KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/50 E., 2025/4531 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/443 Esas, 2024/1872 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/671 E., 2024/66 K.
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bir tarla alışverişi dışında başka bir alışverişlerinin olmadığını, davalının, müvekkili aleyhine Akşehir İcra Müdürlüğünün 2022/1970 E. ve 2022/1976 E. sayılı takip dosyaları üzerinden bonolara dayalı olarak icra takibi başlattığını, her iki takibe konu olan iki bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, bonolardaki imzaların da müvekkilince atılmadığını ileri sürerek davacının Akşehir İcra Müdürlüğünün 2022/1970 E. ve 2022/1976 E. sayılı takiplerinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile her iki takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş,
18.07.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle ise davasını değiştirmeyip iddiasını genişletmek suretiyle dava ve takip konusu her iki bonodaki imza itirazının yanına bu bonoların hile ile alındığı iddiasını da eklediklerini belirterek kötüniyetle hareket eden davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada ispat yükünün davacıda olduğunu, Akşehir İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/121 E. sayılı dosyası kapsamında yapılan imza incelemesine ilişkin 18.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda Akşehir İcra Müdürlüğünün 2022/1970 E. ve 2022/1976 E. sayılı icra dosyalarında bulunan kambiyo senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu raporuna göre dava ve takip konusu her iki bonodaki imzaların davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, dolandırıcılık suçundan davalı hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının duruşmada yeminli beyanlarının alındığı, davalının “dava konusu her iki bonodan dolayı alacaklı olduğuna, borcun tamamen veya kısmen ödenmediğine ve bonoların hile ile alınmadığına, ayrıca bu bonoların taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile ilgisinin bulunmayıp, diğer alışverişlerden doğduğuna” dair yemin ettiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Mahkemece 22.11.2023 tarihli celsede, her ne kadar dava dosyası içerisinde bulunan 27.09.2019 tarihli “İki Taraflı Anlaşma Senedi” başlıklı belgede dava konusunu teşkil eden bonolara bir atıf bulunmadığı, bu nedenle sözleşme ile dava konusu bonolar arasında irtibat kurulmadığından bahisle imza incelemesi yaptırılması talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın iddialarından, özellikle arsa alımı ve bedellerine ilişkin iddiası bakımından, davalı hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine,
Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/3547 sayılı soruşturması kapsamında alınan 22.09.2022 tarihli davalı ifadesinde söz konusu bonoların satılan arazilerin ödenmeyen bedelinin karşılığı verildiğini belirtilmiştir.
Davalı ifadesinde bahsi geçen satış konusu arazilerin ada ve parselleri ile 27.09.2019 tarihli anlaşma senedinde yer alan arazilerin ada ve parsellerinin aynı olduğu anlaşılmakla, davalının bu kabulü üzerine mezkur anlaşma senedi içeriğinde dava konusu bonolara atıf bulunmamasının bir önemi kalmamıştır.
Anlaşma senedindeki imza davalı tarafından inkar edildiğinden 27.09.2019 tarihli anlaşma senedinin aslı getirtilerek öncelikle imza incelemesi yaptırılması ve imza incelemesinin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/50, K. 2025/4531, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama