KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/752 E., 2025/5901 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1821 Esas, 2024/2020 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/168 E., 2022/155 K.
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait “...” markasının ilgili sektörde
uzun yıllardır kullanıldığını, tanınmış marka olarak korunduğunu, davalı şirketin ait 2020/19694 sayılı “... ” ibareli
marka başvurusunun 09/12/35/37/40/42. sınıflar için yapıldığını, müvekkilini başvuruya itirazlarının reddedildiğini, taraf markalarının
aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvuru markasının davacıya ait seri marka olarak düşünülebileceğini, davacının "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, aynı zamanda ticaret ünvanından kaynaklanan hakkının da bulunduğunu, davalı şirketin gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tanınmışlığa sahip "..." ibareli davacının seri markaları sayesinde haksız kazanca kavuşacağını, başvurunun kötüniyete dayandığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme
Kurulunun (YİDK) karanının iptaline, “... ” ibareli
başvuru markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik ya da karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, özgün bir logosu olan davalı şirketin davalının gemi, yat ve elektrik gibi alanlarda faaliyet göstermesi nedeniyle mavi rengin denizi, yeşil rengin doğayı sembolize ettiğini, " ..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayan tarihi bir kullanım alanına sahip olduğunu, bir kişi ya da kurumun inhisarına bırakılamayacağını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, sektörel anlamda birbirinden çok uzak iki şirketin tanınmışlığı nedeni ile birbiri aleyhine veya lehine menfaat sağlamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şirketin "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmündeki iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 hükmü anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 hükmü anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/752, K. 2025/5901, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama