İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/506 K.2025/5629

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor…

Esas2025/506Karar2025/5629Tarih24 Eylül 2025Okuma6 dk · 1.243 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2025/506 E., 2025/5629 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Eylül 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/1509 Esas, 2024/1802 Karar
Hüküm
Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İlk derece mahkemesi
Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/272 E., 2022/154 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.243 kelime·6 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ...

Ailesi'nin 1800'lü yıllardan beri baklavacılık yaptığını, "..." markasının ailenin ortak çabası ile tanınır hale geldiğini, markanın korunmasına ilişkin olarak ilk marka sahiplerinin 11.03.1972 senesinde "Resen Müşterek Marka Sözleşmesi" başlıklı belgeyi imzaladıklarını, söz konusu sözleşmenin marka veraset yoluyla nesilden nesile geçtikçe hali hazırdaki marka sahipleri tarafından da imzalandığını, dava konusu marka sözleşmelerini yapan ve davalı şirkete devreden ...'nün de taraf olduğu "Re'sen Müşterek Marka Sözleşmesi'nin 5. maddesinde,

markanın müşterek olup ancak bu mukaveleye katılanlar tarafından imal ettiği ve alıp satacağı emtia üzerinde kullanılabileceği, müşterek marka sahiplerinin mücbir bir sebep olmadıkça marka üzerindeki hakkını kısmen veya tamamen aher veya aherlerine devredemeyeceği, satamayacağı, kiralayamayacağı, kendisi mesleği bıraktığı halde kendi adı ile müşterek markayı kullandırarak başkalarına mal imal ettiremeyeceği ve sattıramayacağının düzenlendiğini, sözleşmenin temel amacının aile markasının üçüncü kişilerce kullanılmasının engellenmesi olduğunu,

hal böyleyken sözleşmenin tarafı olan ...'nün " ..." ibareli markaları tescil ettirerek davalı şirkete devrettiğini, davalı şirketin ise franchise ve lisansyolu ile kontrol edilmesi mümkün olmayan bir hızla söz konusu markanın üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına imkan verdiğini, bu şekilde aile markasının sulandırılmasına neden olduğunu, dava konusu markaların kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini, Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/81 E. sayılı dosyasında açılan ve davalı şirketin de müdahil olduğu davada, ... markalarının kötü niyetli olarak tescil ettirildiği talebiyle marka hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti, men'i,

sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması talebiyle açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ilgili kararın onandığını, davalı şirketin söz konusu mahkeme kararını hiçe sayarak "RUK ..." ibareli markaları tescil ettirmeye devam ettiğini, kötüniyetli tescilin korunamayacağını, davalıya ait markaların da müvekkili ile aynı sınıflarda tescilli olduklarını, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, müvekkillerine ait markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü kapsamında da tanınmış marka olduklarını, dava konusu markaların müvekkili markalarının ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, haksız yarar sağlayacağını,

bu şekildeki marka kullanımının müvekkillerinin tescilli markalarından doğan haklarına açıkça tecavüz teşkil ettiği gibi haksız rekabet de oluşturduğunu ileri sürerek davalının markasal kullanımlarının müvekkilinin markalarından doğan haklarına tecavüz olduğunun tespiti, tecavüzün durdurulması ve men'ine, davalı ait ... sayılı ve " ...", " ... ", "..." ve " ..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın SMK'nın 25/6 hükmündeki 5 yıllık hak düşürücü süre sona erdikten sonra açıldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir kararında "....davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu kabul edilse dahi marka tescilinden yaklaşık 21 yıl sonra işbu hükümsüzlük davasının açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu..." yönünde karar verildiğini, müvekkilinin davacılar ile imzaladığı 11.03.1972 tarihli sözleşmeye aykırı fiillerde bulunmadığını, " ..." markasının 1998 yılından beri fiilen,

2002 yılından beri de tescilli olarak davacıların rıza ve bilgileri dahilinde kullanılıp tescil edildiğini, müvekkiline ait markalar üzerinde çeşitli tasarruflarda bulunulmuş olmasının, hak kazanılmış markanın franchising ticari modelinde kullanılmasının hukuka aykırı olmadığını, müşterek marka olan " ..." markasında "1871" ibaresinin bulunmadığını, taraf markaları arasında iltibas bulunmayıp, müvekkili markalarının farklı olduğunu ve ayırt edilebildiğini, sözleşmeye konu markanın da ... değil ... markası olduğunu, müvekkili markalarının haksız rekabet de oluşturmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava konusu edilen işaretleri kendisine marka olarak seçerken “spekülasyon, yedekleme, şantaj vs.” gibi amaçlarla hareket ettiğine dair bir emarenin davacılar tarafından dava dosyasına sunulmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde geçen “sözleşmeye taraf olanların müşterek marka üzerindeki haklarını kısmen veya tamamen devretme, satma ve kiralama yasağı”nın ifade ediliş biçimi kapsamına “yeni marka tescil başvuruları yapma” hususu girmediğinden,

sözleşmeye aslen veya davacının tabiri ile “veraset yoluyla” taraf olmuş olanların yeni markalar için tescil başvuruları yapmasının, sözleşmenin en azından lafzına aykırı olmadığı ve sözleşme serbestisine rağmen sözleşmeyi akdedenlerin sözleşme metninde böyle bir iradeyi zaptetmemiş olmalarının, yeni marka tescilleri dosyalamanın sözleşmenin ruhuna da aykırılık taşımadığı,

taraflar arasında önceki tarihlerde yargıya intikal etmiş olan bir uyuşmazlık konusunda inşa olunan kararda davalının “kötüniyetli” olduğu yönünde hüküm verilmiş olmasının, davalının huzurdaki davaya konu marka tescillerinde de doğrudan kötüniyetli sayılmasını gerektirmediği kötüniyet hususunun bahsi geçen davadan ayrı olarak ele alınması gerektiği, davalının kendi ismini-soy ismini marka olarak tescil ettirmek istemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşımadığı,

hükümsüzlüğü talep edilen markaların tescilinin üzerinden 5 yıllık süre geçtiğinden sessiz kalma suretiyle hak kaybı oluştuğu, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve men'i istemi yönünden yapılan incelemede taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığı, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda bulunmadığı,

SMK’nın 6/5 hükmünde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu marka başvurularını gerçekleştiren ...'nün 11.03.1972 tarihli "Re'sen Müşterek Marka Sözleşmesi"nin tarafı olduğu ve yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği bu sözleşme ile, "..." markasının müşterek marka olduğunu, markanın kısmen dahi olsa devredilemeyeceğini, satılamayacağını, kiralanamayacağını, kendisi mesleği bıraktığı halde kendi adı ile müşterek markayı kullandırarak başkalarına mal imal ettiremeyeceğini ve sattıramayacağını kabul ettiği, buna rağmen, "..." asıl unsurlu dava konusu markaları tescil ettirerek,

davalı şirkete devrettiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin anılan 30.05.2017 tarih ve 2015/14456 E.-2017/3201 K. sayılı kararı ile ... tarafından tescili ve devri gerçekleştirilen "..." ibareli markaların kötüniyetli olduğunun kabul edildiği,

marka tecavüzü iddiaları yönünden somut uyuşmazlığa uygulanması gereken SMK'nın 29/1-a hükmü uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılacağı, atıf yapılan 7. maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu,

somut uyuşmazlıkta da, davacıların "..." ibareli markaları ile davalı şirketin "..." esas unsurlu markalarının benzer olduğu, zira dava konusu markalarda yer alan ek ibarelerin markaları davacıların markalarından yeterince farklılaştırmadığı, davacı markalarıyla benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, bu benzerlik nedeniyle, davalı markalarının davacıların mesnet markalarının yeni bir versiyonu olarak algılanabilecekleri, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,

davalı vekilinin cevap dilekçesine göre, dava konusu markaların kullanıldığı davalı tarafın da kabulünde olduğundan, marka hakkına tecavüz koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI.SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/506, K. 2025/5629, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. I. Dava
  5. II. Cevap
  6. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. IV. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
  8. V. Temyiz
  9. A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/506
Karar No
2025/5629
Tarih
24 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/506 K.2025/8152
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/507 K.2025/4106
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/507 K.2025/5450
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/507 K.2025/7413
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2025/507 K.2025/11720
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2025/508 K.2025/520

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.