KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2011/6837 E., 2012/1376 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Dava
- 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
- Hüküm
- Maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Davacının tazminat talebine ilişkin hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Davacı hakkında 25.08.2004 tarihinde rüşvet vermek suçundan tutuklama kararı verilmiş ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 231/1,214, 219/3. maddeleri gereğince kamu davası açılmıştır. Yargılama devam ederken 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmiş ve mahkemece “sanığın eylemi gerçekleştirdiği tarih olan 25.8.2004 tarihinde rüşvet vermek suçunu oluşturmakla ile birlikte 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nında rüşvet suçunda haklı bir hususun temini için teklif edilen menfaatin rüşvet suçu olarak düzenlenmemiş olması karşısında sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE” karar verilmiştir.
Haksız tutuklamadan kaynaklanan taleplerde, davacı hakkında beraat kararlarının yerinde olup olmadığı yönünde inceleme ve araştırma yapılmamakla birlikte davacının 5271 sayılı CMK’nın 144. maddesinde belirtilen tazminat alamayacak kişiler arasında sayılan “sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenleme getiren kanun” kapsamındaki kişilerden olup olmadığının araştırılması gerektiğinden istisnai olarak ta olsa beraat kararlarının bu yönde verilmiş bir karar olup olmadığına bakılması gerekmektedir.
Olaya konu haksız işlemin yapıldığı 25.08.2004 tarihi itibariyle 5320 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince 466 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesi karşısında tazminat davasının dayanağı olan ceza davasında verilen rüşvet suçuna ilişkin beraat hükmünün 5237 sayılı TCK’da suç olarak düzenlenmediği gerekçesine dayandığı bu durumun 466 sayılı Kanunun 1. maddesi kapsamında kalmadığından davacı lehine tazminata hükmedilmeyeceğinden bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken beraat kararının 16.01.2006 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşen bu kararın davacıya tebliğ edilmediği ve 03.05.2006 tarihinde açılan tazminat
davasının süresinde açıldığı halde davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmesi yerinde değilse de sonucu itibariyle red kararı doğru olduğundan tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/6837, K. 2012/1376, 27 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama