KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2014/18545 E., 2015/9031 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olmak
- Hüküm
- Her iki suçtan sanığın ayrı ayrı beraatine
Karar Metni
660 kelime·3 dk okuma
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olmak suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre katılanlar vekillerinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa Mahkemesi'nin 13/10/2012 tarih, 28440 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile 2863 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde.
Yüksek Mahkemece “mülkiyet hakkı ihlali” iddiasının kabul edilmediği, ancak, hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “belirlilik ilkesi” ne göre, kişilerin maliki bulundukları taşınmazların korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı niteliğiyle tescilli olduğunu ya da sit alanı içerisinde kaldığını öğrenmeleri gerektiği hususunun vurgulandığı, iptal hükmündeki gerekçeler doğrultusunda, 2863 sayılı Kanunun “tespit ve tescil” başlıklı 7. maddesinin 6498 sayılı Kanun ile değiştirildiği,
buna göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilmesi; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulması gerektiği; belirtilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak,
taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılacağı. 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin amacının ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu,
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, ...Yüksek Kurulu'nun 13/01/1979 gün, 10888 sayılı kararı ile doğal sit alanı olarak tanımlanan ve ...
Koruma Kurulu'nun 23/02/1991 gün, 1624 sayılı kararı ile 1. derece doğal sit alanı olarak belirlenen ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 109 ada 4 parsel etrafına suç tarihinde sanık tarafından betonarme nitelikte duvar inşa edildiğinin tespit edilmesi üzerine açılan kamu davası ile ilgili olarak, 13/01/1979 tarihli Yüksek Kurul kararının 18/11/1983 tarih, 18225 sayılı Resmi Gazete ile 23/02/1991 tarihli Koruma Kurulu kararının ise ...
Kaymakamlığı'nda 08/02/1999-10/02/1999 tarihleri arasında ilan edilmiş olması, sanık tarafından 19/08/2012 tarihli dilekçe ile arazisine istinat duvarı yapmak amacıyla...Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü'ne müracaat edilmesi ve taşınmazın, niteliği herkes tarafından bilinen mutat yerler arasında bulunması hususları dikkate alındığında, sanığın dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanı sınırlarında kaldığını bildiği, buna rağmen etrafına duvar örmek suretiyle fiziki ve inşai müdahalede bulunup, atılı eylemi işlediğinin tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu, anlaşılmakla birlikte;
Bünyesinde koruma, uygulama denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşai ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/4. maddesi gereğince cezalandırılması gerekeceği, bu kapsamda, suça konu taşınmazın bulunduğu ilde suç tarihi itibariyle belediye başkanlığı veya il özel idaresi bünyesinde koruma, uygulama denetim bürosu kurulup kurulmadığı araştırılıp, eğer kurulmuş ise, taşınmazın bulunduğu yerin koruma, uygulama denetim bürosunun sorumluluk alanı kapsamında olup olmadığı hususu tespit edilip,
sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, 6498 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, suça konu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin koruma bölge kurulu kararlarının sanığa tebliğ edildiğine veya mahallinde ilan edildiğine ilişkin belge bulunmadığı, bu durumda sanığın suç kastı ile hareket etmediği gerekçe gösterilerek, beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/18545, K. 2015/9031, 27 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama