine mahsus yolla takibe konu edebileceği gibi temel ilişkiye dayalı olarak da talepte bulunabileceği, ancak bu halde, senet asıllarının nerede olduğunun bildirilmesi ve senet asıllarının sunulması gerektiği, zira satım sözlemesi nedeniyle düzenlenen bonoların asıllarının davacıda olması halinde, bu davada verilecek kararla mükerrer tahsilat yapılabileceği, davalı,
bir kısım bonoları elden ödeyip bono asıllarını aldığını savunduğuna göre, mahkemece aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde tarafların ellerinde bulunan senet asıllarının ibrazının istendiği, ibraz olunan senet asıllarının dosyaya alındığı, bir kambiyo senedinin aslının borçlunun elinde olmasının ödemeye karine olduğu, bono aslının davacının elinde olması, ayrı bir ödeme olgusu ispatlanmadığı sürece, bonodan kaynaklı borcun ödenmediğini gösterdiği,
bonoların davacının elinde olmaması halinde ise, davacı aksini kanıtlamadığı sürece bono bedellerinin ödendiğine delalet edeceği, çünkü, bedellerini ödeyerek bonoları alan borçlunun bu bonoları muhafaza etmesinin beklenemeyeceği, bonoların davacı tarafından ibraz edilememesi halinde davalının ödeme savunmasının benimsenmesi, davacı aksini ispatlamadığı takdirde ödeme savunmasına itibar edilmesi gerektiği, davalı tarafından davacıya ödeme amaçlı olarak verildiği belirtilen 60 adet sıralı bonodan 16 adet, 122.000,00 USD bedelli bono aslı, davalı tarafça da 43 adet bono aslı mahkemeye ibraz edildiği,
davacı tarafından ibraz edilen bono aslı toplamı 122.000,00 USD'nin ödenmemiş olduğu kanaatine varıldığı, davalının 13.01.2023 tarihinde vefat ettiği UYAP kayıtlarından tespit edilmiş olup, davacı vekili tarafından davalıya ait veraset ilamının sunulduğu, mirasçılara duruşma gününü bildirir tebligat çıkarılmış olduğu,
açıklanan gerekçelerle açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerkçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1950 E. sayılı icra dosyasında davalının asıl alacağın 122.000,00 USD'lik kısmı yönünden itirazının iptaline, takibin 122.000,00 USD asıl alacak üzerinden (Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün 2016/17389 E. sayılı dosyası nedeniyle tahsilde tekerrür olmayacak şekilde) devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağı 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince 1 yıl vadeli USD hesaplarına uygulanan değişen oranlarda faiz uygulanmasına,
davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında 91.256,00 TL icra inkâr tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş hüküm, davalı mirasçıları vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada takip konusunun, bakiye fatura alacağı olduğu, fatura düzenlenmesi tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmamakla birlikte davalı tarafça fatura bedeline konu olan makinelerin teslim alındığı ve kurulduğu ikrar edildiği gibi dosyadaki bilgi ve belgelerden de bu konuda herhangi bir tereddütün olmadığı, bu aşamada davalı tarafın faturayı tebliğ alıp almadığının ispatında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığı,
davalı tarafın savunmasında ürün bedellerini ödediğini belirttiği, bu durumda, ödeme iddiasını ispat külfeti davalı tarafa geçmiş olduğundan buna yönelik iddiasını ispatla mükellef olduğu, davalının ödendiği savunmasında bulunduğu senet asıllarının davacı tarafça aynı alacakla ilgili olarak başlatılan ve davalının imza itirazı üzerine duran icra takip dosyasının bulunduğu icra daire kasasında olduğu, yani senet asılları davacı alacaklı elinde olduğu için takip başlatıldığı, senet asıllarının dosyaya celbedilerek incelediği ve kasaya alındığı, söz konusu senet bedellerinin ödendiğinin davalı tarafça ayrı bir ödeme olgusu ile ispatlanamadığı,
davalının takibe konu edilen bakiye fatura bedelini ödediğini ispat edemediği sonucuna varılarak, davanın kabulüne ilişkin verilen kararda bir isabetsizliğin görülmediği gerekçesiyle davalı miraçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı miraçıları vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4599, K. 2025/6224, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama