KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/546 E., 2025/5239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1443 Esas, 2024/1701 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/65 E., 2021/201 K.
Karar Metni
840 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ... vekili ile duruşma istemi olmaksızın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar ve değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2017/70251 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olmaları nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini,
müvekkilinin "www...com.tr" ibareli internet sitesinin 30.12.2013 tarihinde adına tescil edildiğini ve halihazırda kullanıldığını, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018-M-10966 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı markaları ile müvekkili markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, her iki markanın sınıflarının ve hitap ettiği kesimin farklı bulunduğunu, müvekkili markasının davacının marka başvurusundan yıllarca önce işletme adı olarak tescil ve ilân edildiğini, markanın müvekkili tarafından yıllardır kullanılması nedeniyle hükümsüzlük talebinde bulunulamayacağını, haksız kazanç ve kötüniyet iddialarının dayanağının olmadığını, "..." kelimesinin içinde geçtiği bir çok marka tescilinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuru kapsamında yer alan 43. sınıftaki hizmetlerin tamamının davacının itirazlarına ve davaya dayanak yaptığı 2014/04105, 2012/81844, 2012/112017, 2012/1120 09... /82145 sayılı markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, davacı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanabileceği, davacının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlık ve Türkiye’de ulaşılan tanınmışlık düzeyine ilişkin itiraz/hükümsüzlük iddialarını tevsik için herhangi bir delil ibraz etmediği, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2018-M-10966 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2017/70251 sayılı "...+ŞEKİL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/04105, 2012/81844, 2012/112017, 2012/1120 09... /82145 sayılı ".../..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarını oluşturan ibarenin dava konusu başvurunun baş kısmında aynen yer aldığı,
bu durumun markaların karıştırılmasına yol açacağı, davalı tarafından süresi içinde kullanmama defi ileri sürülmediği gibi esasen yukarıda benzer oldukları kabul edilen davacı markalarının tescil tarihleri ile dava konusu başvurunun yapıldığı tarih arasında da beş yıllık sürenin geçmediği, dolayısıyla bu yöndeki istinaf itirazının da yerinde olmadığı, davalı gerçek kişinin tescilsiz marka kullanımı savunmasını ispatlayamadığı,
kaldı ki bu savunma ispat olunsa dahi davalıya marka tescil hakkı sağlamayıp ancak marka başvurusuna itiraz imkânı tanıyacağı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tescilli bir marka ile başvuruya konu ibare arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığı, her iki ibarenin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı genel izlenim dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu bağlamda; 2017/70251 sayılı "...+şekil" ibareli başvuru markası sesçil olarak ... ibaresi yönünden davacı şirketin "..." ibareli markalarına benzemekte ise de; gerek renk, gerek şekil ile birlikte markanın görsel olarak bütünsel görüntüsü benzerlik taşımamaktadır. Başvuru markası ... ibaresinin Türkçe'de bir anlamı
bulunmayıp, Bulgarca da "bir dişi aslan" anlamına gelmektedir. Davacı markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin sözlük anlamı "yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, yerin derinliklerinden gelen ve genellikle yanardağ ağzından aşağılara doğru akan kızgın sıvı durumunda kayaç maddeleri" olup, 2012/82145 sayılı markadaki "..." ibaresi ise İngilizce bir kelime olmakla Türkçe karşılığı "hukuk, yasa, kanun" anlamındadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı başvuru markasının davacı markaları ile benzerlik taşımadığı, markalar arası karıştırmaya yol açabilecek şekilde iltibas ihtimali bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/546, K. 2025/5239, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama