KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/719 E., 2025/6478 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/133 Esas, 2024/579 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.327 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.10.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 19.02.2007 tarihinde 127.000,00 USD değerindeki ekskavatörün kiralanması konusunda davalı ile anlaştığını, bu sözleşmeden kaynaklanan borç için davacı şirket yetkilisi ...'nın şahsi kefilliğinin alındığını, yine ...'ya ait taşınmaz üzerinde 850.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, davalı şirket tarafından davacı şirket yetkilisine noter haricinde sözleşme imzalatıldığını, imzalatılırken sözleşme aralarına taksit tutarlarını belirten A4 kağıdına tanzim edilmiş bonoların sıkıştırıldığını, sözleşmenin bir parçasıymış gibi imzalatıldığını, taksitlerin ödenmesinde gecikildiğini,
davalı şirketin 18.02.2008 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2008/95 E. sayılı dosya ile hatalı olarak gönderilen ihtarname esas gösterilerek taraflar arasında yapılan finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmesi konusunda dava açtığını, davacı şirketin savunması alınmadan 15.04.2008 tarihinde sözleşmenin feshine karar verildiğini, kararın kesinleşmesi beklenmeden davacının zilyetliğinde bulunan finansal kiralama konusu iş makinesine el konulduğunu, davacılardan ...'nın finansal kiralama borcuna vermiş olduğu ipotek haricinde müteselsil kefillik gibi bir iradesinin olmadığını, ...
Noter1iği'nin 19.02.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı finansal kiralama akdinde bulunan imzalarının üzerinde müteselsil kefil ibaresinin geçmediğini, davalı şirketin müvekkilinin bilgisizliğinden yararlanarak sözleşmeyi imzalattırdığını, müvekkilinin notere hiç gitmediğini, ...'nın herhangi bir müteselsil kefilliğinin de bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya 10.000,00 borçlu olmadığının tespitine, müvekkili ...'nın müteselsil kefil olmadığının tespitine, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili 24.12.2012 tarihli dilekçesi ile yapılan ödemelerden sonra müvekkilinin 19.811,60 TL borcu kaldığını, ancak icra takibinin 295.000,00 TL üzerinden başlatıldığını, %250 faiz oranına da itiraz ettiklerini, avans faizi uygulanması gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin davalıya fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 275.188,40 TL borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkili ...'nın müteselsil kefilliğinin bulunmadığının tespitine, sözleşme faiz oranının yıllara göre değişen avans faiz oranı olarak tespitine, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar aleyhine davalı şirkete olan borç sebebi ile takip başlatıldığını, borcun ekskavatörün finansal kiralama sözleşmesiyle davalıya kiralanmasından kaynaklandığını, davacıların sözleşmeden kaynaklanan kira borçlarını zamanında ödemediğini, dava dilekçesinde şirket yetkilisine noter haricinde A4 kağıdına tanzim edilmiş bonoların imzalatılmış olduğunun beyan edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) düzenlendiği üzere bononun şekil şartları arasında kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, kime ya da kimin emrine ödenecekse onun ad ve soyadı, senedin düzenlendiği gün ve yeri,
senedi düzenleyenin imzasının bulunmasının yeterli olduğunu, noterde resmi şekilde tanzim edilme gerekliliğinin bulunmadığını, borçluların senetlerin davalı tarafından aldatılarak alındığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesi konusu makinelerin tesliminden sonra ödeme planının değiştirilmiş olduğunu, yeni ödeme planının borçlu ve kefillere tebliğ edildiğini, davacının bu yeni ödeme planını kabul ettiğini, ödemelerini tebliğden sonra yeni ödeme planına göre yaptığını, davacı ödemede temerrüde düşünce ödeme ve fesih ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen ödemenin yapılmadığını,
finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirket nezdinde doğmuş güncel borcunun 775.811,92 TL olduğunu, ipotek takip tarihi itibariyle davacıların davalıya borcunun 335.403,00 TL olduğunu, faiz oranının taraflar arasında kabul edildiğini, itirazı kabil bir husus olmadığını, ticari takip tarihleri itibariyle ana paraya uygulanan temerrüt faizinin %250 olmadığını, %100 olduğunu, davacı tarafın temerrüt faizine ilişkin itirazlarının taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu,
davacıdan sözleşmenin feshinden sonra geri alınan iş makinesinin satışından elde edilen meblağın borçlunun borcundan düşüldüğünü, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin noter huzurunda düzenleme şeklinde imzalandığını, davacı ...’nın sözleşme konusu borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ilk kararda davacı ... yönünden kısmen kabul kararı verilmiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ilamında dava tarihi itibariyle alacak borç durumunun tespiti noktasında bozma kararı verildiğinden bu davacı yönünden usuli kazanılmış hak oluşmayacağının anlaşıldığı, ilk kararda temerrüt faiz oranının %100 olarak hesaplanarak bulunan tutarların esasın alındığı,
temerrüt faiz oranın tespitine yönelik bir bozma olmadığından temerrüt faiz oranının %100 olduğu hesaplamaların dikkate alınması gerektiği, davacı kefilin kefalet limiti ve ayrıca temerrüdünün sonuçlarından da sorumlu olduğu, ... Bankası ...
Şubesi’ne ait ... çek numaralı, 15.09.2008 keşide tarihli, 30.000,00 TL bedelli çekte davalının cirosunun karalandığı (iptal edildiği), karalamalar bulunsa da davacı şirket tarafından davalı ... şirketine ciro edildiği, davalı ... şirketinin cirosundan sonra ... Bank A.Ş. ...
Şubesi’nin kaşesinin bulunduğu, bankanın 06.02.2014 tarihli yazı cevabında, çek aslının banka şubesine ibraz edildiğini, iptal işlemi yapıldığını bildirdiği, çekte davacı şirketten sonra davalı ... şirketinin cirosu bulunduğundan bu çek bedeli kadar bir ödeme almadığını ispat yükünün davalıda olduğu, dosya kapsamına göre davalının çekin ödenmediğini ispat edemediği, çekin ödeme olarak hesapta dikkate alınması gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamaya göre davalının dava tarihi itibariyle 194.487,77 TL kira alacağı ile 641.809,33 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 836.297,10 TL alacaklı olduğu,
menfi tespit talep edilen tutarın ise 275.188,40 TL olduğu, dava tarihi itibariyle davacıların menfi tespit talep edilen tutardan daha fazla borçlu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle davacıların, davalı tarafından talep edilen miktar kadar borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı ... şirketi tarafından davacılar hakkında başlatılan 2008/3219 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında, 295.000,00 TL alacağın %250 oranında faizi ile tahsili talep edilmiş, davacılar vekilince sunulan 24.12.2012 tarihli dilekçe ile yapılan ödemelerden sonra müvekkilinin 19.811,60 TL borcu kaldığı, ancak icra takibinin 295.000,00 TL üzerinden başlatıldığı,
%250 faiz oranına da itiraz ettikleri, avans faizi uygulanması gerektiği belirterek davalarının kabulü ile müvekkillerinin davalıya fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 275.188,40 TL borçlu olmadıklarının tespitine, müvekkili ...'nın müteselsil kefilliğinin bulunmadığının tespitine, sözleşme faiz oranının yıllara göre değişen avans faiz oranı olarak tespitine, %40 kötüniyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece verilen ilk karar ve bu karara yönelen istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı Dairemizin 01.12.2022 tarihli ilamı davacılar vekilinin temyizi ile bozulmuştur. Bozma ilamında, davacıların diğer temyiz itirazları reddedilmiş olup 15.09.2008 keşide tarihli çekin de ödeme olarak değerlendirilmesi, alacaklılık- borçluluk durumunun dava tarihine göre tespit edilmesi ve ayrıca vekâlet ücreti yönünden bozma yapılmıştır. Bozma ilamından sonra Mahkemece alınan bilirkişi raporları çerçevesinde dava reddedilmiş olup bu karara karşı davacılar vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur.
Öncelikle ilk karar davacılar vekilince temyiz edilmiş olmakla ilk kararda davacı ... bakımından verilen kısmen kabul kararında açıklanan miktar bakımından anılan bu davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemenin aksi yöndeki kabulü isabetsizdir.
Öte yandan Mahkemece bilirkişilere, dava tarihi itibariyle borçlu olunmadığı talep edilen 2008/3129 E. sayılı takip dosyasında ulaşılan borç miktarının ne olduğu (talep edilen asıl alacak ve talep edilen %250 faiz oranı ile) belirlettirilip, diğer yandan da dava tarihi itibariyle borçlu olunan miktarın ne olduğu belirlettirilip (borçlu olunan miktar, uygulanacak %100 faiz oranı, 15.09.2008 keşide tarihli çek dahil yapılan tüm ödemelere göre belirlenecek gerçek borç miktarı, yine davalı vekilinin cevap dilekçesindeki güncel borç miktarına (775.811,92 TL) ilişkin beyanı da dikkate alınarak),
davacıların borçlu olmadıklarının tespitini istedikleri miktara göre bir değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi ve ayrıca yine faiz oranına ilişkin itiraz olduğu, menfi tespit isteminin faiz oranını da içerdiği gözetilerek buna ilişkin uygulanacak faiz oranının %100 olarak belirlenmemesi isabetsiz olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/719, K. 2025/6478, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama