KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2013/8445 E., 2013/15368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Hüküm
- 6450 TL maddi, 8000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasanın Kişi hürriyeti ve güvenliği alt başlığında yer alan 19. maddesinde:“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.” ve aynı şekilde 40/son maddesinde de “Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” hükümleri bulunmaktadır.
Yine Anayasanın 90. maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Bu durumda sorunun çözümünde yetersiz kalan 466 sayılı Kanun ve CMK’nın 141-144. maddeleri yerine yukarda açıklandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi doğrultusunda sorunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin onayladığı İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye ile ilgili vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çözmek gerekir.
Bu itibarla; 2709 sayılı TC. Anayasası'nın 19/son, 40/son ve 90. maddeleri gereğince iç hukuk kapsamında kanun hükmünde bağlayıcılığı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı düzenlemeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına göre, davacının koruma tedbirine konu mahkum olduğu ceza davasında tutuklu kaldığı sürenin sonuç olarak tayin edilen ceza miktarı nazara alındığında bu sürenin çok uzun olduğu ve adı geçen Sözleşmenin 5/3. maddesine aykırılık oluşturduğu kabul edildiğinden mahkemenin gerekçesinde açıkladığı koşullu salıverme tarihi ile tahliye tarihi arasındaki sürenin haksız tutuklamaya konu olduğu yönündeki kabulü isabetli bulunmuş tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Davacı vekili; davacı müvekkilinin 14.04.2008 tarihinde tutuklanıp, 16.02.2010 tarihinde tahliye olduğunu, yargılandığı suçtan 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası aldığını, suç 5275 sayılı infaz yasasından yararlanarak erken tahliye olması gerektiği, tutuklu kalması ve davanın uzun sürmesi nedeniyle 323 gün süre ile fazladan cezaevinde kaldığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.
Tazminat davasının dayanağını teşkil eden Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/398 Esas, 2010/56 Karar sayılı ilamı ile davacının Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan 14.04.2008 tarihinde tutuklandığı ve 16.02.2010 tarihine kadar 1 yıl 10 ay 8 gün süre ile tutuklu kaldığı,
yargılama sonucunda eyleminin uyuşturucu madde kullanma suçuna dönüştüğü belirlenerek TCK'nın 191/2, 62. Maddeleri uygulanmak suretiyle 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezasına hükmedildiği ve anılan ilamın temyiz edilmeksizin 24.02.2010 tarihinde kesinleştiği, ceza dava dosyası içersindeki müddetnameye göre davacının anılan suçtan koşullu salıverilme tarihinin 02.04.2009 olduğu ve bu tarihte tahliye edildiği,
16.02.2010 tarihi arasında toplam 320 gün fazladan tutuklu kalınan sürenin tazminat istemine konu kabul edilmesi gerektiği, hükmün gerekçesinin de bu yönde olduğu anlaşılmasına rağmen, toplam tutukluluk süresi üzerinden maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması, manevi tazminat tayininde ise hangi sürenin hükme esas alındığının açıklanmaması ayrıca asgari ücret üzerinden maddi tazminata hükmedilmiş olması karşısında, hesaplamada hafta sonu, dini ve milli bayram tatilleri nedeniyle indirim yapılması,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/8445, K. 2013/15368, 5 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama