KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/6195 E., 2025/7709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/359 Esas, 2024/1704 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.331 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elinde 11 adet mücevheri olduğunu, işbu mücevherlerin bir kısmının kendisine hediye edildiğini, bir kısmının da ailesinden geldiğini, müvekkilinin 08.09.2006 tarihinde ...
Şubesinden bir kasa kiralandığını, müvekkilinin kiraladığı kasaya 11 adet mücevherlerini koyduğunu, kiralık kasayı kilitlediğini, kiraladığı kasanın üç anahtarından iki tanesini de kendisinin aldığını, müvekkilinin Ağustos ayının başında, kiraladığı kasasını açmak için ...
Şubesine gittiğini, şube yetkililerinin, Avukat ... 'ın dilekçesinin üzerine kendi el yazıları ile "22.12.2011 tarihinde vekalet ile yetkilendirilen ... tarafından çilingir eşliğinde açılarak kapatıldığı" şeklinde yanıt verdiklerini, müvekkilinin kasanın açılması için ... isimli kişiye bir vekalet vermemesine rağmen, bu kişi tarafından kiralık kasanın açılarak içinde bulunan mücevherlerin alındığını, olayda davalı bankanın kusurlu olduğunu, kiralık kasanın ancak hakim kararıyla açılabileceğini, müvekkilinin ...’da bulunduğu süre içerisinde bir resmi akit yaparsa adresini ...’ın adresi olarak bildirdiğini,
müvekkilinin ...’da bulunduğu süre içerisinde akit yaptığı zaman da adres olarak kardeşlerinin adresini kendi adresi olarak bildirdiğini, bir ara müvekkili ile ...'ın tatsız bir olay yaşadıklarını, ...'ın da Banka ile işbirliği yapıp müvekkilinin kiralık kasasını bankaya açtırarak içindeki mücevherleri ve takıları aldığını, haksız fiilden doğan zararların tanık delili ile ispat edilebileceğini, bu yüzden dava konusu olayda tanık dinletme istediklerini ileri sürerek dava konusu 11 adet mücevherlerinin aynen iadesine, mümkün olmaz ise davalının şimdilik 4.000.000.00 TL'yi faizi ile birlikte ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, 08.09.2006 tarihinde ... şubesinde Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesini (TBHS) imzaladığını, bunun yanında kiralık kasa hesabı açtırarak kasa kiraladığını, kiralık kasanın müşterinin banka hesabına bağlı olarak takip edilen bir bankacılık işlemi olduğunu, davacının kiraladığı kasanın kira döneminin 08.09.2011 tarihinde sona ermesi nedeniyle ilgili şube tarafından davacının adresine 25.11.2011 tarihinde ihtarname gönderilerek, kira süresinin uzatılmasının istenilmesi halinde 157,50 TL kira bedelinin ödenmesinin istendiğini, ...'ın 22.12.2011 tarihinde ... şubesine gelerek,
kendi adresine gönderilen ihtarname nedeniyle ... adına kayıtlı kiralık kasa ücretini yatıracağını ve ayrıca kiralık kasayı kapatmak istediğini belirttiğini, davacı tarafından ...'ın vekil tayin edildiği vekaletname şube tarafından incelendiğinde, usulüne uygun ve yeterli olduğunun görüldüğünü, vekilin talebine istinaden TBHS gereği şubeye çilingir çağrılarak,
davacıya ait kasanın çilingir marifeti ile açıldığını, aynen banka uygulamasında yer aldığı şekilde, kasa dairesinde yalnız bırakılan hesap sahibi yetkili vekili ... tarafından kasanın tamamen boşaltılarak kapatıldığını, vekaletname tarihinden bir gün sonra kiralık kasa hesabının açıldığını, davacının iletişim adres ve telefonu olarak dava dışı yetkili vekil ...'ın adres ve telefonunu verdiğini, kiralık kasa ücretlerinin yine dava dışı yetkili vekil ... tarafından ödendiğini, vekaletname ile davacı tarafından vekil ...'a kiralık kasa açma kapama yetkisi de dahil olmak üzere tüm bankacılık işlemlerini yapma yetkisi verildiğini, davacının,
kiralık kasaya ne koyduğunu bankaya bildirmediğini, Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuat gereğince bankanın müşterilerine ait kiralık kasaların içerisinde ne olduğu hususunda bilgi sahibi olmasının da mümkün olmadığını, davacının, ...'ın yeğeni olup Almanya'da bir temizlik firmasında çalıştığını, kabul etmemekle birlikte bir an için müvekkili bankanın özen borcuna aykırı davrandığı kabul edildiğinde ortada bir zararın doğmuş olduğunun ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; öncelikli olarak ispat külfetinin davacıya ait olduğu, gerek dinlenilen tanık beyanından gerekse istinabe vasıtasıyla alınan davacı ifadesinden, davacının iddia ettiği, rapor ile tespit edilen 30 milyon TL miktarlı mücevherata sahip olmasının hayatın olağan akışına aykırı görüldüğü,
taraflar arasında tanzim edilen 08.09.2006 tarihli sözleşmenin 2.1.3 numaralı maddesinde "genel vekaletnamelerde özel olarak bir yetki daraltımı yer almış olmadıkça genel vekaletnamelerin vekile bankayla olan ilişkilerde hesap üzerinde tasarrufta bulunmak ve hesapla ilgili tüm ilişkilerde hesap sahibini bankaya karşı temsil etmek yetkisini verdikleri kabul edilir." şeklinde düzenleme olduğu,
dava dışı ...'ın, davacı tarafından ...'a verilen 07.09.2006 tarihli genel vekaletname kapsamında hareket ettiği, bu bağlamda vekaletnamede özel olarak yetki daraltımı yer almadığından ...'ın söz konusu kasayı açmaya ve içindekileri almaya yetkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre hareket eden davalının sorumlu tutulamayacağı ancak vekalet ilişkisi kapsamında vekil olanla iç ilişkide talep hakkının saklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 17.09.2006 tarihli "DÜZENLEME GENEL VEKALETNAME" başlıklı vekaletnamenin incelenmesinde; davacı tarafından ...'ın vekil tayin edildiği, vekaletnamede taşınmaz mal satışı için yetki verildiği,
ayrıca bankacılık konusunda "BANKA İÇİN: Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahilindeki bilimum resmi veya özel banka şubelerinde, özel finans kurum ve kuruluşlarında dilediği zaman, her nam altında, gerek yeni Türk lirası ve gerekse döviz olarak hesaplar açtırmaya, açılmış veya açılacak olan hesaplara gerek yeni Türk lirası ve gerekse döviz olarak para yatırmaya, dilerse bu hesaplardan dilediği zaman dilediği kadar para çekmeye, varsa faizlerini almaya, faizlerden feragatle ana paraları almaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya, dilerse hesapları kapatmaya, yeni hesaplar açtırmaya, hesapları birleştirmeye, bankalar arası virman yaptırmaya,
adıma gelmiş ve gelecek olan havaleleri almaya, benim bu konuda yapmam gereken tüm yasal ve özel işlemleri kendi imzası ile ifa ve ikmale mezun ve yetkili olmak üzere..." şeklinde yetki verildiği, yine taraflar arasında imzalanan "TEMEL BANKACILIK HİZMETLERİ SÖZLEŞMESİ" başlıklı sözleşmenin ikinci sayfasında, tanımlar başlığı altında "Hesap: Müşterinin bankada işlem yapabilmesi için bir numara ile tanımlanan her türlü hesabı ve özellikle tasarruf-ticari mevduat hesapları ve döviz tevdiat hesaplarıdır" tanımının, aynı başlık altında,
"Kiralık kasa: Banka nezdinde bulunan ve müşteri nezdinde kiralanabilen özel kasalardır." tanımının yer aldığı, aynı sözleşmenin 13. sayfasında yer alan 9. maddesinde, "KİRALIK KASA İLE İLGİLİ HÜKÜMLER" başlığı altında davacı ile banka arasındaki kiralık kasa sözleşme ilişkisinin ayrıntılarının düzenlendiği, maddenin 4. paragrafında anahtarın, müşteri veya onun usulüne uygun olarak yetkilendirdiği kişiler tarafından kullanılacağının belirtildiği, bankacılık hizmet sözleşmenin bu hükmü gereği davacıya, talebi üzerine kiralık kasa tahsis edildiği,
dosyada yer alan 20.03.2013 tarihli banka teftiş kurulu raporunda, davacı tarafından, 08.09.2006 tarihinde kiralık kasanın açtırıldığı, kasa anahtarlarının teslim edildiğine dair kasa kartonu düzenlendiğinin belirtildiği, buna göre, davaya konu mücevherlerin bulunduğu iddia edilen kasanın, bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında kiralandığı, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin bankacılık hizmet sözleşmesi olduğu,
aynı bankacılık hizmet sözleşmesinin 2.1.3. maddesinde "Genel vekaletnamelerde özel olarak bir yetki daraltımı yer almış olmadıkça genel vekaletnamelerin vekile banka ile olan ilişkilerde hesap üzerinde tasarrufta bulunmak ve hesapla ilgili tüm ilişkilerde hesap sahibini bankaya karşı temsil etmek yetkisini verdikleri kabul edilir." açıklamasına yer verildiği, vekaletnamede, vekilin yetkisine dair bir kısıtlamaya gidilmediği,
ayrıca işlem tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/1 hükmü uyarınca vekaletin kapsamının, görülecek işin niteliğine göre belirleneceği, kiralık kasa üzerinde işlem yapma yetkisini özel yetkilendirmeye bağlayan bir hüküm bulunmadığı, kiralık kasa sözleşme ilişkisinin bankacılık hizmetleri sözleşmesinin içinde yer aldığı, banka hesabına bağlı olarak açıldığı, bu durumda banka nezdinde işlem yapma yetkisiyle ve ahzu kabz yetkisi ile donatılmış olan vekilin kiralık kasa üzerinde işlem yapabilme yetkisinin bulunduğu,
kasanın açılmasını talep eden ve çilingir marifetiyle açılmasını sağlayan vekil ...'ın kasa üzerinde tasarruf yetkisinin olduğu, davalı bankanın kasayı bu kişinin talebiyle çilingire açtırmasında ve kasa içindekilerin bu kişi tarafından alınmasına izin verilmesinde sözleşmeye aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık sözleşmesi kapsamında kiralanan kasanın davacı tarafından verilen talimata aykırı şekilde açılması ve kasada yer aldığı söylenilen ziynet eşyalarının dava dışı şahıs tarafından kasadan alınmasına sebebiyet verildiği iddiasına dayalı eşyanın misli ile iadesi, olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6195, K. 2025/7709, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama