KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/5745 E., 2025/7076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/604 Esas, 2025/1049 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/664 E., 2022/383 K.
Karar Metni
795 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun tanzim ettiği ''Dağıtıcı Lisansı'' kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet göstermekte olup bu faaliyeti çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda, kendi marka ve logosu altında, ... standartlarında kurulacak akaryakıt istasyonlarında akaryakıt, LPG ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirmekte olduğunu, müvekkili şirket faaliyetleri kapsamında,
davalı şirket ile 20.09.2010 tarihli ''Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'' imzalamak suretiyle davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı ve söz konusu taşınmaz üzerinde müvekkili ... lehine 24.09.2010 tarihinden itibaren geçerli 5 yıl süreli intifa hakkı tesis olunduğunu, davaya konu olan taşınmaz üzerinde akaryakıt ve satış istasyonunun bulunduğu mahalde davalı şirket tarafından akaryakıt bayilik sözleşmesine ve hukuka aykırı tutumlar sergilendiğini ve davalı şirketin aciz halinde bulunduğunu ileri sürerek müvekkilinin her türlü fazlaya ilişkin tüm dava, tazminat ve alacak hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle Samsun ili,
... ilçesi .... köyü 3 21... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve satış istasyonunun bulunduğu taşınmaz yönünden müdahalenin meni ile kal'ine müvekkili şirketin uğramış olduğu zarar ziyanının tazmini yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3. kişiye satılmış olduğunu, davalının hali hazırda malik olmadığını, eldeki dava bakımından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, ayrıca davalıya ait emtiaların güvenli bir şekilde depoya kaldırıldığını, bu hususta davacıya ihtarname çekildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmaz üzerinde davacı lehine 24.09.2010 tarihinde 5 yıl süre ile irtifak hakkı tesis edildiği, taşınmazın 28.02.2014 tarihinde tam hisse ile dava dışı ...Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ne devredildiği, üçüncü kişi malik tarafından davalı şirketin tahliyesi amacıyla ihtar çekildiği, davalı şirketin dava tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığının anlaşıldığı,
intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahip olup davacının dava tarihi itibariyle aktif husumetinin bulunduğu ancak davalı şirketin dava tarihi itibariyle pasif husumetinin bulunmadığı,
kaldı ki karar tarihi itibariyle intifa hakkının da süresinin dolmuş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın taşınmaza müdahalenin men'i ve kal'i talepleri yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği, somut olayda davalı şirketin intifa hakkı sahibi konumundaki davacının emtialarını taşınmazdan rızası ve bilgisi bulunmadan sökmek suretiyle taraflar arasındaki 20.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesine aykırı hareket ettiği, davacı şirketin feshinin sözleşmenin 45.maddesi çerçevesinde haklı olduğu,
dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda davacının sözleşme fesih tarihinden sözleşme bitiş tarihine kadar 346.897,10 TL brüt satış kâr kaybı ve sözleşme fesih tarihine kadar 75.086,12 TL kâr kaybı bulunduğunun tespit edildiği, rapora karşı taraflarca itiraz dilekçesi sunulmadığı,
davacı vekilinin 01.03.2022 tarihli dilekçesi ile talep edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin talep edildiğinden davacının talebi ile bağlı kalınarak 10.000,00 TL kâr kaybı talebi çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, davacı şirketin müdahalenin men'i ve kal istemine ilişkin taleplerinin pasif husumet yokluğundan reddine 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından fesih ihtarı gönderilmeden önce taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye devredildiği ve emtiaların sökülerek depoya yerleştirildiğinin davacıya bildirildiği, 25.03.2014 tarihinde yapılan keşif sırasında istasyonda akaryakıt satışının yapılmadığı, tabela ve pompa sayaçlarının söküldüğünün tespit edilmiş olması sebebiyle davacının müdahalenin önlenmesi ve kal talebinin yerinde olmadığı gibi davalıya yöneltilebilecek husumetin de bulunmadığı, bu hali ile mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmenin haklı nedenle feshi iddiası ile müdahalenin önlenmesi, kal ve tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5745, K. 2025/7076, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama