İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/840 K.2025/5647

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri…

Esas2025/840Karar2025/5647Tarih24 Eylül 2025Okuma8 dk · 1.515 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2025/840 E., 2025/5647 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Eylül 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/991 Esas, 2024/2111 Karar
Hüküm
Kısmen kabul
İlk derece mahkemesi
... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2020/236 E., 2022/87 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.515 kelime·8 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu "..." ibareli markasını, 1988 yılından beri gıda ürünleri ile yiyecek ve içecek sağlanması

hizmetlerinin sunumunda yoğun ve kesintisiz şekilde kullandığını, "..."

ibareli tescilsiz markayı taşıyan yiyecek ve içecek sağlanması hizmeti sunan işletmeyi davacının 2011 yılında

devraldığını, devirden önceki dönemde markanın çeşitli şekillerde kullanımlarının olduğunu, ayrıca markadaki logonun grafik eser vasfı taşıdığını, 2006/49859 sayı ile davacının marka tescil başvurusunda da bulunulduğunu, ancak elde olmayan bazı nedenlerle gerekli prosedürlerin tamamlanamaması sebebiyle tescil edilemediğini, davalının ise 2015/296 89... /92452 tescil numaralı "..." ibareli markaları kendisi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin marka tescil başvurularına davalının itiraz etmesi üzerine söz konusu markalardan haberdar olunduğunu, davalının bu tescillere dayanarak müvekkilinin yaptığı marka başvurularına itiraz ettiğini, davacının gerek tescil

önceliğine sahip olduğu marka ve ticaret unvanına dayalı olarak ve gerekse de fiili kullanım önceliğine

sahip olduğu tanınmışlık kazanan tescilsiz kullanımına konu markasına dayalı olarak, aynı, ayırt edici

ve baskın unsuru içeren davalı adına tescilli söz konusu markaların hükümsüzlüğünü talep etme

hakkı bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2015/296 89... /92452 tescil numaralı markaların hükümsüzlüğünü, müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markayla gerçekleştirdiği ticari faaliyetin, davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu markanın asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacı kullanımının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, "..." ibaresinin aynı sektörde ilk olarak davalı tarafından 1973 yılından beri ve halen de aynı adresteki iş yerinde aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin hem kullanımının, hem de tescil başvurusunun davacıdan daha eski olduğundan, müvekkilinin markası için tescil talebinde bulunmasının ya da bu markayı kullanmasının olağan bir durum olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/29689 tescil numaralı "..." ve 2018/92452 tescil numaralı "...+ŞEKİL" ibareli markaların davalı adına tescilli olduğu, davalının sunduğu "..." ibareli müessese için açılma izni alındığına dair ruhsatın ...- ... ... adına kayıtlı bulunduğu, işletmesinin bu işletmenin devamı olduğuna dair dosya kapsamına delil sunulmadığı gibi 03.07.1973 tarihli iş yeri ruhsatına konu işletmenin "... Mah. .... Cad.no:1 ... / İstanbul" adresinde faaliyet gösterdiği, fotoğrafın gerçek hak sahipliğini göstermeyeceği, davalının bu müesseseyi ruhsatta adı

geçenlerden devraldığını tespit için yeterli olmadığı, 2011 yılında tescil edilen davacı ticaret unvanının da ayırıcı eki olan

"..." tanıtıcı işareti-markası üzerinde 43. sınıfta ve benzer sınıf olarak kabul edilen 30. sınıfta

davacı tarafın gerçek-eskiye dayalı hak sahipliğinin söz konusu olduğu, davacının "..." ibare ve biçimli tescilsiz marka üzerinde

gerçek (önceki kullanıma dayalı) hak sahipliğinin neticesi olarak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 154. maddesi uyarınca söz

konusu markasal kullanım altında gerçekleştirdiği ticari ve sınai faaliyetin ve bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin, davalı marka tescillerinden doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği gibi davacının gerçek hak sahipliği kabul edilmezse dahi, bu kere uzun yıllara

dayalı ciddi ve aralıksız kullanımı karşısında uzun süre sessiz kalma suretiyle hak kaybı

gündeme geleceğinden, davacının SMK'nın 154. maddesine dayalı talebinin yine yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacının menfi tespite yönelik talebi yönünden davanın kabulüne, hükümsüzlük talebi bakımından ise davalı markalarının, davacının dava tarihinden sonra devraldığı ve ıslah yoluyla dayandığı 2012 tarihli “...

...” markası ile SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimaline sebep olabileceği, davalı markalarının, davacıya ait önceki (2010) tarihli İlter ... markası ile

markaların sahipleri arasında (teşebbüsler-işletmeler düzeyinde) idari, ekonomik vb. bağlantı

olduğu izlenimi sebebi ile iltibasa yol açabileceği gibi davacının dava konusu ibare üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme gerekçesinde davacının 2012/55253 tescil numaralı 30... . sınıflarda tescilli ... ... markasının da bulunduğuna yer verilmişse de; davacının bu markayı ...

68. Noterliği'nin 04.10.2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile dava açıldıktan sonra devraldığı, davadan sonra devralınan markadan kaynaklanan haklarına dayanamayacağı göz önüne alındığında, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde bu markaya dayanılmasının usul ve yasaya uygun görülmediği, Mahkemenin gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, davacının 43. sınıfta ... ibaresi üzerinde önceye dayalı hak sahipliğini ispatladığı, davacının ... ve ... ... ibareli markayla gerçekleştirdiği faaliyetinin davalı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği,

önceye dayalı hak sahipliği ispatlandığından davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile aynı hükmün kurulmasına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı adına tescilli 2015/296 89... /92452 tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü ile davacının "..." ve "... ..." ibareli markayla gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerinin, davalının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğinin tespiti talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.Dava marka hükümsüzlüğü ile birlikte, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde düzeltilmiş gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti, marka vs. iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde.

“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir.

Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2020 tarihli 2020/11-532 E., 2020/1011 K. sayılı ilamı).

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi hem ticaret unvanları yönünden açılacak davalarda hem de markaya dayalı olarak açılacak davalarda söz konusudur.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı için hak sahibinin hakkı kullanma yetkisinden haberdar olması gerekir. Karşı tarafta güven oluşturan bir kişi artık bu davranışıyla çelişir şekilde davranıp dava açarsa bu davranışı dürüstlük kuralına aykırı düşer ve korunmaz. Önceki marka sahibinin dava açma hakkının düşmesi için karşı tarafın kullanımını bilmesi yanında bu kullanıma katlanmış olması gerekir. Kullanımı bilebilecek durumda olmayan bir kişinin dava açma hakkının düştüğünden bahsedilemeyecektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı olup olmadığının TMK’nin 2. maddesi gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.

SMK'nın hükümsüzlük hallerini düzenleyen 25/6 hükmüne göre marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyecektir. Anılan hükümde düzenlenen beş yıllık süre hak düşürücü süredir.

Hükümsüzlük davaları bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybında uygulanacak sürenin başlangıcının, tescil tarihinden başlatılması mutlak bir kural değildir. Eğer hükümsüzlüğü talep edilen marka, tescil tarihinden önce kullanılmış ise tescil tarihinden önceki kullanım tarihleri de dikkate alınmak zorundadır.(Prof. Dr. Arslan Kaya, Marka Hukuku, İstanbul 2024, s:689)

Somut olayda ise, İlk Derece Mahkemesince davacı markasının, davalıya ait markaların tescil tarihi ve öncesinde tanınmış marka statüsüne kavuşmuş olduğuna dair bir tespite dosyadaki delillerden hareketle ulaşılamadığı yine davalının tescilinde kötüniyet olduğuna dair açık delile ulaşılamadığı kabul edilip dava konusu markanın önceki hak sahipliliği ve iltibas sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince hükümsüzlük kararına ilişkin değerlendirmede, davacı vekilinin markanın hükümsüzlük istemi bakımından davalının tescilinde kötüniyetli olduğu iddiası reddedilmiş olmasına göre davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde İlk Derece Mahkemesince bu hususta verilen hüküm aynen muhafaza edilmiştir.

Davalı adına tescilli hükümsüzlük istemine konu 2015/296 89... /92452 tescil no.lu "..." ve "... ..." markalarının tescilinde davalının kötüniyetli olmadığı hususundaki usuli müktesep hakkı da gözetilip, Bölge Adliye Mahkemesince davalının tescilli markalarının asıl unsuru olan "..." ibaresini 1973 yılından beri kullandığı savunması dikkate alınarak SMK'nın 25/6 hükmünde düzenlenen sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin koşulların anılan markalar yönünden oluşup oluşmadığının usulünce tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeksizin eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/840, K. 2025/5647, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. I. Dava
  5. II. Cevap
  6. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. IV. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
  8. V. Temyiz
  9. A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
  10. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/840
Karar No
2025/5647
Tarih
24 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/840 K.2025/7589
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2025/841 K.2025/5759
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/841 K.2025/4269
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/841 K.2025/7584
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/842 K.2025/6389
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/842 K.2025/4549

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.