KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/636 E., 2025/5374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1462 Esas, 2024/1764 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/169 E., 2022/146 K.
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2020/34646 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalarına dayanarak yaptığı itirazının reddedildiğini, markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal benzerlik bulunduğunu, müvekkiline
ait "..." kök ibareli markaların seri marka niteliği taşıdığını, dava konusu başvurunun da bu seri markalarla iltibasa yol açacağını, markalar arasında işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimi yaratacağını, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve davalının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını, başvuru konusu ibarenin, kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin başvuruya konu ibare üzerinde öncelik hakkının olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-2156 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markaların bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, farklı tüketicilere hitap ettiğini, müvekkili başvurusunun kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan - kararda sayılı 9., 35 ve 42. sınıf- mal ve hizmetler yönünden markanın hedef kitlesi nazarında ayırt edici nitelik taşımadığı, yapılacak hizmetin niteliğine ve kaynağına gönderme yapması durumu gündeme gelebileceğinden bu sayılı mal/hizmet açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-(c) hükmü gereği mutlak ret sebebi oluştuğu, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 hükmündeki iltibasın bulunmadığı,
davacı tarafın "şekil +..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin ispatlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/4-5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin ispatlanmadığı,
davacının "şekil +..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil, diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının, SMK'nın 6/9 hükmü anlamında başvurunun kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...+şekil" ibaresinin, İlk Derece Mahkemesince belirtilen mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelik taşıdığı, SMK'nın 5/1-(c) hükmü koşullarının sayılan mal ve hizmetler yönünden oluştuğu, zira Türkçe'de dijital koruma anlamına gelen dava konusu başvurunun, belirtilen mal ve hizmetlerin dijital bir platformda güvenli bir şekilde yapılacağı gibi kavramsal çağrışımları tüketici nezdinde yaratacağı, tüketicinin bu ibareyi belirtilen mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde, elektronik ortamda güvenli bir işlem olarak yorumlayabileceği,
başvuruda yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olmadığı, marka başvurusuna itiraz aşamasında, davacı tarafın itiraz dilekçesinde açıkça mutlak ret nedenlerine de dayandığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davanın YİDK kararının iptali talebi ile birlikte markanın tescili halinde hükümsüzlüğü talepli açılmış bulunmasına ve dava dilekçesinde mutlak ret nedenine de dayanılmış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/636, K. 2025/5374, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama