KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2011/4802 E., 2011/8983 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Taksirle yaralama
- Hüküm
- 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 62, 51/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, katılanların şikayetleri devam etmekte olup, zararlarının giderilmediği ve mahkemenin “Müştekilerin zararları tazmin edilmemiş olduğundan CMK.
231 maddesi tatbik edilmemiştir.” şeklindeki gerekçesi dosya kapsamına uygun, yasal ve yeterli görülmekle, ayrıca mahkemece kararın gerekçesinde, sanık hakkında karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanmamasına karar verildiğinin belirtilmiş olması;
bu hususun kısa kararda belirtilmemiş olmasının hükmün esasını etkilemeyeceği gibi 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesinde “Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan Kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, Kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olup; mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilerek mahkumiyete ilişkin uygulanan Kanun ve maddelerinin kısa kararda gösterilmiş bulunması karşısında;
tebliğnamedeki “yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden CMK'nın 231. maddesinin uygulanmadığı” ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilip verilmediğinin kısa kararda gösterilmemesi sebebiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edildiği düşüncesiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe; sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken uygulanan Kanun ve maddesi gösterilmemiş ise de, bu husus mahallinde ilavesi mümkün noksanlık olarak kabul edildiğinden,
tebliğnamedeki bu sebeple bozma öneren (2) numaralı görüşe; ...'nın katılan mağdurlardan Dilek'in eşi, Aliye ve Büşra'nın babası olup, ... ve ...'nın aynı vekile “kendilerine asaleten, çocukları Büşra ve Aliye'ye velayeten” usulüne uygun vekaletname verdikleri, katılanlar vekili tarafından verilen 22.03.2007 havaleli dilekçe içeriğinde, “vekil edenlerinin katılan olarak kabullerine karar verilmesi” talebinde bulunduğu ve salt dilekçenin üst kısmında ...'nın ismine yer verilmemiş olmasının adı geçenin katılma isteminde bulunmadığı sonucunu doğurmayacağı,
kaldı ki katılanlar vekilinin 22.03.2007 tarihli oturumda “katılmamıza karar verilsin,sanıktan şikayetçiyiz” şeklinde beyanda bulunduğu ve ibraz ettiği vekaletnameye istinaden mahkemece ... ve ...'nın kendilerine asaleten, çocukları Büşra ve Aliye'ye velayeten davaya katılan olarak kabullerine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
esasen katılanların kendilerini aynı vekille temsil ettirmeleri karşısında, ...'nın katılan olarak davaya kabulünde sanığın aleyhine bir sonuç doğmadığı da anlaşılmakla, tebliğnamedeki talebi olmadığı halde ...'nın davaya katılan olarak kabulüne karar verildiği düşüncesiyle bozma öneren (3) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/4802, K. 2011/8983, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama