KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2013/14672 E., 2013/21884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Dava
- Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
- Hüküm
- Davanın Reddi
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Davacıların tazminat taleplerinin reddine ilişkin hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacıların yasadışı örgüt üyeliği ve örgüte yardım ve yataklık suçundan yakalanarak bir süre gözaltında tutulduktan sonra davacı ...'in tutuklandığı, ...'in ise serbest bırakıldığı ve Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/21 esas, 2008/37 karar sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucu sanık olan davacıların atılı suçtan beraatlerine karar verildiğinin iddia olunması ve aynı yöndeki kabul karşısında, dava tarihinde tazminat talebine esas Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili ceza dava dosyasında verilen beraat hükmünün kesinleşip kesinleşmediği,
kuşkuya yer verilmeyecek ve Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde belirlenmesinden sonra, hükme gerekçe olarak gösterilen Yargıtay 9. Ceza Dairesinin davacılar vekiline tebliğine ilişkin tebligat parçaları dosyaya eklenerek tazminat davasının kesinleşmeden itibaren yasal süresinde açılıp açılmadığının saptanması ve sonucuna göre davacıların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken tazminat davasına esas teşkil eden Yargıtay denetiminden geçmiş ceza davasına ilişkin kesinleşmiş beraat kararı, ilgili Yargıtay ilamı ile gözaltına altına alma,
tutuklama ve serbest bırakmaya ilişkin belgelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, tazminat istemine esas Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/21 esas, 2008/37 sayılı kararı ile sanıkların (davacıların) beraatine karar verilmiş olduğu, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince onanarak 27.10.2010 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşmiş beraat kararının davacıların vekiline 03.02.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesindeki 3 aylık süreden sonra 16.06.2011 tarihinde açıldığı gerekçesi ile süre yönünden reddine karar verilmiş ise de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince; “Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlamayı amaçlamış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesini, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından belirtilen hususuların gösterilmesi konusunda zorunluluk getirilmiştir.Bu temel ilkenin kaynağını yalnız Anayasa değil, 5271 sayılı CMK. ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi de oluşturmaktadır.
Bu hükme paralel olarak 5271 sayılı CMK.nın 34. maddenin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanunun 231. maddenin ikinci fıkrasında, “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” Üçüncü fıkrada “Beraet eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.” amir hükmü yer almaktadır. Kanunun 232/6. maddesinde ise.
“Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Yasal düzenlemelere bakıldığında; gerek yüze karşı verilen, gerekse yoklukta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu kılınmıştır.
Somut olayda tazminat istemine esas beraet kararına ilişkin, hüküm fıkrasında, sanıklara (davacılara) tazminat talep etme hakkları olduğunun hatırlatılıp hatırlatılmadığı, hatırlatılmış ise kanun yolunun süresi, kanun yoluna başvuru şekli ve başvurunun hangi makama yapılacağının yasal düzenlemelere uygun bir biçimde gösterilip gösterilmediği ve kesinleşmiş beraet hükmünün bizzat davacılara tebliğ edilmiş olması gerektiği de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi,
Kabule göre de;
a)-Tazminat talebine ilişkin dava dilekçesinin aslı veya onaylı örneği yerine onaysız fotokopisi ile yetinilerek onaysız örneğin hükme esas alınması,
b)-16/06/2011 olan dava tarihinin gerekçeli karar başlığında 15/06/2011 olarak yazılması,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/14672, K. 2013/21884, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama